İstanbul'un tarihi kalbi Sultanahmet Meydanı'nda, Yılanlı Sütun'un hemen yanında yükselen Dikilitaş (veya Theodosius Dikilitaşı), köklü geçmişi ve görkemli yapısıyla kentin en önemli simgelerinden biridir. Kırmızı Asvan granitinden yapılan bu devasa Antik Mısır eseri, yaklaşık 200 ton ağırlığındadır. Orijinal yüksekliği 30 metre olan anıt, nakliye ya da dikilme esnasında alt bölümünün tahrip olması sebebiyle günümüzde kaidesiyle birlikte 24,87 metre (sadece taşın kendisi ise 18,45 metre) yüksekliğe sahiptir.
Dikilitaş'ın Köklü Tarihçesi
Tarihi kaynaklara göre Dikilitaş, ilk olarak Mısır firavunu III. Thutmose tarafından MÖ 15. yüzyılda yaptırılmış ve Karnak tapınağının yedinci pilonunun güneyine dikilmiştir. Yüzyıllar boyunca Mısır'da kalan bu devasa anıt, Roma imparatoru II. Constantius tarafından MS 357 yılında, tahtta bulunuşunun 20. yılı onuruna Nil ırmağı üzerinden İskenderiye şehrine getirilmiştir. Sonrasında ise MS 390 yılında imparator I. Theodosius tarafından gemi ile İstanbul'a getirilerek Hipodrom'daki şimdiki konumuna dikilmiştir.
Anıt Üzerindeki Gizemli Hiyeroglifler ve Cephelerin Anlamları
Dikilitaş'ın dört bir yanında Antik Mısır hiyeroglifleri yer almaktadır. Şark Mektupları kitabının sahibi Lady Montagu'nun 1718 tarihli mektuplarından birinde de bahsettiği üzere, taş murabba şeklinde yontma taştan bir ayak üzerine konulmuş dört sütun üzerinde yükselmektedir. Taşın cephelerinde yer alan hiyerogliflerin anlamları şöyledir:
Kuzeybatı cephesi: "18. sülaleden Yukarı ve Aşağı Mısır’ın sahibi 3. Thutmosis, Tanrı Amon’a kurbanını sunduktan sonra Horus’un yardımıyla bütün denizleri ve nehirleri hükmü altına alarak hükümdarlığının otuzuncu yılı bayramında bu sütunu daha nice zamanların getireceği bayramlar için yaptırdı ve dikti."
Kuzey cephesi: "Gizli ve kutsal ismin her tecellisine mazhar olan tanrı Amon’a kurbanını büyük bir acz içinde sunduktan sonra, ondan yardımlar dilenerek güneyin dostu, dinin nuru iki tacın (Aşağı ve Yukarı Mısır) sahibi, kudretli hükümdar ülkesinin sınırlarını Mezopotamya’ya kadar götürmeye azmetti."
Güneydoğu cephesi: "Güneşin doğduğu sırada sahip olduğu altın renkleri dünyaya yayan Horus’un verdiği kuvveti, serveti, kuvvetli sevgi, saygıyı taşıyan ve Aşağı ve Yukarı Mısır’ın tacına sahip olan ve bizzat Güneş tarafından seçilmiş olan firavun, bu eseri babası Ra için yaptırdı."
Güney cephesi: "Tanrı Horus’un lütfuna mazhar olan ve Güneş’in oğlu unvanını taşıyan Aşağı ve Yukarı Mısır’ın hükümdarı olan firavun, kudret ve adaletle bütün ufuklara nur saçtı. Ordusunun önüne geçti. Akdeniz’de dolaştı, bütün dünyayı mağlup etti. Sınırlarını Naharin’e kadar yaydı. Mezopotamya’ya azimle gitti, büyük savaşlar yaptı."
İmparatorluk Gücünü Yansıtan Kaide Yazıtları
Dikilitaş'ın kaidesinde, Doğu Roma İmparatorluğu geleneğine uygun olarak hem Grekçe hem de Latince yazıtlar yer almaktadır. Bu yazıtlar anıtın İstanbul'a dikiliş hikayesini iki farklı bakış açısından aktarır. Grekçe yazıt bir anlatıcı diliyle, "Devamlı bir suretle yerde duran bu taşı dikme cesaretini İmparator Theodosius gösterdi ve yardımına Proclus çağrıldı. Bu şekilde otuz iki günde yerine dikildi" derken; Latince yazıt doğrudan taşın kendi ağzından konuşarak, "Önceleri direnmiştim; fakat yüce efendimizin emirlerine itaat ederek, yenilen tiranlar üzerinde zafer çelengini taşımam gerekti. Her şey Theodosius ve onun kesintisiz sülalesine boyun eğiyor. Bana da galip geldiler ve reis Proclus’un idaresi altında otuz günde yükselmeye mecbur oldum" ifadelerine yer vermektedir. Günümüzde anıtı çevreleyen çemberle çevrili alanın toprak boyu, anıtın dikildiği antik dönemdeki toprak seviyesini korumaktadır.