Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Bitlis; güneyinde Siirt, batısında Muş, kuzeyinde Ağrı ve doğusunda Van Gölü ile çevrili köklü bir tarihi şehirdir. Kent merkezini kapsayan yerleşim, tarihten günümüze kaleleri ve İslam eserleriyle öne çıkan son derece önemli bir merkez olmuştur. Sosyo-ekonomik gelişmişlik indeksinde il genelinde birinci sırada yer alan Bitlis, zengin geçmişi ve coğrafi yapısıyla bölgenin en dikkat çekici tarihi yerleşimleri arasında bulunmaktadır.
Bitlis Kalesi ve Kuruluş Rivayeti
Bitlis şehrinde yerleşimin başlangıcı, tarihi Bitlis Kalesi'nin inşasıyla doğrudan ilişkilendirilmektedir. Kesin kuruluş tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte, kalenin Büyük İskender'in komutanlarından Badlis tarafından MÖ 312 yılında yaptırıldığı ve adına ithafen yerleşime adının verildiği rivayet edilmektedir. Ünlü seyyah Evliya Çelebi de Seyahatname adlı eserinde bu kale adını 'İskenderi Bedlis' olarak tanımlayarak köklü geçmişi ve komutan Bedlis'i işaret etmiştir.
Tarih Boyunca Hüküm Süren Medeniyetler
Büyük İskender'in ölümünden sonra Seleukos İmparatorluğu hakimiyetinde kalan Bitlis, Sasani-Roma mücadelesinde sınır hattındaki konumu sebebiyle sık sık el değiştirmiş ve Roma hakimiyetindeyken 395 yılında yaşanan bölünmeyle Doğu Roma hakimiyetinde kalmıştır. 641 yılında İyaz bin Ganm komutasındaki Râşidîn Halifeliği kuvvetlerince ele geçirilen şehir, Bizans-Arap çekişmesinin ardından Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler ve Mervaniler tarafından yönetilmiştir. 1085 yılında Selçuklu hakimiyetine katılan yerleşim, sırasıyla Dilmaçoğulları Beyliği, Ahlatşahlar, Artuklular, Eyyubiler, Anadolu Selçukluları, Moğollar, Şerefoğulları, Karakoyunlular ve Akkoyunluların idaresine girmiştir. 1514 Çaldıran Muharebesi sonrasında Osmanlı İmparatorluğu'na tabi olmuş ve uzun yıllar beylik ve sancak statüsüyle yönetilmiştir.
Evliya Çelebi Kayıtları ve Mahalle Kültürü
17. yüzyılda Bitlis'i ziyaret eden Evliya Çelebi, kale içinde 300, aşağı kalede ise çarşı, bedesten ve pazarla birlikte birkaç yüz ev bulunduğunu; kale dışında da 5.000 hanenin yer aldığını aktarmıştır. Seyahatname'deki kayıtlara göre o dönem şehirde 2.100 dükkan, 1 meydan (Çevgan Meydanı), 2 çarşı (Hüsrev Paşa ve Debbağhane), 3 cami (Saraçhane, Şerefeddin, Şeref Han), 13 mescit, 8 han, 7 hamam, 4 ziyaret yeri, 3 saray ve 1 mektep bulunmaktadır. Hüsrev Paşa, Zeydan, Hersan, Taş ve Kızıl Mescid gibi tarihi mahalleleri barındıran kent, tarih boyunca Müslüman, Ermeni ve Süryani topluluklarının bir arada yaşadığı çok kültürlü nüfus yapısıyla öne çıkmıştır.