Türk tiyatrosunun batı tarzı sahne sanatlarına geçiş döneminde parlayan Toto Karaca, 18 Mart 1912 tarihinde İstanbul'da doğdu. Gerçek adı İrma Felekyan olan Ermeni asıllı sanatçı, hem dramatik yeteneği hem de müzikal sahnesindeki kıvraklığıyla tiyatromuzda devleşti. Sanatçı, efsanevi rock ozanı Cem Karaca'nın annesidir. Çocuk yaşta adım attığı sanat dünyasında, kendine has üslubuyla izleyicinin gönlünde taht kurmayı başardı. 1992 yılındaki vefatına kadar İstanbul sanat hayatının en dinamik oyuncularından biri olarak sahne aldı.
Sahne Işıkları Altında Büyüyen Bir Çocukluk
Sanatçı bir ailenin içine doğmak, onun kaderini henüz çocuk yaşta çizmişti. Tahran doğumlu komedi oyuncusu Marie Hiranuş Felegyan ile İran Ermenisi Harutyun Marutyan'ın kızı olan İrma, babasını hiç tanımadı. Tiyatrocu Felekyan ailesinin kanatları altında, sanatsal bir çevrede büyüdü. Tiyatro kökenli Felekyan ailesinin şair dedesi, teyzesi Vartiter Felekyan ile dramatik rollerde sahne alan diğer aile üyelerinin yanında büyüyen sanatçının dayısı ise yetenekli bir tiyatro oyuncusu ve keman virtüözüydü. Geleceğin yıldızına ömrü boyunca taşıyacağı 'Toto' lakabını annesi hediye etti. İlk sahne derslerini de yine annesinden aldı. Eseyan Kuledibi İngiliz Okulu'ndan mezun olarak İngilizce ve Fransızca dillerine hakim oldu. Çocukluğunda beş yıl boyunca bale eğitimi alarak sahne estetiğini geliştirdi. Henüz 12 yaşındayken sahneyle tanışan sanatçı, Direklerarası'nın ışıltılı atmosferinde 'İrma Toto' ismiyle ünlendi. Farklı dillerde seslendirdiği şarkılar ve danslarıyla dikkat çekti. Kel Hasan'ın tiyatrosunda oyun öncesinde sahne alıp dans eden bu yetenekli child, gelecekteki büyük kariyerinin ilk adımlarını atıyordu.
Operetlerden Yeşilçam'a Uzanan Görkemli Kariyer
Toto Karaca'nın profesyonel tiyatro yolculuğundaki ilk ciddi dönüm noktası, 1929 yılında gerçekleşti. İstanbul Opereti topluluğunun İzmir turnesi kapsamında Karantina semtindeki Şık Sineması'nda sahnelediği Kumrular operetinde rol alan genç oyuncu, bu performansıyla meslek hayatının ilk müzikli oyun deneyimini başarıyla gerçekleştirdi. Bu, onun rol aldığı ilk müzikli oyundur. Ardından Muhlis Sabahattin'in kurduğu 'Muhlis'in Çocukları' topluluğuna katılarak 'Çarliston Kraliçesi' unvanını kazandı. Sonraki yıllarda Süreyya Opereti, Halk Opereti ve Muammer Karaca Tiyatrosu kadrolarında kendine yer buldu. Oyuncu Mehmet Karaca ile 1939 yılında evlenmesinin ardından sanat dünyasında Toto Karaca adıyla anıldı. Bu evlilikten 1945 yılında Türk rock müiğinin sembol ismi Cem Karaca dünyaya gelirken, sanatçı sinema dünyasına da 1947 yapımı Seyfi Havaeri imzalı Kılıbıklar filmiyle adım atarak Yeşilçam'da uzun soluklu bir serüven başlattı. Yeşilçam sinemasının en aranılan karakter oyuncularından biri haline gelerek çok sayıda komedi filminde rol aldı. Komedi filminde hayat verdiği Rum ve Ermeni karakterlerde; görmüş geçirmiş, faka basmaz ve hafif kabadayı tiplemeleriyle parladı. Sanatçı ayrıca 'Darısı Başınıza' ve 'Komşumuz Balta Ailesi' gibi televizyonda dizilerinde de oynadı.
Usta oyuncunun Yeşilçam sinemasında iz bıraktığı başlıca yapımlar şunlardır:
- Bizim Kız
- Yasemin
- Bağda Gül
- Kadının Fendi
- Gülünüz Gülünüz
İstanbul Sahnesinin Kurucu Gücü ve Efsanevi Mirası
Toto Karaca sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda tiyatronun kurumsal yapısını inşa eden kuruculardan biriydi. 1955 yılında Yeni Ses Opereti'nin dağılması üzerine, arkadaşlarıyla bir araya gelerek İstanbul Opereti'nin kurulmasına öncülük etti. Topluluğun adı 1960 yılında İstanbul Tiyatrosu olarak değiştiğinde Ali Sururi ile ortak kurucu oldu. Sahne arkasındaki üstün yaratıcılığını oyun uyarlamalarına da yansıtan usta sanatçı, başta halkın büyük beğenisini kazanan Cambazoğlu olmak üzere pek çok yabancı eseri Türk tiyatrosunun yerel dinamiklerine başarıyla adapte etmeyi başardı. Sanatla geçen uzun bir ömrün ardından, 22 Temmuz 1992 tarihinde doğduğu şehir olan İstanbul'da yaşama gözlerini yumdu. Kumkapı Patriklik Kilisesi'ndeki cenaze merasiminin ardından Şişli Ermeni Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedildi. Geriye, tuluattan batılı tiyatroya geçişin cesur adımlarını ve Yeşilçam'ın unutulmaz tebessümlerini bıraktı. Torunu Emrah Karaca'nın da gururla taşıdığı bu asil sanat mirası, Türkiye'nin kültür belleğinde yaşamaya devam ediyor.
