İstanbul'un Avrupa Yakası'nda, Fatih ilçesine bağlı ve Haliç kıyısında konumlanan Balat, Ayvansaray ile Fener semtleri arasında yer alan son derece köklü ve tarihi bir semttir. Adını, Rumca saray anlamına gelen "palation" kelimesinden alan ve surlardaki Blaherna Sarayı'na yakınlığı sebebiyle bu ismi taşıyan semt, 2008 yılındaki düzenlemeyle Katip Musluhiddin, Tevkii Cafer, Hızır Çavuş, Tahta Minare ve Hatip Musluhittin mahallelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Bohem, varoş, entelektüel, Asya ve Avrupa kültürlerinin harmanlandığı bu özel bölge, kendine has cumba mimarisine sahip üç katlı, dar ön yüzlü renkli tarihi evleri ve dar sokaklarıyla dikkat çekmekte olup, fotoğrafçılar için popüler bir açık hava fotoğraf atölyesi olarak kullanılmaktadır.
Çok Kültürlü Tarihsel Miras ve Musevi Cemaati
İstanbul tarihinde Balat'ın en belirgin özelliklerinden biri, İspanya'daki Engizisyon'dan kaçan Sefarad Yahudilerinin II. Bayezid'in davetiyle İstanbul'a gelerek 15. yüzyıldan itibaren bu bölgeye ve Haliç'in karşısındaki Hasköy'e yerleştirilmesidir. Gürcistan Yahudilerini de bu bölgeye çeken semtte, iki yakayı birbirine bağlamak amacıyla 1852 ve 1962 yılları arasında bir Yahudi Köprüsü de hizmet vermiştir. Balat, aynı zamanda Ermeniler, Rumlar ve Türkler gibi farklı dini grupların birlikte yaşadığı kozmopolit bir yapıya sahip olup, bu durum 1815 tarihli Bostancıbaşı Sicilleri gibi tarihi kayıtlarda belgelenmiştir. Ancak semtteki Yahudi nüfusu, 6-7 Eylül Olayları'ndan sonra İstanbul'u terk etmiş, geriye kalanlar da şehrin başka semtlerine taşınmıştır.
Tarihi Yapılar ve İnanç Merkezleri
Balat'ın zengin tarihi dokusu içerisinde birçok değerli inanç ve kültür yapısı yer almaktadır. Eski Balat kapısından içeri girildiğinde sağ tarafta Yanbol Sinagogu, az ilerisinde ise Makedonya'nın Ohri kasabasından gelen Yahudilerin yaptırdığı Ahrida Sinagogu bulunur. Ahrida Sinagogu'nun bugünkü yapısı 19. yüzyıl ortalarından kalmış olup semtin en eski sinagogu olduğu sanılmaktadır. Semtte yer alan Eliav Sinagogu (Eliyahu Sinagogu) ise bakımsızlıktan dolayı yıkılarak günümüze ulaşamamıştır. Bölgedeki diğer önemli dini yapılar arasında Kanlı Kilise, aslen bir Rum Ortodoks kilisesi olup 1629'da Ermeni-Gregoryen cemaatine devredilen Surp Hıreşdegabed Kilisesi ve ünlü mimar Mimar Sinan'ın eseri olan Kethüda Camii yer almaktadır.
Tarihî Yangınlar ve Ulaşım Ağları
Balat semti, mahalle dokusunu zaman içinde şekillendiren birçok büyük yangına tanıklık etmiştir. Bizans dönemindeki ilk büyük yangın 1303 yılında kaydedilmiş, Osmanlı döneminde ise 1510 yılında 800 dükkanın yandığı büyük yangın gerçekleşmiştir. Bunu sırasıyla 1639'daki mumhane yangını, 1692'de Ferrah Kethuda Camii yakınlarında çıkıp 1500 ev ve dükkanı kül eden yangın ve 1729'da kentin yaklaşık sekizde birini yok ederek Tekfur Sarayı çevresini etkileyen Balatkapı yangını izlemiştir. Günümüzde semte ulaşım; 33ES, 55G, 55T, 99A ve 35D otobüs hatlarının yanı sıra Eminönü - Alibeyköy Cep Otogarı tramvay hattı ve tarihi Balat İskelesi ile kolayca sağlanmaktadır.