Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en üst düzey kademelerinde görev yapmış olan emekli Orgeneral Tunçer Kılınç, askeri kariyeri boyunca üstlendiği kritik görevlerin yanı sıra özellikle Millî Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği dönemindeki çıkışlarıyla Türkiye'nin yakın siyasi tarihine damgasını vurmuş bir isimdir. 25 Nisan 1938 tarihinde dünyaya gelen Kılınç, yarım asra yaklaşan meslek hayatı boyunca sadece yurt içinde değil, uluslararası askeri platformlarda da önemli roller üstlenmiştir. NATO bünyesinde üstlendiği görevlerle ittifak tarihine geçen ve ardından Türkiye'nin güvenlik politikalarının şekillendiği MGK'nın zirvesine tırmanan Kılınç, emeklilik sürecinde ve sonrasında da ülkenin gündemini belirleyen önemli hukuki süreçlerin odağında yer almıştır.
Askeri Eğitimi ve Yükseliş Yılları
Genç yaşta adım attığı askeri üniformayı büyük bir özveriyle taşıyan Tunçer Kılınç, eğitim hayatını askeri akademilerin seçkin koridorlarında tamamladı. İlk olarak 1957 yılında Kuleli Askerî Lisesi'nden mezun olan Kılınç, ardından 1960 senesinde Kara Harp Okulu'nu başarıyla bitirdi. Askeri dehasını pekiştirmek amacıyla eğitimini sürdüren başarılı subay, 1973 yılında ise Kara Harp Akademisi'nden mezun olarak kurmaylık unvanını aldı. Küreselleşen dünyanın askeri dengelerini yerinde incelemek üzere 1978-1979 yılları arasında İtalya'nın başkenti Roma'da konumlanan NATO Savunma Koleji'ne devam ederek uluslararası alanda yetkinliğini artırdı.
Kılınç'ın askeri birikimi, hem kıta görevlerinde hem de yurt dışı diplomatik temsilciliklerde kendisini göstermiştir. Bu kapsamda üstlendiği başlıca kritik görevler şunlardır:
- 1979-1982 yılları arasında Belçika'nın başkenti Brüksel'deki NATO Karargâhı'nda Türk Askeri Temsilciliği bünyesinde plan subayı olarak orduyu temsil etmiştir.
- 1982-1984 yılları arasında Millî Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği çatısı altında Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı görevini yürütmüştür.
- 1984 yılında Millî Güvenlik Akademisi'nde öğrenim görerek stratejik vizyonunu pekiştirmiş ve 1984-1987 yılları arasında alay komutanlığı yapmıştır.
1987 yılında tuğgeneral rütbesine terfi eden Kılınç, bu rütbede iki yıl boyunca Genelkurmay Genel Sekreterliği vazifesini yürüttü ve ardından 1989-1991 yılları arasında tugay komutanlığı yaptı. Üstün başarıları neticesinde 1991'de tümgeneralliğe yükseldi. Tümgeneral rütbesiyle tümen komutanlığının yanı sıra 1992-1995 yılları arasında Belçika'da yer alan NATO Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı nezdinde Türk Askeri Temsilciliği görevini üstlendi. Kılınç, bu önemli süreçte sergilediği performansla NATO bünyesinde en uzun süre görev yapan Türk generali unvanını elde etti.
Zirvedeki Görevler ve Ezber Bozan Tezler
1995 yılında korgeneral rütbesine terfi eden Tunçer Kılınç, bu dönemde Millî Savunma Bakanlığı Müsteşarlığı gibi bürokratik açıdan son derece kritik bir makama getirildi. Buradaki üç yıllık hizmetinin ardından kolordu komutanlığı görevini icra etti. Takvimler 1999 yılını gösterdiğinde ise orgeneralliğe yükselerek 3. Ordu Komutanlığı'na atandı. Askeri kariyerinin zirve noktası ise 2001 yılında getirildiği Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği oldu.
MGK Genel Sekreteri olarak görev yaptığı dönemde Kılınç, alışılmışın dışındaki jeopolitik tezleriyle dikkatleri üzerine çekti. Türkiye'nin dış politika yönelimlerine dair alternatif vizyonlar sunan tecrübeli komutan, Çin, Rusya, İran ve Suriye ile ittifak kurulması gerektiği yönündeki tezleri kamuoyu gündemine taşıdı. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in küresel çıkarlarına karşı mesafeli ve tepkili duruşuyla bilinen Kılınç, Amerika'nın öncülüğünü yaptığı Büyük Ortadoğu Projesi'ne kararlılıkla karşı çıktı. Görev süresi boyunca katıldığı çeşitli etkinliklerde ve ortamlarda NATO, ABD ve AB politikalarını sert bir dille eleştiren açıklamalarda bulundu. Kılınç, 2003 yılında şerefli üniformasını çıkararak emekliliğe ayrıldı.
Hukuki Süreçler ve Ergenekon Davası
Emeklilik yıllarında da aktif politik ve askeri tartışmaların içinde kalan Tunçer Kılınç, 7 Ocak 2009 tarihinde Türkiye'yi sarsan Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Yıllarca süren yargılama sürecinin ardından, 5 Ağustos 2013 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanan Ergenekon davasında 13 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı ve hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Yargılama kararı sonrasında Kılınç, 12 Ağustos 2013'te bizzat İstanbul Adliyesi'ne giderek adli makamlara teslim oldu ve cezaevine gönderildi. Türkiye'nin hukuk tarihine geçen bu sancılı sürecin ardından, 11 Mart 2014 tarihinde cezaevinden tahliye edilerek özgürlüğüne kavuştu.