Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük tatlı su ve en büyük ikinci gölü olan Çıldır Gölü, deniz seviyesinden 1959 metre yükseklikte konumlanan büyüleyici bir doğa harikasıdır. Ardahan ve Kars il sınırları içerisinde yer alan ve eski dönemlerde Palakatsio Gölü olarak adlandırılan bu havza, 123 kilometrekarelik geniş bir yüzölçümüne sahiptir. Yaklaşık 60 kilometrelik bir çevre uzunluğu bulunan gölün en derin noktası ise 42 metreyi bulmaktadır. Birçok dere ve pınarla beslenen bu eşsiz sulak alanın tek doğal çıktısı, kuzeybatıda yer alan ve Ermenistan sınırındaki Arpaçay'ın bir kolu olan Telek Çayı'dır.
Çıldır Gölü'nün Jeolojik ve Jeomorfolojik Oluşumu
Bilimsel araştırmalara göre Çıldır Gölü, bir lav akıntısı ile bir moloz mahrutunun (birikinti konisi) müştereken oluşturduğu eşsiz bir doğal baraj gölüdür. Geçmişte bugünkü Çıldır Ovası ile tek bir depresyon oluşturan havza, kuzeydoğudaki Papa Dağı'ndan inen uzun eski bir lav akıntısı ve batıdaki Kısır Dağı'nın kuzeydoğu yamacından gelen moloz mahrutunun birleşmesiyle izole edilerek bugünkü göl formunu kazanmıştır. Bölgenin jeolojik geçmişi incelendiğinde; Oligosen sonundaki şiddetli Alpin tektonik hareketleri, Miyosen devrindeki volkano-sedimanter birikimler, Pliyosen'deki dikey blok yükselmeleri ve Kuvaterner'deki Kısır ile Akbaba dağlarının volkanik faaliyetleri bu havzanın şekillenmesinde belirleyici rol oynamıştır.
Buz Altında Geleneksel Yaşam ve Balıkçılık
Bölgedeki sert iklim koşulları tarımsal faaliyetleri sınırlandırırken, göl çevresindeki geniş meralar yoğun hayvancılık için elverişli bir ortam sunar. Çıldır Gölü'nün en dikkat çekici özelliklerinden biri ise kış aylarında tamamen donmasıdır. Yılın dört mevsiminde sürdürülebilen balıkçılık faaliyetleri, yöre halkı için hayati bir ekonomik kaynaktır. Kış mevsiminde göl yüzeyini kaplayan kalın buz tabakasını kırarak avlanan balıkçılar, özellikle yörenin en popüler balık türü olan (aynalı) sazan (Cyprinus carpio) avcılığı yapmaktadır. Ancak kurak geçen mevsimler, göl seviyesinin çekilmesine ve sazanların üremesi için kritik öneme sahip sazlık alanların daralmasına neden olmaktadır.
Ekolojik Zenginlik ve Karşı Karşıya Olduğu Tehditler
Gölün kuzeybatısında seddeyle ayrılmış bataklıklar ve sulak çayırlar yer alırken, gölün ortasında çeşitli adalar bulunur. Bunların en büyüğü, üzerinde tarihi kalıntıların yer aldığı Akçakale harabelerinin hemen yanındaki adadır. Son yıllarda artan turizm potansiyeliyle birlikte havzada yeni turistik tesislerin inşası ve otel projeleri planlanmaktadır. Ancak kontrolsüz ve aşırı avlanma, erozyon, evsel kirlilik ve adalardaki insan baskısı, kuşların kuluçka alanlarını olumsuz etkilemektedir. Ayrıca DSİ tarafından gölü beslemek amacıyla yapılan derivasyon tünellerinin diğer havzalardaki kirliliği göle taşıma riski ile Karaçay ovasının ot verimini etkileme ihtimali gölün geleceği açısından hassasiyetle takip edilmelidir.