Doğu Trakya'nın Benzersiz Coğrafyası ve Doğal Değerleri
Balkan Yarımadası'nın güneydoğu ucunda yer alan Doğu Trakya, yaygın olarak alçak tepeler ve geniş ekili arazilerden oluşan panoramasıyla bilinir. Karadeniz'e paralel uzanan Yıldız Dağları ile güneyde konumlanan Koru Dağları ve Işıklar Dağı (Ganos Dağı) bölgenin başlıca yer şekilleridir. Bölgenin en önemli akarsuyu, doğudan doğup batıya akarak Meriç Nehri ile birleşen Ergene Nehri'dir. Büyükçekmece, Küçükçekmece, Terkos ve Gala göllerinin yanı sıra Alibeyköy, Sazlıdere, Kırklareli ve Süloğlu gibi çok sayıda baraj bölgenin su kaynaklarını oluşturur.
Koruma Altındaki Doğa ve Millî Parklar
Bölge, biyoçeşitliliği ve doğal güzellikleri koruyan önemli millî parklara ev sahipliği yapmaktadır. Bunlar arasında 1973 yılında kurulan Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı, 2005 yılında koruma altına alınan Gala Gölü Millî Parkı ve 2007 yılından beri korunan İğneada Longoz Ormanları Millî Parkı yer almaktadır. Kuzeyde Karadeniz kıyılarını kaplayan gür ormanlar ve İstanbul yakınlarındaki ünlü Belgrad Ormanı bölgenin akciğerleri konumundadır. Tarım için son derece elverişli olan bölgenin en bilinen simgelerinden biri ise geniş ayçiçeği tarlalarıdır.
İlk Çağlardan Antik Uygarlıklara Tarihsel Süreç
İnsanın Avrupa kıtasına ilk geçiş güzergahlarından biri olan Doğu Trakya, tarih boyunca Misyalılar, Bitinyalılar, Frigyalılar ve Galatlar gibi pek çok kavmin göç rotası olmuştur. Küçükçekmece Gölü yakınlarında bulunan Yarımburgaz Mağarası, Türkiye'nin en önemli Paleolitik yerleşim yerlerinden biri kabul edilirken; Edirne ve Kırklareli sınırlarındaki dolmenler de tarih öncesi döneme ışık tutar. Bölgenin tamamına egemen olan ilk uygarlık Trak uygarlığı olmuş ve bu savaşçı halk Odris Krallığı'nı kurmuştur. Kıyılarda Ainos, Sestos, Rodosto (Tekirdağ), Perinthos/Herakleia (Marmaraereğlisi), Byzantion ve Samlydessus (Kıyıköy); iç kesimlerde ise Adrianopolis, Bergula/Arcadiopolis (Lüleburgaz) ve Bizye (Vize) gibi önemli antik kentler yükselmiştir.
Roma, Doğu Roma ve Osmanlı İmparatorluğu Dönemleri
Büyük İskender'in Pers Seferi sırasında Byzantion hariç büyük bölümünü fethettiği bölge, Roma Dönemi'nde inşa edilen Egnatia Yolu ile ulaşım ağının merkezine oturmuştur. Doğu Roma İmparatorluğu döneminde Konstantinopolis'in başkent olmasıyla bölgenin stratejik önemi artmış; Hun, Avar ve Got yağmalarının ardından Dördüncü Haçlı Seferi ile Latin egemenliğine girmiştir. Osmanlı Devleti ise 1356 yılında Gelibolu Yarımadası'ndaki Çimpe Kalesi'ni alarak Avrupa'daki ilk toprağını kazanmıştır. 1363 yılındaki Sazlıdere Savaşı ile Edirne fethedilip başkent yapılmış, 1453 yılında İstanbul'un fethiyle bölgenin tamamı Osmanlı İmparatorluğu'na dahil olmuştur. Günümüzde Edirne'de yükselen Osmanlı mimari başyapıtı Selimiye Camii, bölgenin tarihsel ihtişamını simgelemektedir.