Akarçay Tepe Höyük'ün Konumu ve Tarihsel Önemi
Akarçay Tepe Höyük ya da bilinen diğer adıyla Akarçay Höyük, Şanlıurfa il merkezinin batısında, Birecik ilçesinin 15 km. güneyinde ve Akarçay köyünde yer alan bir höyüktür. Yaklaşık 350 x 150 metre büyüklüğündeki höyük, 6 metre yüksekliktedir. Çanak çömlek yayılımına göre yerleşmenin 2,9 hektarlık bir alana yayıldığı saptanmıştır. Akarçay Tepe Höyük, Orta Fırat Bölgesi'nde Neolitik Devrim'i gerçekleştiren ilk köy yerleşimlerinden biridir. Yerleşimin arkeoloji dünyası açısından en önemli yanlarından biri, Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem'den Çanak Çömlekli Neolitik Dönem'e geçiş evresinin kesintisiz olarak izlenebildiği ender yerleşimlerden biri olmasıdır.
Tarihsel Tabakalanma ve Dönemler
Höyükte yürütülen sistemli kazılar sırasında, kesintisiz olarak birbirini izleyen üç ana yerleşme evresi saptanmıştır. Bunlar eskiden yeniye doğru Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem'in B Evresi (PPNB), Çanak Çömlekli Neolitik Dönem'e Geçiş Evresi ve Halaf-öncesi Çanak Çömlekli Neolitik Dönem olarak görülmektedir. Bu ana evreler höyük genelindeki sınıflandırmaya göre altı alt evreye ayrılmaktadır. Yerleşmenin MÖ 8. binyılda Orta PPNB aşamasında başladığı ve MÖ 6. binyıla, Halaf Öncesi Dönem'e kadar devam ettiği ileri sürülmektedir. Ayrıca yerleşmede Obeyd Kültürü Dönemi ve Geç Kalkolitik Çağ izlerine rastlanmış olmakla birlikte uzun süreli bir yerleşmeye işaret eden bulgular yoktur; Akarçay Tepe'nin Kalkolitik Dönemde yerleşme dışı alan olarak kullanıldığı düşünülmektedir.
Arkeolojik Kazılar ve Mimarisi
İlk olarak Guillermo Algaze başkanlığındaki yüzey araştırmaları sırasında saptanmış olan höyükte kazı çalışmaları 1999 yılında Şanlıurfa Müzesi başkanlığında başlamıştır. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı, Barcelona Otonom Üniversitesi ve Tsukuba Üniversitesi öğretim üye ve öğrencilerinden oluşan karma bir ekip tarafından yürütülen kazı çalışmalarına ODTÜ - TAÇDAM, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Bilimsel Araştırma Fon Sekreterliği ve Kültür ve Turizm Bakanlığı DÖSİMM destek sağlamıştır. Kazılarda saptanan mimari bulgulara göre, Çanak Çömleksiz Neolitik tabakaların mimarisi geniş ve tek odalı yapılarla temsil edilmektedir ve kazılan odalardan biri 45 metrekaredir. Çanak Çömlekli Neolitik tabakaların mimarisi ise çok odalı, küçük yapılar olarak görülmektedir. Taş temeller üzerine çıkılan kerpiç duvarlar balçık ya da kerpiç toprağıyla sıvanmış ve birbirlerine uzun ve dar geçitlerle bağlanmışlardır.
Buluntular, Tarım ve Doğal Yaşam
Çanak çömlek buluntularına göre yapılan tarihlendirmeler günümüzden 8 bin yıl öncesini ve Halaf öncesini göstermektedir. Yontma taş endüstrisinde hem yakın civardan elde edilebilen yerel çakmak taşları hem de obsidiyen kullanılmıştır. Ayrıca yerleşmeye en az 25 km. mesafedeki kaynaklardan sağlanan, daha iyi kalitedeki çikolata renkli çakmak taşlarından genellikle ok uçları yapılmıştır. Bitki kalıntıları üzerinde yapılan incelemelerde; Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem'de tarıma alınmış tahıl türleri olarak kaplıca buğdayı, emmer buğdayı, ekmeklik buğday ve iki sıralı arpa saptanmıştır. Mercimekgillerden ise mercimek, bezelye ve acı baklanın tarıma alındığı anlaşılmaktadır. Hayvan kemiği kalıntıları ise keçi, sığır ve domuzun evcil ve yabanıl türleri ile yabani eşek, karaca ve yabani tavşan gibi yabanıl türlerin varlığını ortaya koymaktadır.