Haliç Kıyısında Tarihi Bir Semt: Cibali
İstanbul'un Fatih ilçesinde, Unkapanı'ndan Eyüpsultan'a doğru Haliç'in batı kıyısında konumlanan Cibali, kentin en köklü ve tarihi mahallelerinden biridir. 2008 yılında yapılan idari bir düzenleme ile Haydar, Haraççı Karamehmet ve Kasap Demirhun mahallelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan bu tarihi semt, Bizans surlarının içerisinde yer almaktadır. Coğrafi konumu itibarıyla karşı yakasında Kasımpaşa semtinin yer aldığı Cibali'nin yan tarafında ise Balat ve Fener semtleri bulunmaktadır. Semtin kuzey sınırından Haliç'e paralel şekilde uzanan Abdülezel Paşa Caddesi (Kadir Has Caddesi) geçmektedir.
Bizans Surlarından Cebe Ali Kapısı'na: İsim Kökeni
Cibali, zengin Bizans ve Osmanlı geçmişiyle tarihi bir öneme sahiptir. Bizans döneminde, İstanbul'un Haliç'i de çevreleyen surlarının bu bölgedeki kapısına “Porta Puteae” veya “Porta del Pozzo” dendiği söylenir. Pierre Gilles ise aynı kapıya “Porta Jubalica” dendiğini belirtmektedir; bu ismin 18. yüzyıla kadar semtte oturmuş olan İspanya kökenli Yahudilerden geldiği düşünülmektedir. İstanbul'un 1453 yılındaki fethiyle Osmanlı hakimiyetine geçen semt, ismini fetih sırasında Haliç sahilinde bulunan kale kapısından surların içerisine giren Cebe Ali'den almaktadır. Fatih Sultan Mehmet dönemi kumandanlarından olan ve Osmanlı döneminde silah lojistiğinden sorumlu Cebeciler ocağının ilk kumandanı olduğu düşünülen Cebe Ali Bey, fetihte önemli başarılar göstererek surlardan içeri girmiştir. Bu olaydan sonra girdiği kapıya "Cebe Ali Kapısı" denmeye başlanmış, zamanla halk arasında bozularak "Cibali Kapısı" halini almış ve semte de Cibali ismi verilmiştir.
Meyhaneler, Büyük Yangınlar ve Cibali Karakolu
İstanbul'un fethinden sonra Rum nüfusun yanına Türklerin de göç etmesiyle nüfusu yoğunlaşan semt, zamanla Anadolu kıyılarındaki pek çok iskelede olduğu gibi Rum meyhanelerinin oldukça yoğun bulunduğu bir kıyı mahallesi haline gelmiştir. Cibali'de yapılaşma çoğunlukla sıkışık ve ahşap malzemeli olduğu için tarihinde sık sık büyük yangınlarla karşılaşmıştır. Hatta 4. Murad dönemindeki büyük İstanbul yangını aynı sebeplerden dolayı Cibali'den çıkmış; padişah tütün ve alkol yasağını bu yangını bahane ederek semtteki yoğun meyhane ortamını ve burada içilen tütünün yangına sebep olduğunu belirterek çıkarmıştır. İlerleyen dönemlerde, 2. Mahmud zamanında semte ilk kez müslim ve gayrimüslimlerin asayişinin sağlanması amacıyla bir karakol yapılmıştır. Bu karakol, 1954 yılında geçen ünlü Cibali Karakolu adlı tiyatro oyunundan dolayı bu isimle büyük bir ün kazanmıştır.
Sosyoekonomik Dönüşüm: Tütün Fabrikası ve Kadir Has Üniversitesi
Semtte yaşanan en önemli tarihi değişim, Osmanlı İmparatorluğu'nun borçlarını ödemek için yabancılar tarafından kurulan Düyunu Umumiye aracılığıyla Fransız tütün rejisine verilerek 1883 yılında kurulan Cibali Tütün Fabrikası olmuştur. Fabrika yeri olarak Cibali'nin seçilmesinde, Eminönü ve Unkapanı arasında bulunan tütün işleme atölyelerinin fazla olması ve semtte işçi olarak çalışabilecek yoğun bir nüfusun bulunması etkili olmuştur. Cumhuriyetin kurulması ve kapitülasyonların kaldırılmasıyla fabrika, 1 Mart 1925 tarihinde devlet yönetimine geçmiştir. 1995 yılına gelindiğinde kapatılan fabrika, Kadir Has Üniversitesi'ne devredilmiştir. 2002 yılında restorasyonu tamamlanarak üniversitenin eğitime başlaması ve binlerce öğrencinin gelmesiyle semtte son büyük değişim yaşanmıştır.
Günümüzün Sosyal Yapısı ve Çevre Düzenlemeleri
Bugün Cibali; orta-alt katmanların, küçük esnafın, işçilerin ve asıl iç göçle gelenlerin yerleştiği bir semttir. Göçle gelenlerin çoğunluğu Rizelidir ve semt genel olarak gelenekçi ile muhafazakar bir toplumsal yapıya sahiptir. Semtin Haliç kıyısı tarafında geçmişte yer alan mezbelelikler ve eski tersane alanı 1985-1989 döneminde tamamen kaldırılmış, yerlerine çocuk parkı ve park yapılarak semt modern bir çehreye kavuşturulmuştur.