Anamur'un Tarihi ve Kökeni
Mersin ilinin en batısında, Antalya sınırında konumlanan Anamur'un adı, Yunanca "yel değirmeni" sözcüğünden tüyen ve "rüzgarlı burun" anlamına gelen Anemourion (Ανεμούριον) kelimesinden gelmektedir. Geçmişi antik çağlara uzanan bölge; sırasıyla Kizzuvatnalılar, Hititler, Asurlular ve Persler'in egemenliği altına girmiştir. MÖ 333 yılında Büyük İskender'in doğu seferi sırasında Makedonya Krallığı'na bağlanan kent, bu tarihten sonra Anemurium olarak anılmaya başlanmıştır.
MÖ 1. yüzyılda Roma, ardından Bizans egemenliğine giren Anamur, Bizanslılar döneminde yeniden inşa edilmiştir. Yüzyıllar boyunca Araplar, Bizanslılar, Anadolu Selçukluları ve Kilikya Ermeni Krallığı arasında el değiştiren ilçe, Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubat'ın Ertokuş Bey'i görevlendirmesiyle 1228'de Selçuklu Hanedanı'na katılmıştır. Daha sonra 1243'te yeniden Kilikya Ermeni Krallığı'nın, 1275'te Karamanoğlu Beyliği'nin ve en nihayetinde 1471'de Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimine geçmiştir. Anamur, 1869 yılında resmen ilçe statüsü kazanmıştır.
Coğrafi Yapısı, İklimi ve Eşsiz Doğası
Tropikal iklimin hüküm sürdüğü Anamur'da yıllık sıcaklık ortalaması 20 ile 24 derece arasında seyretmektedir. Bu özel iklim sayesinde ilçede maki ve tropikal bitkilerin neredeyse tamamı yetişmekte olup; Anamur özellikle muz, yer fıstığı, narenciye ve çilek üretimiyle ün kazanmıştır. Ormanlık alanları çam, meşe, kavak, çınar ve maun gibi ağaçların yanı sıra defne, keçiboynuzu (harnup), pırnal, mersin (murt) ve zakkum gibi maki grubu bitkilerle kaplıdır.
İlçenin geniş kumsalları, nesli tükenmekte olan deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta) önemli yumurtlama alanlarındandır. Kıyının ıssız ve kayalık kesimlerinde ise Akdeniz fokları yaşam sürer. Ziyaretçiler için kıyıda İskele, Kale, Melleç ve Ören plajları; iç kesimlerde Pullu Mesire yeri ve Köşekbükü Mağarası ile yüksek kesimlerdeki yaylalar görülmeye değer başlıca doğal güzellikler arasındadır.
Demografik ve Kültürel Zenginliği
Büyük çoğunluğu Türk kökenli olan Anamur halkının yerleşik nüfusunun önemli bir kısmı Ermenek'ten gelerek buraya yerleşmiştir. Tarihsel süreçte Toroslarda yaşayan göçebe yörük Türklerin de yerleşik hayata geçmesiyle kültürel yapı şekillenmiştir. İlçede kerestecilikle geçinen Alevi inancına sahip Tahtacı Türkmen köyleri bulunmakta olup, semah dansları ile özgün düğün ve cenaze törenleri folklorik yapının zenginliğini yansıtır. Ayrıca ilçe merkezinde müzisyenlik ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren Alevi inancına sahip Abdal topluluğu yaşamaktadır. 1930'lu yıllarda Arnavutluk'tan gelen göçmenler ile 1960 ve 70'lerde Kıbrıs'tan gelen göçmenler de ilçenin sosyal dokusunun önemli birer parçasıdır. İlçenin idari tarihinde ise 1930 yılında eski hükümet konağı binasının bir Ermeni usta mimarlığında, yıkılan Rum Ortodoks kilisesinin yerine inşa edildiği bilinmektedir.