Türk mimarlık tarihinin en müstesna şahsiyetlerinden biri olan Turgut Cansever, 12 Eylül 1921 tarihinde Antalya'da dünyaya geldi. Başak burcu olan Cansever, sıtmayla mücadele kapsamında kentte görev yapan Doktor Hasan Ferit Bey ile öğretmen Saime Hanım'ın evladıdır. Kendisi kentsel çehreyi estetik ve felsefi bir derinlikle inşa eden öncü bir mimardır. Çocukluk yıllarında babasının tayinleri dolayısıyla ilkokul eğitimini Ankara ve Bursa gibi tarihi şehirlerde tamamlayan sanatçı, daha sonra ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşerek ortaöğrenimini Galatasaray Lisesi'nde bitirdi. Resim sanatına duyduğu ilgiyle girdiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde yönünü mimarlığa çeviren dahi tasarımcı, hayatı boyunca yapılara ruh kazandırma felsefesiyle hareket etti. Üç kez Ağa Han Mimarlık Ödülü alarak dünya tarihine geçen tek mimar unvanını kazanan Cansever, ardında bıraktığı eşsiz eserler ve şehir planlama teorileriyle Türk kültür mirasını yarınlara taşıdı.
Akademik Başarılar ve Mimarlıkta İlk Adımlar
Akademiden mezun olduktan sonra sanat tarihi alanına yönelen Turgut Cansever, 1946 yılında doktora eğitimine başladı. Bu süreçte ünlü İslam sanatı tarihçisi Profesör Ernst Diez'in öğrencisi olma şansına erişti. Genç mimar tez araştırmaları için Anadolu coğrafyasını gezdi. Ziyaret ettiği 14 farklı şehirde toplam 111 tarihi yapıyı yerinde inceledi. Bu titiz çalışmanın meyvesi olarak 1949 yılında tamamladığı "Osmanlı ve Selçuklu Mimarisinde Sütun Başlıkları" başlıklı çalışması, ülkemizde tamamlanan ilk sanat tarihi doktora tezi oldu. Bahsi geçen çalışma, 2010 yılında "Sonsuz Mekânın Peşinde: Selçuk ve Osmanlı Sanatında Sütun Başlıkları" ismiyle kitaplaştırıldı.
Sadullah Paşa Yalısı restorasyonu büyük bir adımdı. Bu restorasyon, usta ismin meslek yaşamındaki ilk önemli deneyimi oldu. Cansever, 1951 yılında meslektaşı Abdurrahman Hancı ile ortaklık kurarak ilk mimarlık bürosunun kapılarını açtı. İkilinin birlikte tasarladığı Anadolu Kulübü Oteli, dönemin mimari anlayışını yansıtan en önemli modern tasarımlar arasına girdi. Bu ortaklık başarılı sonuçlar doğurdu. Birlikte tasarladıkları yapılar, Cansever'in gelecekte hayata geçireceği 80'i aşkın eserin habercisi niteliğindeydi. Cansever, 1952 yılında Nilüfer Hanım ile evlendi. Çiftin Hasan, Emine ve 1961 doğumlu Feyza adlarında üç çocuğu dünyaya geldi. Çocuklarının tamamı mimarlık mesleğini seçerek babalarının mirasını devraldı.
Kentsel Tasarımlar ve Uluslararası Başarılar
1950'li yıllarda mesleki ufkunu genişletmek amacıyla Fransa'ya giden Turgut Cansever, Avrupa'daki mimari yapıları ve sanat eserlerini yakından inceleme fırsatı buldu. Yurda döndükten sonra 1956 yılında düzenlenen Antalya Kenti İmar Planı yarışmasında birincilik ödülünü kazandı. Bu başarısının ardından İstanbul Belediyesi bünyesinde planlama çalışmalarını yönetti. Usta mimar, 1958 yılında meşhur İstanbul Beyazıt Meydanı tasarımını üstlendi. Meydan projesiyle birlikte şehir, imar ve koruma kavramları üzerine yoğunlaşan Cansever, bu konularda ömrü boyunca büyük bir mücadele verdi. 1959-1960 yıllarında kurucuları arasında yer aldığı Marmara Bölgesi Planlama Teşkilatı başkanlığını yürüttü. Akademik çalışmalarını da aksatmayan mimar, 1960 yılında kaleme aldığı "Modern Mimarinin Sorunları" adlı teziyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden doçentlik unvanını aldı.
Tasarım felsefesinde modernizmi geleneksel ruhla harmanlayan Cansever, kariyeri boyunca pek çok özgün projeye hayat verdi. Bu döneme damga vuran başlıca tasarımları şunlardır:
- Sadullah Paşa Yalısı Restorasyonu
- Türk Tarih Kurumu Binası
- Ankara Kulübü Oteli
- Karatepe Açık Hava Müzesi
- Diyarbakır Koleji
- ODTÜ Kampüsü yarışma projesi
Cansever, Ertur Yener ile birlikte tasarladığı Türk Tarih Kurumu Binası ve Bodrum'da gerçekleştirdiği Ahmet Ertegün Evi restorasyonu ile 1980 yılında iki Ağa Han Mimarlık Ödülü birden kazanarak dünya çapında büyük ses getirdi. Bu eşsiz başarıyı taçlandıran üçüncü ödül ise 1992 yılında geldi. Çocukları Emine Öğün, Feyza Cansever ve damadı Mehmet Öğün ile ortaklaşa yürüttüğü, Mandalya Koyu'ndaki 3 otel ile 500 konuttan oluşan Demir Evleri Projesi (Demir Tatil Köyü), usta mimara üçüncü kez bu saygın ödülü kazandırdı. Böylelikle Cansever, bu prestijli ödülü üç defa kazanan dünyadaki tek mimar olarak tarihe geçti.
Kültürel Miras ve Son Yılları
Uluslararası başarılarının yanı sıra akademik ve danışmanlık rollerini de sürdüren Turgut Cansever, 1983 yılında Mekke Üniversitesi bünyesinde eğitim programı hazırlık danışmanığı görevini yürüttü. Aynı dönemde Ağa Han Mimarlık Ödülü büyük jürisinde de görev alan mimar, birikimlerini aktarmak için çeşitli mecralarda yazılar kaleme aldı. Bu kıymetli makaleleri bir araya getirerek 2005 yılında "Mimar Sinan" adıyla kitaplaştırdı. Sanatçının zengin dünyasını yansıtan özel bir sergi, 2007 yılında İstanbul'da sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sanatseverler bu sergiye yoğun ilgi gösterdi.
Mimarın kalbine 2000 yılında pil takıldı. 2008 yılının temmuz ayından itibaren yatağa bağlı tedavi gören mimara, vefatından kısa süre önce, 6 Ocak 2009 tarihinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü takdim edildi. Modern mimarinin bilge kalemi Turgut Cansever, 22 Şubat 2009 tarihinde İstanbul'un Kadıköy ilçesinde, 88 yaşında vefat etti. Geride bıraktığı özgün yapıtlar ve derinlikli felsefesiyle, Türk mimarisinin en parlak yıldızlarından biri olarak anılmaktadır.
