Konumu ve Banisi
Gazi Atik Ali Paşa Camii ve Külliyesi, İstanbul'un Fatih ilçesinde, II. Mahmud Türbesi'nden Çarşıkapı'ya uzanan Yeniçeriler Caddesi üzerinde yer almaktadır. Külliyenin inşa edildiği bu alan, Bizans döneminde I. Konstantin tarafından yaptırılan dikilitaşın bulunduğu Konstantin Forumu’nun sınırları içerisindedir. Fetih sonrası İstanbul'un en eski eserlerinden biri olan caminin banisi; aslen Bosnalı olan, "Hadım", "Tavaşi", "Şehit" ve "Eski" lakaplarıyla da anılan ve iki defa sadrazamlık yaptıktan sonra 1511 yılında Şah Kulu Vakası'nda şehit düşen Atik Ali Paşa'dır. Külliyenin vakfiyesi ise 1509 tarihlidir. Cami, halk arasında Sedefçiler, Eski Ali Paşa, Çemberlitaş, Dikilitaş, Vezirhanı ve Sandıkçılar Camisi adlarıyla da tanınmaktadır.
Tarihçesi ve Yaşadığı Depremler
Caminin orijinal bir kitabesi bulunmamaktadır. Ancak giriş kapısının üzerinde yer alan ve Hattat Sami Efendi imzası taşıyan 1896 tarihli kitabenin köşesine 1496 tarihi eklenmiştir ve bu yılın caminin inşa yılı olduğu varsayılmaktadır. Minare kapısında da 1897 tarihli bir besmele yer alır. Cami tarihi boyunca pek çok felaket atlatmıştır; 1648 depreminde ana kubbesi tamamen, minaresi ise şerefesine kadar yıkılmıştır. Sonrasında 1716 ve 1766 depremleri, 1865 yılındaki Hocapaşa yangını ve 1894 depreminin ardından büyük onarımlar geçirmiştir. Son dönemlerde ise en kapsamlı tamiratını 1937-1938 yılları arasında görmüş, son olarak 1981 yılında küçük bir onarımdan geçirilmiştir.
Külliye Yapıları
Külliye orijinal vakfiyesine göre; cami, medrese, imaret, hankah ve kervansaray yapılarından oluşmaktaydı. Günümüzde bu yapılardan yalnızca cami ve medrese ayakta kalabilmiştir. Divanyolu Caddesi’nin inşası esnasında medresenin bir kısmı kesilmiş, hazirenin devamında yer alan imaret ise 20. yüzyılın başlarına kadar harap vaziyette ulaştıktan sonra 1921-1924 yılları arasındaki cadde düzenleme çalışmaları sırasında tamamen ortadan kaldırılmıştır. Vakfiyede geçen kervansarayın ise yabancı elçilerin ağırlandığı Elçi Hanı olduğu tahmin edilmektedir; bu yapı 1865 Hocapaşa yangınında harap olmuş ve 1880'e doğru tamamen yok olmuştur. Hankahın ise günümüzde avlu giriş kapısı yanında bulunan ve üzerinde muvakkithane kitabesi taşıyan yapı olduğu düşünülmektedir. Caminin doğu ve batı yönlerinde yer alan hazireler, ana yol üzerinde bulunması sebebiyle pek çok önemli şahsiyetin mezarına ev sahipliği yapmaktadır.
Mimari Yapısı ve Sanatsal Detayları
Cami, klasik büyük merkezi kubbe planından ziyade T tipi olarak adlandırılan cami planlarının farklı bir biçimine sahiptir. Yapının dış cephesi tamamen ince ve yanaşık derzli kesme küfeki taşından inşa edilmiştir. Beş kubbe ile örtülen son cemaat yerinde altı adet sütun bulunmaktadır; bu sütunların dördü mermer, ikisi ise porfirdir. Giriş kapısı mermer çerçeveli olup mukarnas süslemeleriyle bezenmiştir. Caminin iç mekânı tamamen sıvalıdır ve kubbe içi, kemerler ile pencere kenarlarında devrine yakın dönemlerden kalma kalem işleri mevcuttur. Tamamen mermerden yapılan mihrabı mukarnas bezemeli olup, mermer minberi bodur bir külaha sahiptir. Caminin iç mekân akustiği için bazı noktalara ses küplerinin yerleştirildiği deliklerden anlaşılmaktadır. Orijinal alçı pencereleri günümüze ulaşamamış, yerlerine 1937-1938 onarımında beton pencereler takılmıştır; ancak mihrap cephesinde yer alan 13 adet alçı pencere 18. yüzyıldan günümüze kalmayı başarmıştır.