Balıklıgöl (Ayn-i Zeliha ve Halil-Ür Rahman Gölleri), Şanlıurfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve İslam alemi başta olmak üzere farklı inançlar için kutsal kabul edilen balıkları (sazangiller) ve çevrelerindeki tarihî eserler ile Şanlıurfa'nın en çok ziyaret edilen tarihî mekanlarındandır. Tarihsel ve bilimsel verilere göre Balıklıgöl havuzları, MÖ 1000-300 yılları arasında net olmayan bir tarihte, yarı kadın yarı balık olan tanrıça Atargatis için yapılmış antik pagan tapınaklarıdır. Günümüzde İsrail, Lübnan ve Suriye'de de tanrıça Atargatis'e adanan, içindeki balıklara dokunmanın ve yemenin yasak olduğu balıklı havuzlar mevcuttur.
Balıklıgöl'ün Yakın Tarihi ve Restorasyon Çalışmaları
Göller, 1970'lere kadar içinde yüzülen ve yüzme yarışmaları düzenlenen yerler iken, 1970'lerden sonra kutsal aidiyet verilerek göllerde yüzmek ve balıklarını yemek yasaklanmıştır. Günümüzde birçok İslam araştırmacısı Balıklıgöl'e ait İslam inancının hurafe olduğunu, havuzların antik pagan tapınaklarına ait olduğunu kabul etmektedir. Gölde bıyıklı sazan türü bulunmakta olup bu türün havyarı zehirli olduğundan yenmesi insan sağlığı açısından sakıncalıdır. Balıklıgöl platosu, bugünkü görünümünü Mimar Behruz Çinici danışmanlığında Mimar Merih Karaaslan'ın tasarladığı 'Dergâh ve Balıklıgöl Çevre Düzenleme Projesi' restorasyonu ile elde etmiştir. 1992'de başlayan bu projenin büyük kısmı 2000 yılında tamamlanmış olup günümüzde de aynı proje adı altında kısmi restorasyonlar devam etmektedir.
Dini Tarihçe ve Efsaneler
İslam ve Yahudilik Anlatıları
Halk arasındaki yaygın inanışa göre, İbrahim peygamber tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca zalim hükümdar Nemrut tarafından bugünkü Urfa Kalesi'nin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Allah'ın "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri üzerine ateş suya, odunlar da balığa dönüşür ve İbrahim peygamber sağ olarak Halilü'r-Rahman Gölü'nün bulunduğu yerdeki gül bahçesine düşer. Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim'e inandığından onun peşinden atlar ve düştüğü yerde Ayn-i Zeliha Gölü oluşur. Kur'an ve Hadis kitaplarında bu olaya dair herhangi bir ayet veya hadis bulunmamakta olup, bu anlatı 1900-1960 yılları arasında Urfa halkı tarafından Yahudilikten İslama eklentiler yapılarak ortaya çıkmıştır. Tarihsel ve dil bilimsel araştırmalara göre, MS 1. yüzyılda İncil anlatıları İbraniceden Latinceye çevrilirken yapılan hatalar sonucunda, İbrahim'in canlı kurtulduğu antik "Ur" şehri (İbranicede ateş kelimesiyle benzer harfleri taşır) "ateş" olarak yanlış çevrilmiş ve olay ateşe bağlanmıştır. Çevirideki ikinci hata ile Irak'taki antik Ur şehri yerine o zamanlar Roma şehri olan Urhay (Urfa) sanılmış ve bu mitoloji bölgeye yerleşmiştir.
Hristiyanlık Tarihi ve Mucizeler
Hristiyanlık tarihi de Balıklıgöl bölgesi ile ilgili iki farklı anlatıya sahiptir fakat bu mucizeler İbrahim peygamber ile değil, İsa Mesih ile ilgilidir. MS 4. yüzyılda yaşamış seyyah Egeria'nın günlüklerine göre, MS 13-50 yılları arasında hüküm süren Osroene Kralı V. Abgar cüzzam hastalığına yakalanmış ve İsa'yı Edessa'ya davet etmiştir. İsa Mesih davete katılamasa da yüzünü silip üzerinde mucizevi şekilde suretinin çıktığı kutsal bir mendil ve mektubu göndermiştir. Kral Abgar mendili yüzüne sürerek iyileşmiştir. Diğer bir hikayeye göre ise, Pers kuşatması sırasında Kral Abgar İsa'nın mektubuyla dua etmiş; Persler karanlık nedeniyle şehri kuşatmakta zorlanınca Balıklıgöl platosuna giden su kaynaklarını kesmek istemiştir. Ancak mucizevi bir şekilde plato içindeki oluklardan sular akmış ve Perslerin yönünü değiştirdiği kaynaklar kurumuş, böylece Persler kuşatmayı kaldırmıştır. Dönemin Edessa piskoposu, seyyah Egeria'ya Balıklıgöl havuzlarının bu kuşatma esnasında mucizevi şekilde ortaya çıkan sulardan oluştuğunu aktarmıştır.