Sezai Karakoç, Türk edebiyatında ve düşünce dünyasında derin izler bırakmış olan, mistik şiir anlayışı ve siyasi mücadelesiyle Diyarbakır Ergani topraklarında doğup İstanbul semalarında son nefesini veren efsanevi bir şair, yazar ve siyasetçidir. 22 Ocak 1933 tarihinde dünyaya geldiği nüfusa kaydedilen, ancak gerçek doğumunun mayıs ayında gerçekleştiği bilinen usta isim, 16 Kasım 2021 tarihinde 88 yaşında hayata gözlerini yummuştur. Emine Hanım ve Yasin Bey’in evladı olarak dünyaya geldiğinde ailesi ona Muhammed Sezai ismini verdi. Lakin nüfus dairesindeki hata sonucu kayıtlara Ahmet Sezai olarak yazıldı. Çocukluk yılları Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde şekillenen Karakoç, edebiyatımıza kazandırdığı eşsiz imgeler ve kurucusu olduğu Yüce Diriliş Partisi ile Türkiye'nin entelektüel hafızasında silinmez bir yer edinmiştir.
Diyarbakır'dan Ankara'ya Uzanan Eğitim Yılları
Geleceğin usta kaleminin eğitim yolculuğu, 1938 senesinde memleketi Ergani'de üç aylık bir okul öncesi hazırlık sınıfıyla kapılarını açmıştır. İlkokulu 1944 yılında Ergani'de tamamlayan Karakoç, ortaöğrenimini parasız yatılı olarak Maraş Ortaokulu'nda sürdürmüş ve 1947 yılında burayı tamamlamıştır. Lise hayatı ise yine parasız yatılı olarak Gaziantep Lisesi'nde devam etmiş, genç Sezai 1950 senesinde bu okuldan başarıyla mezun olmuştur. Yükseköğrenim için Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne adım atan şair, 1955 yılında maliye şubesinden mezuniyet diplomasını almıştır. Henüz genç yaşlardayken şiirle bağ kuran usta sanatçı, edebiyata dair özgün kuramsal görüşlerini de kaleme almaya başlamıştır. Karakoç, şiir sanatı üzerindeki bu teorik düşüncelerini ve estetik yaklaşımlarını üç ciltlik Edebiyat Yazıları isimli eserinde bir araya getirmiştir.
Maliye Bürokrasisinden Şiir ve Siyaset Sahnesine
Üniversite tahsilinin ardından Karakoç, zorunlu hizmet yükümlülüğü gereğince Maliye Bakanlığı bünyesinde memuriyete adım atmıştır. Kısa süre sonra maliye müfettişliği sınavında üstün başarı göstererek 11 Ocak 1956 tarihinde müfettiş yardımcılığına terfi etmiştir. Devlet kademelerindeki bu parlak kariyer, 1959 senesinde onu İstanbul gelirler kontrolörlüğü görevine taşımıştır. Askerlik vazifesini ise 1960 ve 1961 yıllarında yedek subay unvanıyla Ankara ile Ağrı şehirlerinde yerine getirmiştir. Kışla dönüşü İstabul'daki kontrolörlük görevine kaldığı yerden devam eden şair, resmi görevinden 1965 ile 1973 yılları arasında defalarca istifa etmiş ve bu tarihten sonra bir daha hiçbir kamu görevi üstlenmemiştir. Kamu hizmetini sonlandıran Karakoç, tamamen yazı dünyasına yönelmiştir.
Mona Rosa ve Edebiyatta İkinci Yeni İhtilali
Şairin edebiyat dünyasındaki ilk heyecanı lise sıralarında, henüz 16 yaşındayken Necip Fazıl Kısakürek'in çıkardığı Büyük Doğu dergisini takip etmesiyle başlamıştır. Kendisinde büyük bir cesaret bularak usta yazara bir mektup göndermiş ve altına Mehmet Levendoğlu müstear adını yazdığı Sabır isimli şiirini iliştirmiştir. Bu şiir, Necip Fazıl tarafınca dergiye gelen 300 çalışma arasından seçilerek yalayımlanmıştır. Bu başarı, genç şairin edebiyat camiasına attığı ilk güçlü adımdır.
Üniversite sıralarında Muazzez Akkaya'ya duyduğu karşılıksız aşk, Türk edebiyatının en bilinen akrostişli şiiri Mona Rosa'yı doğurmuştur. Aşkına karşılık bulamayan şair, Geyve'de tatil yapan Muazzez Hanım'ı izlemek için karşı yazlığın bahçesinde bahçıvanlık yapmış ve ünlü eserini burada kaleme almıştır. Bu dönemdeki sınıf arkadaşı ve dostu Cemal Süreya, Karakoç'a 'Sezo' lakabını takarak tarzını Mehmet Akif ve Necip Fazıl karışımı olarak tanımlamıştır. İkilinin mektuplaşmaları, Süreya'nın 'Balkon' şiirini Karakoç'tan izinsiz şekilde Pazar Postası'nda yayımlamasıyla gergin anlara sahne olsa da, bu dostluk İkinci Yeni akımının doğuşuna katkı sağlamıştır. Karakoç ise bu üslubun 'Yeni-Gerçekçi Şiir' olarak anılmasını savunmuştur.
Diriliş Yayınları ve Siyasette Kutlu Yürüyüş
Yayıncılık hayatına 1960 nisanında İstanbul'da çıkardığı Diriliş Dergisi ve gazetiyle başlayan Karakoç, 1974 yılında Diriliş Yayınları'nı kurmuştur. 1961-1967 döneminde Pazar Postası, Yeni İstiklal ve Büyük Doğu gibi dergilerde şiir, deneme ve eleştiriler yayımlamıştır. Siyasi alanda ise 1990'da 'güller açan gül ağacı' amblemli Diriliş Partisi'ni kurarak yedi yıl genel başkanlığını yürütmüştür. Seçimlere katılmadığı gerekçesiyle 1997'de kapatılan bu partinin ardından, 2007'de Yüce Diriliş Partisi'ni faaliyete geçirmiş ve vefatına dek genel başkanlığını sürdürmüştür. Her cumartesi akşamı parti il binasında gerçekleştirdiği konuşmalar internetten canlı yayınlanmıştır.
Ödüllere Tenezzül Etmeyen Onurlu Bir Ömür
Karakoç, hayatı boyunca kendisine layık görülen prestijli ödülleri kabul etmeyerek son derece ilkeli ve onurlu bir duruş sergilemiştir. Şairin elinin tersiyle ittiği bu ödüller şunlardır:
- 1968 senesinde verilen MTTB Milli Hizmet Madalyası
- 1970 yılındaki Sürgün Macar Yazarlar Gümüş Madalya Ödülü
- 1982 yılındaki Yazarlar Birliği Hikaye Ödülü
- 1988'de takdim edilen Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü
- 1991 senesindeki Dünya Kültür ve Sanat Akademisi Ödülü
Usta yazar, 2006 senesinde layık görüldüğü Kültür Bakanlığı Özel Ödülü için ise bakanlığa hitaben özel bir mektup yazmıştır. Bu mektupta ödülün maddi kısmının kültür ve sanat işleri yararına harcanmasını, diğer kısmının ise kendi adresine postalanmasını rica etmiştir. En büyük ve ses getiren reddedişlerinden biri de 2011 yılındaki Cumhurbaşkanlığı Edebiyat Ödülü olmuştur. Kendisine takdim edilmek istenen bu ödülü, plaketini ve para ödülünü kati surette kabul etmeyerek törene katılmamıştır. Bu asil tavır, onun maddi kazanımlardan ziyade ilklerine ne denli bağlı olduğunu tüm ülkemize göstermiştir.
