Ahlatlı Tepecik Höyüğü, Manisa il merkezinin doğusunda, Salihli ilçesinin Tekelioğlu Köyü'nün 800 metre batısında yer alan bir höyüktür. Yerel halk arasında "Sığır Tarlası" ya da "Uzun Tarla" olarak da adlandırılan yerleşim, Marmara Gölü'nün güney kıyısındaki bir burun üzerinde konumlanmaktadır. Höyük, Sard Vadisi'nden kuzeye, Akhisar'a doğru uzanan doğal yol hattı üzerindedir. Bölgenin çok eski çağlardan beri su sıkıntısı yaşadığı bilinmekle birlikte, Marmara Gölü kurak mevsimlerde büyük ölçüde su kaybetmektedir. Marmara Gölü çevresinde prehistorik çağda "kazıklı yapılar" görülürken, Antik Çağ'da ise kral mezarları saptanmaktadır. Alanda, bugün için bilinmeyen nedenlerle tahrip olmuş ilk "sulama şebekesi"ne ilişkin buluntular yer almaktadır.
Arkeolojik Kazılar ve Tarihsel Katmanlar
Höyük ilk kez 1966 yılında saptanmış, ardından 1967-1968 yıllarında D. G. Mitten yönetiminde, J. S. Hendersen ve G. Yüğrüm'ün katılımlarıyla kazılmıştır. Daha sonra 1981 yılında Sard kazı ekibi höyükte incelemeler yapmış ve erozyon nedeniyle tahribat oluştuğunu belirlemiştir. Kazı çalışmalarında elde edilen bulgular doğrultusunda, höyükte Erken Tunç Çağı'ndan Roma Dönemi'ne kadar uzanan bir iskan olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle MÖ 3. binyılın ikinci yarısında alanda yoğun bir yerleşme olduğuna işaret eden önemli buluntular elde edilmiştir.
Mimari Kalıntılar ve Küçük Buluntular
Yüzeyde saptanan ve tarihlendirilmesi yapılamayan duvar parçalarından yola çıkılarak, yerleşmede zayıf bir mimari yapının var olduğu ileri sürülmektedir. Alanda karşılaşılan ahşap kalıntıları, buradaki yapıların kulübe türünden olduğunu düşündürmektedir. Ancak bu zayıf mimari yapıya karşın, küp mezar çukurlarından elde edilen çanak çömlekler dönem hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Gömüt armağanı olarak bırakılan çanak çömlekler, çoğunlukla siyah astarlı, açkılı mala ait büyük kaselerdir ve yatay ya da dikey tüp tutamaklıdır. Bazı kaplarda beyaz boyayla yapılan paralel çizgilerden oluşan bezemeler yer alırken, üç ayaklı kaplar da ele geçirilmiştir. Kazılarda ayrıca çivi bezemesiyle süslenip içleri beyaz dolgu maddesiyle doldurulmuş kahverengi ve siyah ağırşaklar ile çakmak taşı, çert, kalkedon ve kuvarzdan yapılmış kazıyıcı yongalar ve orak-bıçak olarak kullanılmış dilgiler bulunmuştur. Obsidiyen buluntuların miktarı ise oldukça azdır.
Eşsiz Gömüt Gelenekleri ve Mezarlar
Ahlatlı Tepecik Höyüğü, taş sanduka ve küp mezarlar olmak üzere iki farklı gömüt geleneğinin bir arada görüldüğü ilk yerleşmelerden biri olma özelliğini taşır. Taş sanduka mezarlar, levha taşların dikine yerleştirilerek birbirine dik açıyla konumlandırılması ve üzerinin yine levha bir taşla kapatılması şeklinde inşa edilmiştir. Bu mezarlar belirli bir yön gözetilmeksizin hemen her yöne bakar vaziyette yapılmıştır. Küp mezarların çoğunluğu ise doğu-batı yönünde yerleştirilmiştir. Yetişkinlerin büyük küplere gömüldüğü, çocukların ise çift tutamaçlı küçük küplere konulduğu saptanmıştır. Küp mezarların ağzı bazen yassı taşlarla, bazen de ağzı küpün ağzına bakacak şekilde yerleştirilen büyükçe bir çömlekle kapatılmıştır. Mezarlardan birinde ele geçen bakır kefen iğnesi, cenazelerin büyük olasılıkla bir kumaşa sarılarak gömüldüğünü düşündürmektedir.