Türk spor tarihinin altın sayfalarında adı gururla anılan Semih Türkdğan, henüz gencecik bir lise öğrencisiyken adım attığı atletizm pistlerinde kazandığı zaferlerle efsaneleşen, ülkemize uluslararası arenadaki ilk madalyayı getiren rekortmen kısa mesafe koşucusudur. 1912 yılında İstanbul'da dünyaya gelen başarılı sporcu, hızı ve azmiyle genç cumhuriyetin spor alanındaki ilk küresel başarılarına imza atarak adını tarihe yazmıştır.
Pistlerde Geçen Altın Yıllar ve Kırılması Güç Rekorlar
Galatasaray Lisesi'ndeki öğrencilik yıllarında, henüz 13 yaşındayken atletizmle tanışan Semih Türkdğan için pistler adeta bir tutku haline geldi. Sıra dışı bir yeteneğe sahipti. Nitekim, sadece iki yıl sonra milli formayı giymeyi başarıp, 15 yaşında ülkesini ilk kez temsil etti. Henüz çok genç bir sporcuyken katıldığı 1928 Amsterdam Olimpiyatları, onun adını uluslararası spor camiasına duyuran ilk büyük sahne oldu.
Kısa mesafe koşularındaki üstün yeteneğini pistlerde kanıtlayan Türkdğan, 100 metre yarışında elde ettiği 10.6 saniyelik derecesiyle Türkiye rekorunu kırdı. Bu muazzam başarı, tam 25 yıl boyunca aşılamayarak kırılması güç bir rekor olarak Türk spor tarihine kazındı. Milli atlet, Atina'da düzenlenen 1930 Balkan Oyunları'nda ise 100 metreyi 11.1 saniyede tamamlayarak ikinci oldu. Elde edilen bu ikincilik derecesi, Türkiye'nin atletizm tarihindeki ilk uluslararası madalyası olarak kayıtlara geçti. Kariyeri boyunca tam 9 Türkiye rekoruna imza attı. Aktif atletizm kariyerini ise 1938 yılında sonlandırdı.
Ünlü sporcunun kariyerindeki en önemli dönüm noktaları şunlardır:
- 1928 Amsterdam Olimpiyatları katılımı
- 100 metrede tam 25 yıl boyunca kırılamayan Türkiye rekoru
- 1930 Balkan Oyunları 100 metre ikinciliği ile gelen ilk uluslararası madalya
- Atletizm yaşantısı boyunca elde ettiği 9 farklı Türkiye rekoru
Pistlerin Ardındaki Yönetici, Antrenör ve Renkli Yaşamı
Aktif spor yaşantısını sonlandırdıktan sonra da atletizmden kopmayan Semih Türkdğan, tecrübelerini yeni nesillere aktarmak için antrenörlük ve yöneticilik yapmaya başladı. Galatasaray Spor Kulübü bünyesinde ve Türkiye Atletizm Federasyonu yönetim kurullarında uzun yıllar önemli idari görevler üstlendi. Hem spor yöneticisi hem de başarılı bir antrenör olarak Türk sporuna katkılarını saha kenarında da sürdüren Türkdğan, 1948 Londra Olimpiyatları'nda mücadele eden milli atletizm takımımızın başantrenörlüğünü yürüterek sporcuları en iyi şekilde hazırladı.
Zamanla spor yazarlığına da yönelen efsanevi isim, Milliyet gazetesindeki köşesindeki yazılarıyla atletizm sporunun sevilmesi ve gelişmesi için fikirlerini paylaştı. Pistlerin dışındaki yaşamı da oldukça renkliydi. İstanbul'un köklü bir lezzet durağını işletti. Teşvikiye semtinin meşhur badem ve fıstık ezmeleriyle ün salan meşhur Kıyık Pastanesi'nin son sahibi olarak hafızalarda yer edindi. Hem spor dünyasında hem de iş hayatında derin izler bırakarak 16 Mayıs 1994 tarihinde hayata gözlerini yumdu.