Mersin'den Hamburg'a uzanan hayatında yabancı düşmanlığıyla savaşan Semra Ertan, göçmenlerin sesi olan duyarlı bir yazar ve şairdir. 31 Mayıs 1956 tarihinde Mersin kentinde gözlerini dünyaya açan Semra Ertan, 26 Mayıs 1982 tarihinde Hamburg sokaklarında gerçekleştirdiği sarsıcı protesto sonucunda henüz yirmi altı yaşında hayatını kaybetmiştir. Bu trajik eylemin arkasında, Almanya'da giderek tırmanan yabancı karşıtlığını protesto etme kararlılığı yatmaktadır. Kendisi ardında yüzlerce şiir bırakmıştır.
Akdeniz'den Almanya'ya Ulaşan Bir Yaşam Mücadelesi
Semra Ertan, çocukluk yıllarını Mersin'de geçirdikten sonra henüz on beş yaşındayken büyük bir değişim yaşadı. Genç kız, Almanya'nın Kiel ve Hamburg gibi şehirlerinde göçmen işçi olarak çalışan ebeveynlerinin yanına taşındı. Babası Gani Bilir ve annesi Vehbiye Bilir, gurbette ekmek mücadelesi veren binlerce Türk işçisinden sadece ikisiydi. Ertan, ailesinin yanına yerleştiği bu yeni ülkede sadece bir göçmen olarak kalmadı. O, zamanla çevirmenlik yaparak köprü kurdu. Hamburg sokaklarında hayatı anlamlandırmaya çabaladı.
Edebiyatla Yoğrulan Göçmenlik ve Yalnızlık
Lirizme büyük bir tutkuyla bağlı olan Ertan, tercümanlık mesleğinin yanı sıra edebiyata da sığındı. Yaşamı boyunca 350'den fazla şiir ve siyasi hiciv kaleme almayı başardı. Yazdığı eserler gurbettekilerin iç dünyasını yansıtıyordu. Ayrıca, yalnızlığın gurbetçiler üzerindeki ruhsal ve fiziksel yansımalarını ele alan kitapları da Almanya'da okurla buluştu. Onun en bilinen eseri olan Mein Name ist Ausländer (Benim Adım Yabancı) adlı şiiri, Türk okul kitaplarında da yer bularak geniş kitlelere ulaştı. Semra Ertan'ın satırları, sadece sanatsal bir arayış değil, aynı zamanda haksızlığa karşı yükselen bir çığlıktı.
Hamburg'daki Tarihi Protesto
Semra Ertan, 26. doğum gününe sadece birkaç gün kala, Almanya'da giderek tırmanan yabancı düşmanlığına karşı sarsıcı bir karar aldı. Bu duruma dikkat çekmek isteyen genç yazar, dönemin en büyük Alman medya kuruluşu olan Norddeutscher Rundfunk (NDR) ile irtibata geçti. Telefonun ucunda, kendisini yakacağını ilan ediyordu. Bu kararlı ve trajik çığlık, 26 Mayıs 1982 günü Hamburg'un St. Pauli semtinde gerçeğe dönüştü. Simon-von-Utrecht-Straße ve Detlef-Bremer-Straße sokaklarının kesiştiği noktada, bir akaryakıt istasyonundan temin ettiği 5 litre benzinle kendisini ateşe verdi. Polis ekibi alevlere müdahale etmeye çalıştı. Ancak vücudunda oluşan derin yanıklar nedeniyle ağır yaralanan Ertan, kaldırıldığı hastanede hayata gözlerini yumdu.
Sanatta Yaşayan Anısı ve Mirası
Genç şairin bu fedakarca ve sarsıcı vedası, edebiyat ve sinema dünyasında derin izler bıraktı. Semra Ertan'ın anısını yaşatan ve onun mücadelesini ölümsüzleştiren önemli sanatsal çalışmalar şunlardır:
- Alman araştırmacı gazeteci Günter Wallraff, 1985 yılında yayımladığı ve büyük ses getiren Ganz Unten (En Alttakiler) isimli kitabını Semra Ertan'a adamıştır.
- Alman romancı Sten Nadolny, 1990 yılında yazdığı Selim oder Die Gabe der Rede adlı romanını Ertan'ın protestosundan yola çıkarak şekillendirmiştir; eserin ana karakteri olan Ayşe doğrudan ondan uyarlanmıştır.
- Cana Bilir-Meier imzalı 2013 yapımı Semra Ertan adlı ödüllü kısa belgesel film, YOUKI Uluslararası Film Festivali'nde gösterilerek şairin trajik hikayesini ve ırkçılık karşıtı mücadelesini sinema perdesine taşımıştır.