Türk sanat müziğinin en önemli değerlerinden biri olan Yusuf Nalkesen, 25 Aralık 1923 tarihinde Üsküp'te doğmuş ve 1 Ocak 2003'te İzmir'de vefat etmiş efsanevi bir Türk bestekârdır. Çok ses getiren eserleriyle tanınan sanatçı, ailesinin yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ne göç etmesi üzerine çocukluğunu ve gençliğini İzmir'de geçirmiştir. Küçük yaştan itibaren müziğe karşı derin bir ilgi duyan Nalkesen, öğretmenlik mesleğinin yanı sıra kendi gayretiyle öğrendiği ud sazındaki ustalığıyla Türk musiki tarihine yön vermiştir. Sanatçı, unutulmaz besteleriyle milyonların kalbine dokunmayı başardı. Bu yaşam öyküsü azim ve başarıyla doludur.
Kuzey Makedonya'dan İzmir'e Uzanan Yaşam Yolculuğu
Yedi çocuklu bir ailenin en küçük üyesi olarak Kuzey Makedonya sınırlarındaki İştip kasabasında dünyaya gelen bestekarın çocukluğu büyük değişimlerle başladı. Ailesi, o dönem bölgede maruz kaldıkları yoğun etnik baskılar nedeniyle genç Türkiye Cumhuriyeti topraklarına göç etmeye karar verdi. Aile, İzmir'de yeni bir düzen kurdu. Küçük Yusuf eğitim hayatına burada başladı. Ortaokuldaki olağanüstü başarısı sayesinde sınavsız olarak Necati Bey Erkek Muallim Mektebi'ne kabul edildi. Bu okulda okuduğu süreçte müzik sevdası iyice alevlendi. İzmir Radyosu'nun yayınlarını takip eden genç, dönemin ünlü müzisyenlerinin fasıllar düzenlediği kahvehaneleri sık sık ziyaret ederek sanat çevreleriyle dirsek teması kurdu ve öğretmen okulundan mezun olduktan sonra ilk görev yeri olan Ağrı'nın Tutak ilçesine atandı.
Kendi Kendine Öğrenilen Ud ve TRT Yılları
Doğu Anadolu'da görev yaptığı 1947 ve 1948 yıllarında eline geçen eski bir ud, sanatçının hayatındaki en büyük dönüm noktalarından birini oluşturdu. Herhangi bir eğitmenden yardım almadan, tamamen kendi azmiyle enstrümanı çalmayı öğrenen müzisyen, günde sekiz saati bulan yoğun pratikler yaptı ve bu disiplinli çalışmalar neticesinde en zor saz eserlerini dahi çalabilecek seviyeye ulaştı. 1952 senesinde İzmir Radyosu bünyesinde açılan saz sanatçılığı sınavını kazanarak TRT ailesine dahil oldu. Bu aşamadan sonra hayatı iki farklı alanda yoğun bir tempoyla devam ederken, gündüzleri okulda öğrencilerine eğitim veren sanatçı öğleden sonraları ise stüdyolara koşarak radyo programlarına katıldı. Bu tempolu süreç sanatçıya çok şey kattı.
Türk Sanat Müziğine Yön Veren Unutulmaz Besteler
Öğretmenlik ve radyo sanatçılığını bir arada yürüten usta isim, yetmişli yıllara yaklaştığında beste çalışmalarına daha fazla ağırlık verme kararı aldı. Aslında sanatçı, 5 Eylül 1951 tarihinde tamamladığı Veda Busesi adlı eseriyle müzik dünyasında adeta bir çığır açmıştı. Ülke genelinde büyük bir yankı uyandıran bu şarkı, kısa sürede milyonlarca insanın hafızasına kazındı. Başarısını pekiştiren müzisyen, Türk sanat müziği repertuvarına çok sayıda başyapıt kazandırmayı sürdürdü. Yusuf Nalkesen'in bestelediği ve hafızalardan silinmeyen eserlerden bazıları şunlardır:
- Veda Busesi
- Saymadım Kaç Yıl Oldu
- İçimdesin
- Söylemez mi Bestem?
- Seninle Bir Sonbahar
- Kimi Dertten İçermiş
- Yalan Değil
- Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var
- Kapın Her Çaldıkça
- Gitmek mi Zor?
- Madem Küstün
- Dargın Ayrılmayalım
- O Ağacın Altı
Bu eserler, farklı dönemlerde çok sayıda sanatçı tarafından yorumlanarak Türk müzik tarihinin en popüler klasikleri arasında yerini aldı.
Sendikal Mücadele, TRT ile Yolların Ayrılması ve Son Yılları
Nisan 1970 tarihinde öğretmenlik görevinden emekliye ayrılan Nalkesen, bu dönemin ardından sanatçı sendikalarında aktif roller üstlenmeye başladı. Hak arama konusundaki bu kararlı duruşu, zamanla radyo kurumu idarecileriyle arasında fikir ayrılıkları doğmasına yol açtı. Gelişen anlaşmazlıklar neticesinde, 13 Ağustos 1973 tarihinde tebliğ edilen resmi bir yazıyla TRT bünyesindeki görevine son verildi. Yirmi üç yıl boyunca büyük bir sadakatle hizmet ettiği kuruma karşı tazminat davası açan bestekâr, yürüttüğü bu hukuk mücadelesini kazandı. Hukuki mücadele sonucunda hak ettiği tüm maddi tazminatı almayı başaran sanatçı, yaşadığı kırgınlık sebebiyle bir daha kuruma geri dönmedi. Hatta uzun yıllar boyunca TRT'nin İzmir Fuarı'ndaki binasına ve Kahramanlar semtindeki yeni çalışma merkezine adım dahi atmadı.
Usta besteci, 1948 yılının ağustos ayında Meliha Hanım ile hayatını birleştirerek mutlu bir yuva kurdu. Çiftin bu evlilikten İnci, Süleyman, Ebru ve Selçuk adlarında dört evladı dünyaya geldi. En büyük kızları İnci'yi 1982 yılında kaybetmesi, usta sanatçının hayatında derin bir yara açtı. Müzik dünyasına yaptığı katkılar dolayısıyla 1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından kendisine Devlet Sanatçısı unvanı layık görüldü. Yaşamının son döneminde böbrek yetmezliği rahatsızlığıyla mücadele eden Nalkesen, vefatından yaklaşık altı ay önce bu hastalığın tedavisine başladı. 2003 yılının ilk saatlerinde, yine böbrek tedavisi için hastaneye gitmeye hazırlandığı esnada geçirdiği kalp krizi sonucu İzmir'de yaşama veda etti. Vefatının ardından cenazesi Soğukkuyu Mezarlığı'na defnedilerek son yolculuğuna uğurlandı.