Ahi Evran Camii ve Türbesi'nin Tarihçesi
Kırşehir il merkezinde yer alan Ahi Evran Camii ve Türbesi, 1482 yılında Ahilik Teşkilatı'nın kurucusu Ahi Evran adına yaptırılmıştır. İlk olarak bir Alevi tekkesi, zaviye ve cemevi türbesi olarak inşa edilen bu değerli tarihi zaviye, ilerleyen dönemlerde cami olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde hem inanç turizmi hem de tarihi açıdan büyük bir öneme sahip olan bu yapı, Türkiye'nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer almaktadır.
Mimari Yapısı ve Türbe Bölümleri
Ahi Evran Türbesi ve Zaviyesi; planlı bir mescit, Ahiliğin kurucusu Ahi Evran'ın türbesi ve zaviye-tekke olarak kullanılan çeşitli mekanlardan oluşmaktadır. Külliyenin dikkat çeken mimari unsurlarından biri, Osmanlı Padişahı II. Murad devrinde inşa edilmiş olan tek minaresidir. Külliye içerisindeki türbe kısmına binanın iç tarafında yer alan bir merdivenle çıkılmaktadır. Türbenin iç kısmında ise Ahi Evran-ı Veli'nin kabrinin bulunduğu mezar sandukası yer almaktadır.
Ahilik Teşkilatı ve Ahi Evran-ı Veli'nin Misyonu
İslam'a sunduğu üstün hizmetler ve manevi makamı dolayısıyla Alevi Türkmen halkı tarafından "Veli" olarak anılan Ahi Evran, esnaflar birliği ve esnaf-üretim erbabı dayanışması esasına dayanan Ahilik örgütünün kurucusudur. Ahi Evran, büyük mutasavvıf Hacı Bektaş-ı Veli'nin tavsiyesiyle, o dönem Anadolu'ya yeni göç eden Türk esnafların, bölgedeki yerleşik Rum, Ermeni ve Yahudi esnaflara karşı dayanışma ve birlik içinde olmalarını sağlamak amacıyla bu teşkilatı kurmuştur. Bu dayanışma ve teşkilatlanma desteğiyle Anadolu genelinde Türkmen Aleviliği başarıyla yayılmış, günümüz esnaf odalarının da temelleri atılmıştır.
Moğol İstilasına Karşı Direniş ve Tarihi Miras
Anadolu'nun Moğollar tarafından işgal edildiği dönemde Ahi Evran, kendisini destekleyen ve aslen günümüz İran, Afganistan ve Türkmenistan sınırlarında bulunan Horasan bölgesinden gelmiş Alevi Türkmenlerle birlikte büyük bir mücadele sergilemiştir. Moğol ordusuna karşı yürütülen bu savaşta başarısız olan Ahi Evran, 1 Nisan 1261 tarihinde kılıçlarla parçalanarak öldürülmüştür. Şehadetinden sonra eşi ve çocukları Hacı Bektaş Veli'ye sığınmıştır. Ancak Ahilik teşkilatı mensupları Anadolu'yu terk etmeyerek direnişlerini sürdürmüş ve Anadolu ile Rumeli'nin Türkleşmesinde son derece kritik ve tarihi bir rol oynamışlardır.