Amerikan edebiyatının 20. yüzyıldaki en büyük temsilcilerinden biri kabul edilen Francis Scott Key Fitzgerald, 24 Eylül 1896 tarihinde Minnesota eyaletinde dünyaya geldi. Kendine has edebi tarzıyla dönemin ruhunu yansıtan yazar, yaşamı boyunca üretken bir çizgi çizerek bugün dünya çapında klasikler arasında yer alan başyapıtlara imza attı. Eserlerinde kendi içindeki zıt duygu ve düşünceleri aynı anda barındırabilme yeteneğiyle ün kazanan yazar, bu özgün yaklaşımı sayesinde edebiyat dünyasında derin izler bırakmayı başardı.
İlk Yıllar ve Eğitim Hayatı
Geleceğin ünlü romancısı, Edward Fitzgerald ve Mary Fitzgerald çiftinin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı. Ailesinin iş durumu nedeniyle ilk çocukluk yılları farklı şehirlerde geçti. Aile, Ocak 1901'den Eylül 1903'e kadar New York eyaletinin Syracuse şehrinde ikamet etti. Daha sonra babasının Procter & Gamble şirketindeki görevi sebebiyle New York eyaletine bağlı Buffalo kentine taşındılar. Burada yaklaşık on yıl geçiren genç Fitzgerald, eğitim hayatına da bu kentte adım attı. Buffalo'daki Katolik okullarından Kutsal Melekler Manastırı'nda 1903-1904 yıllarında, ardından da Nardin Akademisi'nde 1905-1908 yılları arasında eğitim gördü.
Ancak 1908 yılı aile için zorlu bir dönüm noktası oldu. Babasının Procter & Gamble şirketindeki işinden çıkarılması üzerine aile, Minnesota'ya geri dönme kararı aldı. Fitzgerald, memleketinde eğitimine devam ederek 1908 ile 1911 yılları arasında St. Paul'daki St. Paul Akademisi'ne devam etti. Gençlik yıllarının eğitim basamaklarını tırmanırken, 1913 yılında Hackensack'te bulunan New Jersey lisesinden başarıyla mezun oldu. Yükseköğrenim için rotasını prestijli Princeton Üniversitesi'ne çeviren Fitzgerald, burada hayatını derinden etkileyecek olan sosyete güzeli Ginevra King ile tanıştı. Ginevra King ile 1915-1917 yılları arasında yaşadığı romantik ilişki sona erse de, bu aşk yazarın %70 oranında olmasa da ileriki dönemde kaleme alacağı eserlerdeki Daisy Buchanan gibi ikonik karakterlerin en büyük ilham kaynağı olacaktı.
Savaş Yılları, Aşk ve Edebi Başarılar
Eğitimini tamamlamadan askere gitmek isteyen Fitzgerald, 1917 yılında Princeton'dan ayrılarak I. Dünya Savaşı'na katılmak üzere orduya yazıldı. Teğmen rütbesiyle Montgomery yakınlarındaki Sheridan Kampı'nda görevlendirildi. 1918 yılında 45. ve 67. Piyade Alaylarında hizmet verdiği sırada, yerel bir kulüpte şehrin gözde ismi Zelda Sayre ile karşılaştı. Montgomery sosyetesinin bu ünlü genç kızına aşık olan yazarın hayatı bambaşka bir yön kazandı. Birliği ile Long Island'daki Kamp Mills'e atanmasının ardından savaş sona erdi; ancak Zelda ile ilişkileri mektuplar aracılığıyla kopmadan sürdü.
Askerlikten 14 Şubat 1919'da terhis edildikten sonra New York'a yerleşen Fitzgerald, geçimini sağlamak amacıyla gazete ve reklam ajanslarında çalışmaya başladı. İlk romanı olan 'Cennetin Bu Yanı' projesine yoğunlaşırken, Zelda'nın mektuplarından, günlüklerinden ve konuşmalarından esinlendi. Bu yoğun mektuplaşmaların ardından Mart 1920'de annesinin yüzüğünü Zelda'ya göndererek nişanlandılar. Zelda Sayre ile 3 Nisan 1920 tarihinde evlenerek hayatını birleştiren başarılı romancının, bu evlilikten 26 Ekim 1921 tarihinde Frances Scottie adını verdikleri bir kız çocukları dünyaya gözlerini açtı. Yazarın 1920 yılında yayınlanan ilk romanı büyük bir popülarite kazanmasını sağladı.
Yaratıcı üretkenliğini sürdüren Fitzgerald, 1922 yılında 11 kısa öyküden oluşan 'Caz Çağı Masalları'nı yayınladı. Bu derlemede yer alan ve ilk kez Collier's Magazine'de yayınlanan 'Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi' büyük ilgi gördü. Yazarın bu meşhur eseri, yıllar sonra sinema dünyasında da ses getiren bir yapıma dönüşecekti. Yazdığı romanların kazancıyla birlikte artan gelirini eğlence hayatında harcayan yazar, bu hareketli ve lüks yaşam tarzına kendisini kaptırdıkça sağlığının da günden güne bozulmaya başladığını fark etti.
Avrupa Seyahatleri ve Başyapıtların Üretimi
1920'li yıllarda sık sık Avrupa seyahatlerine çıkan Fitzgerald, burada Ernest Hemingway gibi önemli edebiyatçılarla bir araya gelerek onlardan etkilendi. Çift, Nisan 1924'te Paris'e yerleşerek sanatsal açıdan verimli bir döneme adım attı. Aynı yılın sonlarında Roma'ya taşınan yazar, dünya edebiyat tarihine geçecek olan 'Muhteşem Gatsby' romanını kaleme almaya başladı. İtalya'daki kış mevsiminin ardından yeniden Fransa'ya dönen aile, 1926 yılına kadar Paris ve Fransız Rivierası'nda ikamet etti. Kitabın 1925 yılındaki yayını yazarın ününü perçinledi.
Edebi başarısının ardından 1926 yılında senaryo yazımı için Hollywood'dan davet alan Fitzgerald, Ocak 1927'de stüdyo bungalovuna yerleşti. Burada genç oyuncu Lois Moran ile tanışması, yazarın 'Geceler Tatlıdır' adlı eserindeki Rosemary Hoyt karakterini şekillendirmesine vesile oldu. Hollywood macerası çifte maddi kazanç getirse de evliliklerindeki sarsıntıları daha da derinleştirdi. İki ay gibi kısa bir sürede Hollywood'dan ayrılarak Wilmington yakınlarındaki Ellerslie malikanesini kiraladılar. Fitzgerald dördüncü romanı üzerinde çalışırken eşi Zelda'nın zihinsel rahatsızlıkları giderek belirginleşti.
Zorlu Yıllar, Sağlık Sorunları ve Veda
Zelda'nın düzensiz davranışları sonrasında 1930 yılında şizofreni teşhisi konulmasıyla çift İsviçre'de bir kliniğe yöneldi. Eylül 1931'de Amerika'ya dönseler de Zelda'nın tedavisi Johns Hopkins Üniversitesi Phipps Kliniği'nde devam etti. Fitzgerald, yaşadığı bu zorlu evlilik sürecini ve eşinin günlüklerini romanlarında doğrudan kullandı. Hatta bu durum zaman zaman intihal tartışmalarını da beraberinde getirdi. Eşinin süregelen rahatsızlığı nedeniyle onu 1936'da Highland Hastanesi'ne yatırmak durumunda kaldı.
Maddi zorluklarla mücadele eden yazar, 1937 yılında MGM stüdyolarıyla haftalık bin dolarlık bir anlaşma yaparak Hollywood'a döndü. Bu dönemde sinema yazarı Sheilah Graham ile tanışarak 1940 yılına kadar sürecek bir birliktelik yaşadı. Eşi Zelda ile 1938'den sonra yüz yüze görüşmeseler de ilk yıllardaki gibi mektuplarla haberleşmeyi sürdürdüler. 1939 yılında Metro-Goldwyn-Mayer sözleşmesinin feshedilmesinin ardından serbest senaryo yazarı olarak çalışmaya devam eden Fitzgerald, alkolizmle olan uzun mücadelesi sırasında 1933 ile 1937 yılları arasında sekiz kez hastaneye kaldırıldı. Zaman içinde hem şöhretini hem de sağlığını kaybeden yazar, son derece derin bir ruhsal bunalım içinde ve hayata küskün olarak 21 Aralık 1940 tarihinde Hollywood'da geçirdiği kalp kriziyle hayata veda etti.
Yazarın Başlıca Eserleri
- 1920 - Cennetin Bu Yanı (This Side of Paradise)
- 1921 - Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi (The Curious Case of Benjamin Button)
- 1922 - Güzel ve Lanetlenmiş (The Beautiful and Damned)
- 1922 - Caz Çağı Masalları (Tales of the Jazz Age)
- 1922 - The Diamond as the Ritz
- 1922 - Winter Dreams
- 1925 - Muhteşem Gatsby (The Great Gatsby)
- 1931 - Babylon Revisited
- 1934 - Geceler Tatlıdır (Tender is the Night)
- 1936 - Delirmek (The Crack-up) (Kısa Hikaye)
- 1940 - Son Düş (The Love of the Last Tycoon)
- 1941 - Son Patron (The Last Tycoon) (Ölümünden sonra tamamlandı)
