Seyit Rıza, Cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan figürlerinden biridir. Alevi-Zaza Şeyh Hasanlılar aşiretine mensup olan bu yerel lider, 1937 yılındaki Dersim İsyanı nedeniyle Elazığ'da idam edilmiştir. Lirtik köyünde doğan ve hayatını burada geçiren Seyit Rıza, devletle giriştiği silahlı mücadele ve yargılanma süreciyle hafızalarda kalmıştır. Cumhuriyet rejiminin bölgedeki yeni yapılanma çabalarına karşı çıkan liderin yaşamı, çatışmalar ve uzlaşı arayışları arasında son bulmuştur. Bölgesel dinamikler ve merkezi otorite arasındaki bu mücadele, yakın tarihin en dramatik sayfalarından birini oluşturmaktadır.
Osmanlı Dönemi ve Erzincan Hizmetleri
Seyit Rıza'nın askeri nüfuzu eskiye dayanmaktadır. Ovacık yakınlarında doğan ve babası Seyit İbrahim'in ardından aşiretin Yukarı Abbasan kolunun yönetimini üstlenen figür, Osmanlı ordusunun Rusya birliklerine karşı Erzincan bölgesinde yürüttüğü askeri faaliyetlerde aktif sorumluluk üstlenmiştir. Rusya'daki rejim değişikliği sonrası mütareke imzalanmış ve çatışmasızlık dönemi baş göstermiştir. 1917 yılındaki Rus mütarekesinin ardından bölgede kurulan milis teşkilatlarında Seyit Rıza da görev almıştır. İkinci Şeyh Hasananlı Alayı komutanı olarak dört taburlu bir gücü yöneten lider, Rus ordularına karşı cepheye gitmiştir. Kazım Karabekir'in bildirdiği verilere göre Doğu ve Batı Dersim bölgelerinden binlerce kişi milis olarak kaydedilmiştir. Bu güçlerin önemli bir bölümü Erzincan savunmasında yer almıştır. Deli Halit Paşa komutasındaki Dersim milisleri, Rus ve Ermeni birliklerinin Erzincan'dan çıkarılmasında kritik bir rol oynamıştır. Bu askeri başarılar devletçe ödüllendirilmiştir. Erzincan İl İdaresi Üyeliğine atanan Rıza hakkında Vali Sabit Bey, 'din ve namusuyla hizmet etti' ifadesini kullanmıştır.
Cumhuriyet Dönemi Çatışmaları ve İddialar
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin merkezi idareyi güçlendirme hamleleri ile bölgedeki geleneksel aşiretlerin özerk hareket etme alışkanlıkları, taraflar arasında kaçınılmaz çatışmaların yaşanmasına zemin hazırlamıştır. Seyit Rıza'nın 1924 yılında Hozat bölgesini işgal etmesi ve cumhuriyet yanlısı aşiretlere baskınlar düzenlemesi ipleri tamamen koparmıştır. Gönderilen nasihat heyetleri silahlı karşılık bulmuştur. Ayrıca devletin köylülere dağıtmak istediği topraklara el koyduğu ve bölgeye gelen uzmanlara karşı halkı kışkırttığı iddia edilmiştir. 1937 nevruzunda aşiretlerin toplu kalkışmasıyla başlayan isyan sürecinde, İngiltere'den yardım istendiği iddiaları da gündeme gelmiştir. Yaşanan isyan ve Türk subaylarının hayatını kaybetmesi, o dönemin İngiliz arşiv belgelerinde de kendisine yer bulmuştur. Mektubun kaynaşı ise tartışmalıdır.
- İngiltere Mektubu: Anadolu topraklarının verimsizliği ve bölgenin zenginliği vurgulanarak dış yardım talep edildiği iddia edilmiştir.
- Dil Yetersizliği: Torunu Rüstem Polat, dedesinin Türkçe bilmediğini ve mektubun Nuri Dersimi tarafından yazıldığını belirtmiştir.
- Resmi Raporlar: Bakan Şükrü Kaya imzalı belgede, mektubun Suriye'deki Yusuf adlı biri tarafından kaleme alındığı bildirilmiştir.
Erzincan Yolculuğu ve Elazığ'daki İnfaz
Çatışmaların şiddetlenmesi üzerine barışçıl çözüm arayışıyla görüşmeler yapılması kararlaştırılmıştır. Erzincan'a çağrılan Seyit Rıza, yoldayken 5 Eylül 1937 tarihinde beraberindeki 72 kişiyle birlikte tutuklanmıştır. Elazığ'da kurulan askeri mahkemedeki yargılanma süreci 5-13 Eylül tarihleri arasında tamamlanmıştır. Askeri mahkeme tarafından hızla verilen idam kararı, 15 Kasım 1937 tarihinde Elazığ Buğday Meydanı'nda infaz edilerek cumhuriyet tarihinin en trajik sayfalarından biri olarak kayıtlara geçmiştir. İhsan Sabri Çağlayangil'in anılarında da yer alan bu tarihi infaz, Dersim'deki geleneksel aşiret düzeninin sonu olmuştur. İdam edilen aşiret liderinin ardından, bölgedeki isyan hareketleri de büyük ölçüde etkisini yitirmiştir.
