Erbaa, Türkiye'nin Tokat iline bağlı, bereketli Erbaa Ovası üzerinde konumlanmış Karadeniz Bölgesi'nin en gelişmiş ve cazibe merkezi olan ilçelerinden biridir. Osmanlı İmparatorluğu kayıtlarında 18. yüzyılın başlarından itibaren kullanılan Erbaa kelimesi Arapça "dört" anlamına gelmektedir. Niksar ve Amasya arasındaki önemli yerleşim birimleri olan Erek, Karayaka, Sonusa ve Taşâbat nahiyelerinin tek bir vergi bölgesi olarak toplanması nedeniyle "Nevahi-i Erbaa" (Dört Nahiye) adıyla anılmıştır. Zamanla bu nahiyelerden biri olan Erek'in büyük gelişme göstermesi sonucunda 1872 yılında tek başına ilçe statüsü kazanmış, diğer nahiyeler de zamanla Erbaa'ya bağlanmıştır.
Anadolu'nun En Eski Yer Altı Maden İşletmesi: Kozlu
Erbaa'nın Kozlu köyünde yer alan antik maden işletmesi, arkeoloji tarihi açısından büyük bir öneme sahiptir. Kozlu'da "Eski Gümüşlük" mevkisinde yapılan sondaj destekli aramalar ve ODTÜ Fizik Bölümü Radyokarbon Laboratuvarı'nda gerçekleştirilen C-14 analizleri, buradaki maden ocağının M.Ö. 5000 yılına dayandığını kanıtlamıştır. Bu buluş, Anadolu'daki en eski yer altı maden işletmesi olarak kayıtlara geçmiş olup, araştırmacılar binlerce yıl boyunca bölgedeki bakır ihtiyacının bu yataktan karşılandığı görüşündedir.
Hatti Mirası Horoztepe ve Altın Eserler
İlçe merkezinde yer alan Horoztepe Arkeolojik Sit Alanı, Erbaa'nın köklü tarihini gözler önüne seren en önemli keşif noktalarından biridir. Hatti Uygarlığı'na ait olan ve M.Ö. 2400-2200 yıllarına tarihlenen bu zengin sit alanında yapılan kazılarda, günümüzde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenen dünyaca ünlü "Bebeğini Emziren Ana" heykelciği gün yüzüne çıkarılmıştır. Bölge halkının o dönemde üst düzey madencilik ve sanat becerilerine sahip olduğunu kanıtlayan kazılarda; boğa ve geyik heykelcikleri, tunç mızrak ucu, törensel sistrum, hançer, kama, sap delikli baltalar, ayna ve emzikli çaydanlık gibi paha biçilemez tarihi eserler ortaya çıkarılmıştır.
Antik Roma'nın İzinde: Evpatorya ve Magnopolis
Dünyanın ilk coğrafyacısı olarak kabul edilen Amasyalı Strabon, antik adı Phanaroia olan Erbaa Ovası'nı zeytin ağaçları ve kaliteli şaraplarıyla "Pontus'un en iyi bölümü" olarak tanımlamıştır. Kelkit Çayı (Lykos) ile Yeşilırmak'ın (Iris) birleştiği Kale köyü sınırlarında, Pontus Kralı VI. Mithridates Eupator tarafından kendi adını taşıyan Eupatoria (Evpatorya) kenti kurulmuştur. Ancak Üçüncü Mithridates Savaşı sırasında kentin savunucusu Phoiniks'in sadakatsizliği ile Roma ordularına teslim olan şehir, daha sonra kralın öfkesiyle yakılıp yıkılmıştır. Şehir daha sonra Roma Cumhuriyeti'nin ünlü generali Gnaeus Pompeius Magnus (Büyük Pompey) tarafından tekrar ele geçirilerek "Büyük Pompeius'un Kenti" anlamına gelen Magnopolis adıyla yeniden imar edilmiş ve görkemli bir merkez haline getirilmiştir.