Türk edebiyatının en özgün simalarından biri olan Ahmet Salahattin Birsel, 14 Kasım 1919 tarihinde Balıkesir'de dünyaya gözlerini açmış ve ömrünün son demlerini geçirdiği İstanbul'da, 10 Mart 1999 günü geçirdiği ani bir kalp krizi neticesinde aramızdan ayrılmıştır. Türk edebiyatına şair ve deneme yazarı olarak yön veren isim, felsefe eğitiminin ardından üstlendiği idari görevlerle ve kurucusu olduğu yayıneviyle kültür hayatını şekillendirmiştir. İzmir, İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde uzun yıllar geçiren yazar, son durağı olan İstanbul'da kalıcı eserler üreterek kendine has bağımsız bir çizgi yakalamıştır. Yaratıcı ve sorgulayıcı mizacını akademik felsefe eğitimiyle başarılı bir şekilde harmanlayan yazar, ülkemizin düşünce dünyasına ve yazı hayatına yepyeni pencereler açmayı başarmıştır.
Felsefe Eğitiminden Kültür Yönetimine
Birsel, yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin felsefe bölümünde başarıyla tamamlayarak mezun olmuştur. Eğitim hayatını tamamladıktan sonra çalışma hayatına atılan yazar, sırasıyla şu idari görevleri yürütmüştür:
- Müfettişlik
- Kitaplık müdürlüğü
- Basımevi yöneticiliği
Sanatçı, mesleki kariyerinin yanı sıra Türk Dil Kurumu bünyesinde yönetim kurulu üyesi olarak da aktif roller üstlenmiştir. Ayrıca bin dokuz yüz kırklı yıllarda oyuncu İhsan Devrim ve yazar Burhan Arpad ile ortaklık kurarak ABC Kitabevi'nin temellerini atmıştır. Bu girişim, edebiyat dünyasıyla bağını pekiştirmiştir.
Geleneksel Kalıpları Kıran Bağımsız Sanat Anlayışı
Salah Birsel, 1956 yılından sonra Birinci Yeni akımını arkasında bırakarak kurallara bağlı kalmaksızın kendi özgün üslubunu inşa etmiş ve edebiyat camiasında tamamen bağımsız, taklit edilemez bir duruş sergilemeyi başarmıştır. Sanatçı, şiirde zekanın önemine yürekten inanırdı. Ona göre, düşündürücü yan zeka ile güçlenmeliydi. Ciddi konuları bile adeta alaya alan üslubu sayesinde okurlarını hem eğlendirmiş hem de derin düşüncelere sevk etmiştir. Mizahi ögeler sadece şiirleriyle sınırlı kalmamış, kaleme aldığı nesir türündeki yazılarında da belirgin biçimde kendisini göstermiştir. Onun ironik yaklaşımı edebiyatımızda yeni bir çığır açmıştır.
