Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızlarından Rukiye Erkin, 1911 yılında Konya'nın Seydişehir ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Küçük yaşta anne ve babasız kalarak yetim düşen bu küçük kızın hayatı, Atatürk'ün Konya ziyareti sırasında kendisini bulup Ankara'ya getirmesiyle tamamen değişti. Ankara'da başlayan yeni yaşamında modern bir eğitim alan Erkin, ömrü boyunca bu saygın unvanı gururla taşıdı.
Konya'dan Ankara'ya Uzanan Şefkat Köprüsü
Rukiye Hanım'ın babası Rıza Bey, Birinci Dünya Savaşı'nın zorlu yıllarında cephede vatan görevi yaparken Mustafa Kemal Paşa'nın yazıcılığını ve postacılığını üstlenmişti. Askerlik vazifesini tamamladıktan sonra memleketine dönerek bakırcılıkla geçinmeye çalışan Rıza Bey, eşinin vefatıyla sarsıldı. Çok geçmeden kendisinin de hayata gözlerini yumması üzerine, Rukiye ve üç ablası bir başlarına kaldılar. Dört kız kardeşin en küçüğü olan Rukiye, artık hem öksüz hem de yetimdi.
Gazi Mustafa Kemal Paşa, Konya seyahatinde eski silah arkadaşının geride bıraktığı bu çocukların durumunu araştırttı. Küçük Rukiye'yi bizzat bulup yanına alan büyük lider, onu geleceğe hazırlamak amacıyla başkente götürdü. Ankara'daki ilk günlerinde Çankaya İlkokulu'nda temel eğitimini tamamlayan şanslı kız, ardından Notre Dame de Sion Fransız Lisesi'ne kaydoldu. Genç kız, lisede son derece kaliteli bir eğitim aldı. Atatürk'ün himayesinde geçen bu son derece verimli öğrencilik yılları, Rukiye Hanım'ın sadece entelektüel bir birikim kazanmasını sağlamakla kalmadı, aynı zamanda onu gelecekte üstleneceği ailevi ve toplumsal sorumluluklara da en mükemmel şekilde hazırladı.
Dolmabahçe Sarayı'nda Görkemli Bir Düğün
Takvimler 1930 yılını gösterdiğinde, genç kadın hayatının en önemli adımını attı. Rukiye Hanım, Atatürk Orman Çiftliği'nde görev yapan muhafız birliğinin komutanı Hüsnü Bey ile dünya evine girdi. Ankara Belediyesi bünyesinde kıyılan bu anlamlı nikahta çiftin mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Dönemin en nüfuzlu devlet adamlarından olan İçişleri Bakanı ile Dışişleri Bakanı da bu mutlu günde genç çiftin nikah şahidi oldular. Resmi törenin ardından muhteşem bir düğün merasimi organize edildi. Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat himaye ettiği ve devlet erkanının da geniş katılım gösterdiği bu dillere destan düğün töreni, İstanbul'un tarihi incisi olan görkemli Dolmabahçe Sarayı'nın büyüleyici ve asil atmosferinde gerçekleştirildi. Bu mutlu ve örnek evlilik, ilerleyen yıllarda dünyaya gelen bir erkek evlat ile daha da anlam kazandı. Bir erkek çocuk sahibi olan aile, yaşamlarını huzur ve mutluluk içerisinde sürdürdü.
Yalova Günlerinden Nişantaşı'na Uzanan Sessiz Yıllar
Hüsnü Erkin, 1935 ile 1938 yılları arasında Yalova kaymakamlığı görevini büyük bir başarıyla yerine getirdi. Rukiye Hanım, eşinin bu önemli idari görevi boyunca ona her alanda büyük bir sevgiyle destek oldu. Rukiye Erkin, sevgili eşini 1966 senesinde ebediyete uğurladı. Eşinin vefatının ardından İstanbul'un en gözde semtlerinden biri olan Nişantaşı'na yerleşen Rukiye Hanım, burada ömrünün geri kalan kısmını son derece sakin ve vakarlı bir şekilde idame ettirdi.
Cumhuriyet tarihinin canlı tanıklarından biri olan Rukiye Erkin, 1995 yılında İstanbul'da yaşama veda etti. Değerli hanımefendinin cenazesi, dualar eşliğinde Feriköy Mezarlığı'na defnedildi.
