Anadolu Selçuklu Devleti döneminde, Sultan II. Mesut devrinde Tokat'ta inşa edilmiş olan Halef Sultan Zaviyesi (diğer adıyla Halef Sultan Hankahı), şehrin fethinin ardından yüzyıllar boyunca çok yönlü bir sosyal merkez olarak hizmet vermiştir. Yapı, yerel bir bey ve hanedan soyundan olduğu düşünülen Halef İbn Süleyman adına yaptırılmıştır. Zaviye, kuruluşundan itibaren Osmanlı Devleti'nin yıkılışına dek yolcuları, mutasavvıfları, öğrencileri ve fakirleri ağırlamıştır.
Tarihçesi ve Vakıf Geleneği
Zaviyenin geçmişine ışık tutan en önemli belgelerden biri, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan 18 Şubat 1295 tarihli vakfiyedir. Bu vakfiye gereğince tekkeye gelir sağlamak amacıyla köy, değirmen ve bahçeler vakfedilmiştir. Vakfiyede ayrıca zaviyede konaklayan sofilere yemek verilmesi şartı açıkça yer almaktadır. İlk kurulduğunda şehrin dışında konumlanan bu yapı, zamanla Tokat'ın büyümesiyle şehir merkezinde kalmıştır. Başlangıçta herhangi bir tarikata bağlı olmasa da, 19. yüzyılın ortalarından itibaren Nakşibendiler ve Rufailer gibi tarikatların ilgisini çekmiş ve bu tarikatlar zaviyede şeyhlik görevini üstlenmek için dilekçeler sunmuşlardır.
Mimarisi ve Yapısal Özellikleri
Dikdörtgen planlı bir mimariye sahip olan Halef Sultan Zaviyesi, orijinal dokusunu büyük ölçüde korumayı başarmış yapılardan biridir. Güney ve doğu yönlerinde girişleri bulunan yapının ana kapısı, farklı renk tonlarına sahip blok taşlardan inşa edilmiş kemerli bir tasarıma sahiptir. Giriş kapısından içeri adım atıldığında, üzerinde iki adet kubbe bulunan odalar ziyaretçileri karşılar. Bu odalardan geniş olanının toplantı salonu olarak kullanıldığı ve dervişlere tahsis edildiği bilinmektedir. Yapının en geniş bölümünü ise semahane oluşturmaktadır. Pencerelerinin ise bazıları büyük, bazıları ise küçüktür.
Zaviyenin Günümüzdeki Durumu
Tarih boyunca geçirdiği büyük bir doğal afet sonucunda zarar gören ve özellikle üst kısmındaki kubbesinde bazı yapısal bozukluklar oluşan Halef Sultan Zaviyesi, kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçirilmiştir. Zaman içerisinde vakfiyesinde bulunmamasına karşın gelen misafirlere kahve ve tütün ikram edilme geleneğinin de oluştuğu bu tarihi mekan, yapılan restorasyon çalışmalarının ardından halkın kullanımına açılmıştır. Eser, günümüzde Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlı bir kütüphane olarak kültürel hizmet vermeyi sürdürmektedir.