Osmanlı'nın son döneminden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına uzanan süreçte hem hekim hem de siyasetçi olarak ülkesine hizmet eden Talat Simer, 1892 yılında Bursa'da dünyaya geldi. Tıp eğitimini tamamladıktan sonra askeri tabiplik görevleriyle cephelerde yer alan Simer, Cumhuriyet döneminde ise sıtma gibi büyük salgınlarla mücadele ederek halk sağlığına önemli katkılar sundu. Yaşamını 13 Mayıs 1964 tarihinde noktalayan değerli hekim, parlamento çatısı altında yürüttüğü yasama faaliyetleriyle de Türk siyasi tarihinin unutulmaz simaları arasında yerini aldı.
Cephelerden Hastanelere Uzanan Tıp Kariyeri
Eğitim hayatına İstanbul'da yön veren Talat Simer, dönemin en prestijli eğitim kurumlarından biri olan Haydarpaşa Askerî Tıbbiyesi'nden başarıyla mezun oldu. Buradaki eğitimini tamamladıktan sonra uzmanlaşma yoluna giderek tıp dünyasında kritik bir öneme sahip olan Hayati Kimya ve Malaryoloji (sıtma bilimi) alanlarında derinlemesine ihtisas yaptı. Askeri hekim kimliğiyle vatan savunmasında aktif ve kritik sorumluluklar üstlendi. Gülhane Askerî Tatbikat Mektebi Laboratuvarı Tabipliği vazifesiyle profesyonel tıp kariyerine adım atan Simer, yeteneği sayesinde kısa sürede en üst düzey görevlere yükseldi. Büyük savaş yıllarında 5. Ordu Sıhhiye Reis Muavinliği yaptı. Ardından ise muharebelerin en yoğun olduğu cephelerde görev alarak Yıldırım Ordular Grubu Sıhhiye Müfettiş Muavinliği gibi son derece kritik askeri ve tıbbi roller üstlendi. Savaş şartlarında askerlerin sağlığını korumak adına büyük gayret gösterdi.
Büyük savaşın sona ermesiyle birlikte sivil alandaki sağlık hizmetlerine yoğunlaştı. Bu kapsamda Valide Sultan Hastanesi ve Haydarpaşa Tıp Fakültesi Hariciye Seririyatı (Cerrahi Kliniği) bünyesinde asistan hekim olarak görev aldı. Anadolu'nun dört bir yanındaki vatandaşlara ulaşabilmek amacıyla farklı şehirlerde tabiplik yapmayı sürdürdü. Bu amaç doğrultusunda öncelikle Kandıra Hükümet Tabipliği görevini yürüttü. Ardından sırasıyla Bartın, Ereğli, İzmit ve Adapazarı hastanelerinde başhekimlik ve tabiplik yaparak hastalara şifa dağıttı. Sağlık alanındaki birikimiyle Vekalet Mütehassıslığı unvanıyla bakanlık düzeyinde danışmanlık hizmeti de sundu. Kendi doğup büyüdüğü memleketi olan Bursa Belediye Tabipliği vazifesini de büyük bir özveriyle yerine getirdi.
Anadolu'da Sıtmayla Mücadele ve Toplumsal Hizmetler
Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında halk sağlığını en çok tehdit eden salgınların başında sıtma gelmekteydi. Bu tehlikeli hastalıkla mücadelede Talat Simer, sahip olduğu malaryoloji uzmanlığı ile en ön saflarda yer aldı. Salgınların kontrol altına alınması amacıyla Anadolu'nun pek çok yerinde stratejik çalışmalar yürüttü. Bu süreçte sırasıyla Bursa, Samsun, Ankara ve Eskişehir Sıtma Savaş Başkanlıkları görevini büyük bir başarıyla idare etti. Vatandaşların bu amansız hastalıktan korunması ve bilinçlendirilmesi için adeta gecesini gündüzüne kattı. Sadece tıp alanıyla sınırlı kalmayan vatansever hekim, ülkenin yer altı zenginliklerinin araştırılmasına da omuz verdi. Bu doğrultuda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) bünyesinde murakıp olarak görev üstlendi. Toplumsal dayanışma ve kültürel faaliyetlere de her zaman büyük önem atfetti. Bu amaçla Ankara Türk Ocağı Reisliği görevini üstlenerek milli kültürün yaşatılması için çalıştı. Ayrıca Eskişehir Kızılay Başkanlığı görevini de yürüterek insani yardım organizasyonlarına liderlik etti. Bilgisini toplumla paylaşmayı görev edinen Simer, dönemin gazete ve mecmualarında yazarlık yaparak toplumsal aydınlanmaya katkı sağladı.
TBMM Dönemi ve Sahip Olduğu Seçkin Nişanlar
Sağlık alanındaki üstün başarılarını ve halkla kurduğu güçlü bağları siyaset sahnesine de taşıyan Talat Simer, parlamento çatısı altında hemşerilerini başarıyla temsil etti. Siyasi kariyerine TBMM VI. Dönem Bursa milletvekilliği için yapılan ara seçimlerle başlayan deneyimli isim, meclisteki yasama çalışmalarında aktif ve yapıcı bir tutum sergiledi. Halkın sevgisini kazanan hekim, sonraki süreçte VII. ve VIII. Dönemlerde de kesintisiz olarak Bursa Milletvekili seçilerek parlamento çatısı altında hizmetlerine devam etti. Hem savaş cephelerinde hem de salgın hastalık dönemlerinde sergilediği fedakarlıklar devlet makamlarınca ödüllendirildi. Bu kapsamda başarılı devlet adamına şu nişan ve madalyalar takdim edildi:
- Birinci Dünya Savaşı'ndaki hizmetleri anısına verilen Demir Salip Nişanı,
- Devlet hizmetindeki başarılarından dolayı İftihar Madalyası,
- Milli Mücadele yıllarındaki kahramanlıklarını simgeleyen Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası.
Mesleki ve siyasi başarılarla dolu yaşamının yanı sıra örnek bir aile babası olan Simer, evli olup beş çocuk büyütmüştü. Hem cephede askerlerin, hem salgın hastalıklarla boğuşan Anadolu insanının yardımına koşan, meclis kürsüsünde ise milletin sesi olan bu kıymetli şahsiyet, Türk tıp ve siyaset tarihinde silinmez izler bıraktı.