Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde ve genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında, ulusal kimliği taş yapılara işleyen çok özel bir dehadır Mehmet Vedat Tek. İstanbul'da 1873 yılında dünyaya gelen ve 1942'de yine bu kadim şehirde hayatını kaybeden sanatçı, ülkemizin formel eğitim almış ilk Türk mimarı olma unvanını taşır. Mimar Kemaleddin ile birlikte Birinci Ulusal Mimarlık Akımı'nın öncülüğünü üstlenen Vedat Tek, Sirkeci'deki Büyük Postane'den Ankara'daki İkinci Meclis binasına uzanan anıtsal eserleriyle ülkenin mimari çehresini kökten değiştirdi. Batı'da edindiği birikimi milli motiflerle harmanlayarak, yerli gayrimüslimler ile yabancı mimarların tekelindeki bir mesleği Türk mimarlara kazandırmak için ömrü boyunca büyük çaba sarf etti.
Sanatçı Bir Aileden Paris Esintilerine
Gelişimini büyük oranda etkileyen aile ortamı, onun gelecekteki sanatsal vizyonunun da temelini oluşturdu. Doğum adıyla Sırrı Paşazade Mehmet Vedad, edebiyat ve müzikle iç içe büyüdü. Annesi, dönemin seçkin şair ve bestekârı Leyla Saz Hanım'dır. Babası ise Trabzon, Diyarbakır, Adana ve Bağdat gibi önemli merkezlerde valilik yapmış, vezir rütbeli Giritli Sırrı Paşa'ydı. Ailenin diğer fertleri de sanata ve mühendisliğe yatkındı. Kardeşlerinden Yusuf Razi Bel, Paris'te inşaat mühendisliği okuyup sonrasında İstanbul Şehreminliği ile Nafia Nazırlığı görevlerinde bulunurken, piyanist kız kardeşi Nezihe Beler batı tarzı besteleriyle adını duyurdu. Diğer kardeşi ise elektrik mühendisiydi. Eski bakan İsmail Hakkı Arar'ın da dayısı olan genç Vedat, bu entelektüel çevre sayesinde sanata yöneldi.
Orta öğrenimini Mekteb-i Sultanî'de tamamladıktan sonra, yüksek eğitimini gerçekleştirmek amacıyla Fransa'ya gitti. İlk olarak École Monge'u başarıyla bitirdi. Ardından resim ve heykele olan tutkusunu beslemek için Julian Akademisi'ndeki kurslara katıldı. Mühendislik bilgisini pekiştirmek için bir süre École Centrale'daki dersleri takip ettikten sonra asıl hedefine yöneldi. Zorlu Paris Güzel Sanatlar Yüksekokulu sınavına giren genç mimar adayı, 300 yetenekli kişi arasından dokuzuncu olmayı başardı. Bu büyük başarının ardından, 1893 yılında ünlü mimar Moyaux'un atölyesinde profesyonel mimarlık eğitimine adım attı.
Eğitimini tamamladıktan sonra, Fransa'da saygın bir gelenek olan Roma Ödülü bursuna başvurmak istedi. Ancak Fransız vatandaşı olmadığı için başvurusu reddedildi. Vazgeçmeyen genç deha, 1895'te Fransa Devlet Başkanı'nın özel izniyle yarışmaya katılmayı başarıdı. Sunduğu olağanüstü çalışma ona Légion d'honneur Nişanı getirdi ve ardından bir yıl Roma'da eğitim aldı.
Milli Mimari Kimliğinin İnşası ve Cumhuriyet Dönemi
Avrupa'daki eğitim ve staj sürecini başarıyla tamamlayan Vedat Bey, 1897 senesinde vatanına geri döndü. Yurda döndüğünde, ilk iş olarak Sirkeci'de bağımsız bir mimarlık yazıhanesi açtı. O dönemde Osmanlı toplumunda mimarlık hizmetleri adeta İtalyan, Fransız ya da yerli gayrimüslim azınlıkların kontrolündeydi. Bu sebeple, bir Türk mimarın tek başına büro açması toplum tarafından büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Vedat Bey, Türklerin mimarlık mesleğini hakkıyla yapamayacağına dair var olan toplumsal yargıyı kırmak adına yoğun bir mücadele verirken, meslektaşı Mimar Kemaleddin Bey ile omuz omuza vererek Türk mimarisine yeni ve milli bir kimlik kazandırmak için canla başla çalıştı.
Serbest çalışmalarını sürdürürken, elde ettiği başarılar sayesinde 1899 yılında İstanbul Şehremaneti mimarlığına atandı. Dönemin Şehremini Cemil Topuzlu Paşa'nın görev yaptığı şehreminliği süresince Heyet-i Fenniye Reisi sıfatını üstlenerek, payitaht İstanbul'un pek çok bölgesindeki önemli imar ve bayındırlık faaliyetlerini bizzat yönetti. Mimarın imza attığı anıtsal projeler, hem imparatorluğun son demlerine hem de yeni kurulan cumhuriyet rejimine damga vurdu. Tasarladığı görkemli yapılar şu şekildedir:
- Sirkeci'de yer alan ve döneminin en iştişamlı kamu yapılarından biri olan Büyük Postane
- Ankara'da genç cumhuriyetin kararlarının alındığı tarihi İkinci Meclis binası
- Başkentin konaklama ve diplomasi merkezi sayılan ünlü Ankara Palas
- Kentin idari merkezini taçlandıran görkemli Kastamonu Hükûmet Konağı
- Boğaz'ın incisi niteliğindeki estetik Haydarpaşa Vapur İskelesi
Akademisyenliği, Aile Yaşamı ve Bıraktığı Miras
Eşsiz tasarım yeteneğinin yanı sıra eğitimci kişiliğiyle de ön plana çıkan Vedat Bey, akademik alanda da mühim izler bıraktı. İstanbul Şehremaneti'ndeki görevinin hemen ardından, 1900 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi kadrosuna dahil olarak mimarlık tarihi dersleri vermeye başlayan usta mimar, okulun ilk Türk hocalarından biri olarak yeni nesil Türk mimarlarının yetişmesinde büyük rol oynadı. Aynı yıl özel hayatında da yeni bir sayfa açarak, Musa Kazım Bey'in kızı Firdevs Dino Hanım ile hayatını birleştirdi. Bu mutlu evlilikten Nihat Vedat Tek, Selime Yekta Işıtan, Saadet Ejder ve Belkıs adlarında dört evlat sahibi oldu.
Padişah II. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. yıl dönümünde imparatorluk genelinde büyük bir imar hamlesi başladı. Bu dönemde Vedat Bey'e son derece kıymetli bir görev tevdi edildi. Tarihi Zeynep Hanım Konağı'nın 'Darü'l Hayr' adıyla bir eğitim kurumuna dönüştürülmesi işi mimara verildi. Okula, 93 Harbi'nde şehit düşen askerlerin yetim çocukları alınacak ve meslek edinmeleri sağlanacaktı. Vedat Bey, konağın dönüşümünü titizlikle gerçekleştirerek toplumsal fayda sağlayan bu projeyi başarıyla hayata geçirdi.
