Bizans'tan Günümüze Ulaşan Bir Işık: Fenerbahçe Feneri
İstanbul'un Asya yakasında, Kadıköy ilçesinde semte adını veren Fenerbahçe Burnu'nda yükselen Fenerbahçe Feneri, tarihi Bizans dönemine kadar uzanan son derece köklü bir deniz feneridir. Antik dönemde bu bölgede tanrıça Hera'ya adanmış bir tapınak yer aldığı, Hera ve İreas olarak adlandırılan kayalıkların yakınındaki bu alana gemilere yol göstermesi amacıyla bir ateş kulesi inşa edildiği bilinmektedir. Günümüzde bu tarihi yapı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından aktif olarak kullanılmaktadır.
Osmanlı Belgelerinde Fenerin İnşası ve Tarihi Önemi
Osmanlı dönemi kaynaklarında 1570 senelerinde "Bağçe-i fener" adıyla kullanıldığı yazılı olan yapının ilk inşası Kanuni Sultan Süleyman dönemine dayanır. Kanuni Sultan Süleyman'ın Recep 969 (Mart 1562) tarihli fermanında, o dönemki adı Kalemiç olan burunda gemilerin gece geçerken fener olmaması nedeniyle taşa çarpıp zarar gördüğü belirtilmiş ve buraya bir fânûs yeri yapılması emredilmiştir. 1661 yılında Kömürciyan "İstanbul Tarihi" kitabında feneri, denizin içindeki metin bir temel üzerinde yükselen ve gemileri kayalara çarpmaktan korumak için her gece sabaha kadar bir yıldız gibi parlayan yekpare bir kule olarak tasvir etmiştir. 17. yüzyıl Vakanüvistlerinden Râşid de 1720-1721 tarihindeki eserinde bu feneri yeni yapılacak fenerlere örnek olarak göstermiştir. Hüseyin Ayvansarayî ise Hadîkatü'l-Cevâmi isimli eserinde fenere ait özel kulede gemilerin geçişi için büyük bir kandil yandığından bahsetmiştir.
Tarihe Tanıklık Eden Olaylar ve Cumhuriyet Dönemi
Fenerbahçe Feneri, yüzyıllar boyunca sürgün yeri ve çeşitli idamlara sahne olmuştur. 18. yüzyıla ait tarihlerde buranın sadrazam ve devlet ricalinden sürgüne gönderilenlerin kısa bir süre tutulduğu bir yer olduğu belirtilir. 1707 senesinde III. Ahmed'in kubbe veziri Seyyid Firarî Hasan Paşa, fenerin fenerci odasında, fenere çıkan kapının dibinde boğdurulmuş, başı kesilerek vücudu buradan denize atılmıştır. Kesik baş ise önce saraya götürülmüş, ardından Sarayburnu'ndan denize fırlatılmıştır. Fener, İngiliz işgali sırasında da tarihi bir olaya tanıklık etmiştir; kuleye çıkmak isteyen sarhoş İngiliz askerleri, Fenerci Mediha Hanım ve annesi tarafından elinde sopayla kovalanmıştır. Cumhuriyet’in 10. yıl kutlamalarında ışıklandırılıp süslenen fener, II. Dünya Savaşı yıllarında ise karartma önlemleri kapsamında kristali siyah perde ile kapatılarak kullanılmıştır.
Fenerbahçe Feneri'nin Mimari ve Teknik Özellikleri
Bugünkü fener binası 1837 yılında II. Mahmut zamanında yenilenmiş ve zaman zaman tamir edilmiştir. Yuvarlak tasarımlı kule, zeminden 21 metre yüksekliktedir ve üzerinde iki ayrı kat halinde etrafı parmaklıklı gezinti yerleri bulunmaktadır. Kulenin dibinde yer alan tek katlı bina ise fenere ait depo ve lojman olarak hizmet vermektedir. Sabit kristal mercek yapısına sahip olan fenerin ışığı, denizciler için tam 15 deniz mili uzaktan görülebilecek bir menzile sahiptir.