Türk sinemasının ve tiyatrosunun en güçlü karakter oyuncularından biri olan Şerif Sezer, 12 Aralık 1946 tarihinde Bursa'nın Mudanya ilçesinde, zeytincilikle uğraşan çok kültürlü bir ailenin en büyük kızı olarak dünyaya gözlerini açtı. Zorlu bir çocukluk döneminin ardından tiyatro sahnesine adım atan sanatçı, özellikle Yol ve Hakkâri'de Bir Mevsim gibi uluslararası arenada ödül alan yapımlardaki köylü ve Doğulu kadın kompozisyonlarıyla Türk sinema tarihinde kendine has, derinlikli bir yer edinmeyi başardı. Hem yerel değerleri hem de evrensel oyunculuk disiplinini harmanlayan usta isim, canlandırdığı her karaktere kattığı sahicilikle adını altın harflerle yazdırdı.
Mudanya'dan Ankara'ya Uzanan Mücadele Yılları
Gözlerini Mudanya'da açan Sezer, Rumeli, Laz ve Gürcü kökenlere sahip bir ailede büyüdü. Ne var ki, çocukluk yılları büyük kayıplar ve ayrılıklarla gölgelendi. İkiz kız kardeşlerinden birini difteri hastalığı yüzünden erken yaşta yitiren sanatçı, henüz sekiz yaşındayken anne ve babasının boşanmasıyla sarsıldı. Ankara'ya yerleşen annesini tam altı yıl boyunca göremedi. İlkokul eğitimini tamamladığında, amcasının kararıyla ortaokul yerine dikiş nakış kursuna gönderildi. Ancak içindeki okuma arzusu hiç sönmedi. On sekiz yaşına bastığında, Mudanya'da yaşayan bir aile dostunun aracılığıyla annesiyle iletişim kurdu. Genç kız, evden sadece ilkokul diplomasını ve kimliğini alarak Ankara'daki annesinin yanına sığındı.
Ankara'ya gelişiyle hayatında yeni bir sayfa açılan Sezer, eğitimine önce Kız Enstitüsü'nde devam etti. Eğitmenlerinin yeteneğini fark edip cesaretlendirmesi neticesinde dışarıdan sınavlara girerek ortaokul üçüncü sınıfa kaydolmayı başardı. Lise birinci sınıftayken izlediği bir konservatuvar tiyatro oyunu, onun içindeki oyunculuk ateşini yaktı. Ertesi yıl sınavları kazanarak yatılı olarak konservatuvara kabul edildi. Burada Alev Sezer ve Arsen Gürzap gibi isimlerle sıra arkadaşı oldu. Mezuniyetinin ardından Ankara Devlet Tiyatrosu kadrosuna katılan sanatçının profesyonel sahneye ilk adımı, Ahmet Kutsi Tecer'in ünlü eseri "Köşe Başı" ile gerçekleşti.
Paris Yılları ve Zorunlu Arayışlar
Ankara'da tiyatro yaparken Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisi bir gençle evlendi. Eşinin kazandığı burs nedeniyle onunla birlikte Paris'e gidince Devlet Tiyatroları'ndan istifa etmek zorunda kaldı. Fransa'da geçim mücadelesi verirken çocuk bakıcılığı, moda evlerinde dikiş dikme ve fotomodellik gibi işlerde çalıştı. Altı yıl süren Paris serüveninin ardından evlilişini sonlandırıp Türkiye'ye döndü. Paris'te tanıştığı Azmi Arna ile 1971'de İstanbul'da dünyavevine girdi. Ancak tiyatroya hemen dönemedi. Bir süre Sheraton Oteli'nin barında garsonluk yaparak geçimini sağladı. Mezunlara yönelik yapılan özel bir çağrı sayesinde nihayet dört yıl sonra tiyatro sahnelerine geri dönme şansı buldu.
Beyaz Perdede Altın Çağ ve Kültleşen Roller
Sinema dünyasına adım atışı, 1980 yılında Sinan Çetin'in yönettiği Bir Günün Hikâyesi filmiyle oldu. Bu başlangıcı, Türk sinemasının başyapıtlarından biri takip etti. 1981 yılında Yılmaz Güney ile Şerif Gören'in imzasını taşıyan ve ertesi yıl Cannes Film Festivali'nde büyük ödül Altın Palmiye'yi kazanan Yol filminde Zine karakterini canlandırarak uluslararası çapta dikkat çekti. Aynı yıl Erden Kıral'ın yönettiği ve Berlin Film Festivali'nden Gümüş Ayı ödülüyle dönen Hakkâri'de Bir Mevsim filmindeki performansıyla adından söz ettirdi. Bu büyük başarıların ardından, 1986 yılında kızı Deniz'in dünyaya gelmesiyle sinemaya beş yıl ara verdi.
1988 yılından itibaren setlere dönen sanatçı, çok sayıda film ve televizyon projesinde yer aldı. Orhan Oğuz'un yönettiği Her Şeye Rağmen filmindeki rolüyle Ankara Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kucakladı. Kariyeri boyunca canlandırdığı güçlü kadın tiplemeleriyle adından söz ettiren usta oyuncu, şu yapımlarla ödül ve takdir kazandı:
- Av Zamanı
- Camdan Kalp
- Hamam
2002 yılına gelindiğinde ise televizyon tarihinin en çok izlenen dizilerinden Asmalı Konak'ta hayat verdiği Kader karakteriyle geniş izleyici kitlelerinin hafızasına kazındı. Sezer, geleneksel Türk kadını portrelerini sahici ve samimi biçimde ekrana yansıtmayı sürdürüyor.
