Theodore Roosevelt, 27 Ekim 1858 tarihinde New York'un kalbi Manhattan'da dünyaya gelmiş, Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en renkli ve karizmatik figürlerinden biridir.
Henüz 42 yaşındayken, 14 Eyül 1901'de ülkenin en genç devlet başkanı unvanıyla göreve gelen Roosevelt, modern Amerika'nın inşasında başrol oynamıştır.
Başkanlık koltuğuna, selefi William McKinley'in suikast sonucu hayatını kaybetmesiyle oturan bu dinamik siyasetçi, 1909 yılına kadar Beyaz Saray'da görev yapmıştır.
Hem cesur dış politikası hem de iç reformlarıyla tanınan lider, 6 Ocak 1919'da New York'ta vefat etmiştir.
Acılardan Doğan Siyasi Mücadele ve Yükseliş
Hollanda göçmeni bir baba ve İngiliz asıllı bir annenin oğlu olan Roosevelt, köklü bir aile geçmişine sahipti.
Eğitim hayatına önem veren genç adam, 1880 yılında prestijli Harvard Üniversitesi'nden başarıyla mezun oldu.
Ardından Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydolsa da buradaki eğitimini ilk yılında yarıda bırakarak hayata atıldı.
Siyasete erken yaşta ilgi duyan Roosevelt, 1881 yılında henüz 23 yaşındayken Cumhuriyetçi Parti saflarından New York Eyalet Meclisi'ne girmeyi başardı.
Ancak genç yaşta elde ettiği bu başarı, büyük bir kişisel trajediyle gölgelendi.
1884 yılında en acı gününü yaşadı.
Sevgili eşi Alice Hathaway Lee ve annesi aynı gün içinde hayata gözlerini yumdu.
Dakota'daki çiftliğinde iki sene yaşadı.
Burada iki sene boyunca sığır yetiştiriciliği yaptı ve tarih kitapları yazarak acısını hafifletmeye çalıştı.
Vahşi doğada geçen bu iki yılın ardından, 1886'da New York Valiliği seçimlerine aday oldu ancak bu yarışı kaybetti.
Aynı yıl Edith Kermit Carow ile ikinci evliliğini gerçekleştirerek hayatında yeni bir sayfa açtı.
Siyasete 1889 yılında güçlü bir dönüş yapan Roosevelt, 1895'e kadar ABD Kamu Hizmetleri Komisyonu üyesi olarak görev yaptı.
Sonrasında New York Kenti Polis Memurları Kurulu başkanı olarak iki yıl boyunca şehir güvenliği için çalıştı.
Başarılı çalışmaları sayesinde 1897'de Başkan William McKinley tarafından Deniz Kuvvetleri Bakan Yardımcılığı makamına atandı.
Küba'nın bağımsızlık hareketine aktif destek veren azimli bürokrat, 1898 yılında bu görevinden istifa ederek orduya katıldı.
Savaşta büyük yararlık gösterdi.
Aynı yıl vali seçildi.
Valiliği döneminde öğretmenlerin desteklenmesi, vergi sisteminin reforme edilmesi, okullardaki ırk ayrımcılığının bitirilmesi ve kırsal alanların korunması gibi hayati projeleri hayata geçirdi.
Beyaz Saray'da Reform Rüzgarları ve Nobel Ödülü
Eyaletteki başarıları onu 1900 yılında William McKinley'in başkan yardımcılığına taşıdı.
Başkanın 6 Eyül 1901'de uğradığı hain suikasttan günler sonra ölmesiyle, 14 Eyül'de ABD'nin 26. Başkanı oldu.
Tarihin en genç başkanı olarak dümeni devraldığında, ülkeyi büyük değişimler bekliyordu.
1904 seçimlerinde de halkın büyük çoğunluğunun desteğini alarak ikinci kez bu göreve seçildi.
Dış politikada her zaman gerçekçi, akılcı ve son derece aktif bir yol izlemeyi tercih etti.
Donanmayı çok güçlendirdi.
Lahey Adalet Divanı'nı destekledi.
Ayrıca 1906 Cezayir Konferansı'nda Fransa ve İspanya'nın Fas üzerindeki gücünün artırılmasında etkin roller üstlendi.
Tarihi değiştiren en büyük adımlarından biri ise Panama Kanalı projesini başlatması oldu.
Uzun müzakerelerden sonra 1904'te inşasına başlanan bu devasa geçit, nihayet 1914 yılında dünya ticaretine açıldı.
İç politikada da halkçı ve düzenleyici kanunlarla adından söz ettirmeyi başardı.
Eyalet Ticaret Komisyonu'na demiryolu ücretlerini saptama yetkisi veren Hepburn Yasası ile et paketleme, yiyecek, ilaç denetimi ve işveren sorumluluğu kanunları ikinci başkanlık döneminde onun öncülüğünde çıkarılan en önemli yasalar oldu.
Doğal kaynakların korunmasına büyük önem vererek orman, kömür ve mineralleri federal devlet denetimine aldı.
Ahlaki açıdan ırk ayrımcılığına kesinlikle karşı çıkan lider, toplumsal eşitliği savundu.
Uzakdoğu'da ise yükselen güç Japonya ile yakınlaşmayı hedefledi ve onların Kore üzerindeki egemenliğini gizlice tanıdı.
1904-1905 Rus-Japon Savaşı'nda üstlendiği başarılı arabuluculuk rolü, ona 1906 yılında prestijli Nobel Barış Ödülü'nü kazandırdı.
Başkanlık Sonrası Keşifler ve Savaş Yılları
Göz kamaştırıcı iki dönemin ardından, 1908 seçimlerinde aday olmama kararı alarak koltuğunu William Howard Taft'a bıraktı.
Siyasetten uzaklaştıktan sonra 10 ay boyunca Afrika ve Avrupa'yı kapsayan uzun bir seyahate çıktı.
Burada uzun süre avlandı.
Ülkesine döndüğünde, Taft ile partinin ilerici kanadı arasındaki derin çatışmada ilericilerin yanında yer aldı.
Kendi kurduğu İlerici Parti çatısı altında 1912 seçimlerinde Taft'a karşı rakip oldu.
Fakat Cumhuriyetçi oyların bölünmesi, Demokrat aday Woodrow Wilson'ın başkanlığı kazanmasına yol açtı.
Seçim kampanyası sırasında Milwaukee'de suikast girişimine uğrayan Roosevelt, bu saldırıdan kıl payı kurtuldu.
Brezilya'da bir keşif gezisi yaptı.
Burada keşedilen yeni bir akarsuya, onun anısına "Roosevelt" adı verildi.
Birinci Dünya Savaşı başladığında, Almanya'ya karşı derhal cephe alınması için kamuoyunda aktif bir kampanya yürüttü.
Seçimleri kaybetmekten kurtulamadı.
Amerika savaşa girdiğinde müttefiklerin desteklenmesini, Almanya'nın kayıtsız şartsız teslim olmasını ve Milletler Cemiyeti kurulmasını savundu.
Fransa'da bir askeri birliğin komutanlığına atanma yönümdeki talebi rakibi olan Başkan Woodrow Wilson tarafından onaylanmayınca aktif politikadan tamamen çekilerek inzivaya çekilmeyi tercih etti.
Sağlık sorunları nedeniyle tedavi gören Roosevelt, 6 Ocak 1919'da 61 yaşında New York'taki evinde huzur içinde öldü.
Büyük lider, 32. ABD Başkanı Franklin Roosevelt'in ve eşi Eleanor Roosevelt'in amcasıdır.
Bugün onun anısı, Rushmore Dağı'ndaki devasa heykeliyle diğer üç kurucu başkanla birlikte sonsuza dek yaşamaktadır.
Theodore Roosevelt'in geniş ailesi ve çocukları da Amerikan tarihinde iz bırakmıştır. Başarılı liderin çocukları şunlardır:
- Alice Lee Roosevelt
- Theodore Roosevelt III
- Kermit Roosevelt
- Ethel Carow Roosevelt
- Archibald Bulloch Roosevelt
- Quentin Roosevelt
