Türkiye'de çağdaş müziğin son dönem temsilcileri arasında en ön safta yer alan besteci ve akademisyen Turgay Erdener, 15 Haziran 1957 tarihinde Gümüşhane'de dünyaya gelmiştir. Ankara'da konservatuvar sıralarında başladığı sanat yolculuğunda sergilediği özgün bestecilik yaklaşımıyla dikkat çeken Erdener, hem çalgı müziği hem de sahne müzikleri alanında ürettiği nitelikli eserlerle tanınmaktadır. Sanatçı, geleneksel ikilemleri aşan çağdaş teknikleri ve akademik birikimi sayesinde Türk müzik dünyasında kendine has, seçkin bir yer edinmeyi başarmıştır.
Ankara Devlet Konservatuvarından Akademisyenliğe
Erdener'in müzikal dehasının temelleri, 1968 yılında adım attığı Ankara Devlet Konservatuvarı Piyano bölümünde atılmıştır. Sanatçının bu yetkinliğe ulaşmasında konservatuvarda yollarının kesiştiği çok değerli hocaları rehberlik etmiştir:
- Piyano eğitimini üstlendiği Kamuran Gündemir,
- Solfej derslerinde kuramsal ufkunu genişleten İlhan Baran,
- Kompozisyon bölümünde kompozisyon tekniklerini aktaran Erçivan Saydam ve Nevit Kodallı.
Eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra aynı okulda öğretim elemanı olarak göreve başlamıştır. Akademik kariyerinde emin adımlarla ilerleyen sanatçı, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Kompozisyon ve Orkestra Şefliği Anasanat Dalı bünyesinde yer almıştır. Burada yardımcı doçent unvanıyla Kompozisyon Sanat Dalı Başkanlığı görevini üstlenmiştir. İdari yöneticilik görevinden kendi isteğiyle ayrılmıştır. Erdener, bölümdeki öğretmenlik görevini günümüzde de sürdürmektedir.
Sınırları Aşan Özgün Bir Müzikal Dil
Besteleme sürecinde sınır tanımayan Turgay Erdener, hemen hemen bütün müzik tekniklerine açık bir profil çizmektedir. Ancak o, hazır şablonlara bağlı kalmak yerine, kendi estetik kavrayışıyla şekillendirdiği özgün bir teknik paletinden yararlanır. Belirli bir akımın ya da müzik stilinin sınırları içerisine hapsolmak istememiştir. Bunun yerine tamamen bağımsız ve özgün bir sanatsal lisan yaratmaya yönelmiştir.
Sanatçının çalgı müzikleri ve sahne yapıtları titizlikle kurgulanmıştır. Bu eserlerin seslendirilme ve sahnelenme olanakları en ince detayına kadar hesaplanır. Performans aşamasındaki pratik uygulanabilirliği gözetirken, modern müzik tekniklerinden de asla uzak durmaz. Bu yenilikçi yaklaşım, Türk bestecilerinin sıklıkla yaşadığı teorik modernlik ile pratik uygulanabilirlik arasındaki o meşhur ikilemi aşmasını sağlamıştır. Müzikle dolu yaşamını soprano Selva Erdener ile birleştirmiştir. Değerli eşi, Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü bünyesinde soprano solist olarak sanatını icra etmektedir.
