Türk sporunun unutulmaz isimlerinden olan Seyfi Tatar, eldivenlerini her giydiğinde hem üstün tekniğiyle hem de centilmençe tavırlarıyla ringde devleşen bir milli boksördür. Sivas’ta 1945 veya 1946 yılında dünyaya gelen ünlü sporcu, 23 Kasım 2015 tarihinde hayata gözlerini yummuştur. On iki yıllık aktif boks kariyerine sığdırdığı sayısız başarıyla Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli spor insanı portrelerinden biri haline gelmiştir.
Ankara’da Başlayan Rüzgar ve Kulüp Kariyeri
Boks sporuyla henüz 18 yaşındayken Ankara ringlerinde tanışan Seyfi Tatar, kısa sürede yeteneğini kanıtladı. Kariyeri boyunca Konya Yolspor, İzmit SEKA ve Galatasaray gibi ülkemizin önde gelen kulüplerinin başarısı için mücadele etti. Eldivenlerini son olarak Ankara Emniyet takımı adına ringe çıkararak taçlandırdı ve 1975 yılında bu çatı altında aktif boks yaşamını sonlandırdı. Tam 12 yıl süren bu macerada tam 203 resmi müsabakaya çıktı. Bu maçların 190 tanesinden zaferle ayrılarak kırılması güç bir başarı oranı yakaladı. Sekiz yıl boyunca gönül verdiği ay-yıldızlı formayla da 38 milli maçta Türkiye’yi başarıyla temsil etti.
Avrupa’da İmza Atılan Tarihi Başarılar
Kendi sıkletinde rakiplerine adeta ringi dar eden Seyfi Tatar, yedi yıl üst üste Türkiye şampiyonu olma gururunu yaşadı. Sporcumuzun ulusal düzeydeki bu hegemonyası 1967 ve 1972 yılları arasında altın dönemini yaşadı. Uluslararası arenada ülkemizi başarıyla temsil eden boksörün madalya koleksiyonu son derece geniştir:
- Balkan Şampiyonlukları: 1967, 1969, 1971, 1972 ve 1973 yıllarında Balkan ringlerinin zirvesine çıktı.
- Avrupa İkincilikleri: 1967 ve 1969 yıllarında Avrupa Boks Şampiyonası’nda gümüş madalya kazandı.
- Akdeniz Oyunları: 1967 ve 1971 yıllarında düzenlenen organizasyonlarda Türkiye’ye gümüş madalya getirdi.
Haksızlıklara Karşı Örnek Centilmenlik
Seyfi Tatar, üstün sporcu ahlakıyla taraflı tarafsız herkesin saygısını kazanan bir isimdi. İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen 1967 Avrupa Şampiyonası finalinde üstün dövüşmesine rağmen Polonyalı rakibine karşı yenik ilan edildi. Kararı büyük bir olgunlukla karşılayan Tatar, basın mensuplarına verdiği demeçte iki boksörün de maçı kazanmayı hak ettiğini, ancak boksta kazananı hakemlerin tayin ettiğini belirterek örnek duruşunu ortaya koydu. Benzer bir haksızlık 1969 yılında Bükreş’teki Avrupa Şampiyonası finalinde de yaşandı. Macar rakibi Orban’a karşı daha çok puan alan yumruklar atmasına rağmen hakemlerin tartışalı 3-2 kararıyla maçı kaybetti. Bu durum Romanyalı seyircilerin büyük protestolarına yol açtı. Madalya töreninde Romanyalılar, Macaristan milli marşı yerine uzun süre “Ta-tar” diye tempo tutarak milli boksörümüzü destekledi. Aynı yıl Galati’deki Balkan Boks Şampiyonası’nda da Romanyalı sporseverler kendisini ringe çıkarken “Şampiyon” sloganlarıyla bağırlarına bastı. İki Avrupa finalinde de hakkı yenmesine rağmen, her iki turnuvada da organizasyon komitesi tarafından dünyada eşine az rastlanır biçimde “En Centilmen Boksör” ödülüne layık görülerek onurlandırıldı.
Olimpiyatlarda İmza Atılan Tarihi Skandal
Seyfi Tatar, ülkemizi Münih ve Meksika Olimpiyatları’nda başarıyla temsil etmiş bir isimdir. Meksika Olimpiyatları’nda ringe çıkan milli eldiven, çeyrek final müsabakasında Bulgar Mihailov karşısında son derece üstün bir performans sergiledi. Hakem puanlarına göre maçı kazanması gerekirken, masa hakemlerinin büyük bir hatasıyla mağlup ilan edildi. Bu karar sonrası salon adeta karıştı. Meksikalı boksseverlerin ve diğer ülke sporcularının yoğun protestoları yüzünden olimpiyat müsabakaları tam 1,5 saat boyunca durdurulmak zorunda kalındı. Olimpiyat şampiyonluğuna emin adımlarla yürüyen Seyfi Tatar, orta hakemin verdiği bu yanlış kararla madalyadan uzaklaştırılarak ilk beş sırada yer aldı. Yaşanan bu büyük haksızlık dünya basınında “Olimpiyatların ilk skandalı” başlığıyla geniş yankı bularak boks tarihinin en kara sayfalarından biri olarak kayda geçti.
