İstanbul sokaklarının en sıra dışı figürlerinden biri olan Osman Ziya Sülün, ya da halk arasındaki adıyla Sülün Osman, 1950 ve 1960’lı yıllarda gerçekleştirdiği inanılmaz dolandırıcılık yöntemleriyle adını tarihe yazdıran ünlü bir suçludur. O, adeta yaşayan bir efsaneydi. 15 Ağustos 1923 tarihinde İstanbul’da dünyaya gözlerini açan bu zeki adam, saf vatandaşların zaaflarını ustaca kullanarak kamu mallarını kiraya vermesi veya satmasıyla adeta bir şehir efsanesine dönüştü. Tramvaylardan şehir hatları vapurlarına kadar pek çok akla gelmez nesneyi pazarlayarak kendi dönemine damga vuran figür, Türk sinemasında da derin izler bıraktı.
Fatih'ten Galata'ya Uzanan Dolandırıcılık Serüveni
Bu benzersiz serüvenin ilk adımı, takvimler 1948 yılını gösterdiğinde Fatih semtinde atıldı. İlk kurbanı ise yeni ev sahibi oldu. Genç Osman, kiraladığı yeni evin sahibini ikna ederek ilk büyük vurgununu gerçekleştirdi ve böylece suç dünyasına adım attı. İlerleyen yıllarda hedeflerini büyüten usta dolandırıcı, İstanbul'un simgesi haline gelen Galata Kulesi, meydanlardaki devasa saatler ve hatta boğazda süzülen vapurlar üzerinde hak iddia ederek bunları kolay yoldan para kazanmak isteyen kurbanlarına sattı. Herkesin şaşkınlıkla izlediği bu eylemler, zamanla ünlü komedyen Kemal Sunal’ın başrolünde oynadığı sinema filmlerine ilham kaynağı oldu. Durmaya ise hiç niyeti yoktu. İşleri o kadar büyütmüştü ki, nihayetinde tarihi Galata Köprüsü'nü başka birine devretmek üzereyken emniyet güçleri tarafıdan tesadüfen kıskıvrak yakalandı.
Sülün Osman'ın Satışa Çıkardığı Kamu Malları
Kurnazlığı ve ikna kabiliyeti sayesinde İstanbul'un simge haline gelmiş pek çok ortak kullanım alanını satmayı başaran ünlü dolandırıcının en bilinen satış listesi şu şekildedir:
- İstanbul içi ulaşımı sağlayan tarihi tramvaylar,
- Şehrin siluetini oluşturan görkemli Galata Kulesi,
- Vatandaşların zamanı takip ettiği meydan saatleri,
- Boğaz hattında sefer yapan şehir hatları vapurları.
Hapishane Yılları ve İlginç Konferans
Demir parmaklıklar ardına girdiğinde bile adından söz ettirmeyi başaran Sülün Osman, cezaevinde bulunduğu sırada hayli ironik bir etkinliğe imza attı. Hapishane günleri de oldukça renkli geçti. Tarihler 20 Nisan 1962’yi gösterirken, mahkumlara ve ziyaretçilere hitaben "Alınteri ile Yaşamak" başlıklı şaşırtıcı bir konferans verdi. Kendi hayat felsefesinin tam tersini anlattığı bu konuşma, onun zeka dolu mizacını bir kez daha gözler önüne serdi. Bunun yanı sıra, usta yazar Aziz Nesin’in kaleme aldığı bir kitaptaki ifadelerin manevi şahsiyetini ve duygularını incittiğini öne sürerek ünlü edebiyatçıya karşı hukuk mücadelesi başlattı. Davaları ve iddialarıyla sürekli gündemde kalan ünlü isim, toplum hafızasında silinmez bir yer edindi.
Beyoğlu'nda Sessiz Veda
Hayatı boyunca binbir türlü kurnazlıkla insanları kandıran bu ilginç karakterin sonu ise büyük bir dramla bitti. Resmi kayıtlarda kesin bir belge bulunmamakla birlikte, polisin yaptığı araştırmalar onun 10 Ocak 1984 tarihinde Beyoğlu’nda sürekli konakladığı salaş bir otel odasında kalp krizi geçirerek vefat ettiğini ortaya koymaktadır. Hayatını kaybettiği sırada üzerinde herhangi bir kimlik belgesi bulunmayan efsanevi figür, kimsesizler mezarlığına defnedilerek bu dünyaya tamamen sessizce veda etti.
