Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli düşünürlerden biri olan yazar, şair ve filozof Oruç Aruoba, felsefe ile edebiyatı yalın ve özgün bir üslupla harmanlayarak ülkenin düşünce üretimine yön vermiştir. 14 Temmuz 1948 tarihinde Karamürsel'de hayata gözlerini açan Aruoba, felsefeyi yalnızca akademik bir uğraş değil, aynı zamanda yaşamsal bir emek biçimi olarak görmüştür. Akademide başladığı yolculuğunu dışarıda sürdürerek düşünce dünyasını özgürleştiren Aruoba, özellikle Alman ve İngiliz felsefe literatürünün dev isimlerini ülke okuruna ilk kez tanıtarak Türkçe felsefi dilin temellerine önemli harçlar koymuştur.
Akademiden İstanbul Sokaklarına Uzanan Yaşam
Ortaöğrenimini Ankara TED Koleji bünyesinde tamamlayan Aruoba, ardından Hacettepe Üniversitesi'ne girdi ve psikoloji alanında lisans derecesini aldı. Aynı bölümde yüksek lisans eğitimini de bitirdikten sonra, felsefe alanında uzmanlaştı ve doktorasını aldı. Başarılı akademik kariyerini uluslararası çalşmalarla süslendiren yazar, 1976'da Almanya'daki Tübingen Üniversitesi'nde felsefe semineri üyesi olarak bir yıl görev yapmıştır. Yeni Zelanda Victoria Üniversitesi'nde de konuk öğretim üyeliği yaptı. Hacettepe Üniversitesi'nde 1972 ve 1983 yılları arasında öğretim üyeliği yapmasına karşın, 1983 yılında üniversiteyle ilişiğini tamamen keserek akademisyenlikten ayrıldı. Yerleştiği İstanbul'da çeşitli basın organlarında yayın yönetmenliği, yayın danışmanlığı ile yayın kurulu üyeliği yaparken, çalşmalarını saygın edebiyat dergilerinde okurla buluşturdu. Ayrıca Açık Radyo bünyesinde 'Filozof Dedikoduları' adlı özgün bir program üreterek bunu dinleyicilere sundu.
Türkçe Literatürün Öncü Çevirmeni ve Düşünürü
Oruç Aruoba, batı felsefesinin dünyaca ünlü ve öncü düşünürlerini Türkçeye başarıyla kazandırmasıyla derin izler bırakmıştır. Ludwig Wittgenstein'ın eserlerini Türk çeviri dünyasına ilk getiren isim olması, onun entelektüel cesaretini açıkça gösterir. Aynı zamanda şu düşünürlerin eserlerini Türkçe literatüre hediye etmiştir:
- David Hume
- Rainer Maria Rilke
- Ludwig Wittgenstein
- Friedrich Nietzsche
- Hans von Hentig
- Matsuo Basho
- Paul Celan
Aruoba'nın kendi kaleminden çıkan metinler ise edebiyatın ve felsefenin bilinen tüm katı kalıplarını yıkan özgün özellikler taşır. Haiku türündeki yalın şiirleri geniş kitlelerce çok sevilmiş, her yaştan okura ulaşmayı başarmıştır. Ayrıca ürettiği aforizmalara dayalı felsefi metinleri sebebiyle ülkesinde 'Türkiye'nin Friedrich Nietzsche'si' sıfatıyla anılmıştır. Edebiyat kurallarının dışına çıkan özgün noktalama işaretleri ile dilbilgisi tercihleri ise akademik çevrelerde bir hata değil, onun kendisiyle özdeşleşen bir sanatçı üslubu olarak görülmüştür.
Yazarın kütüphanelerdeki yerini alan başlıca yapıtları şunlardır:
- Tümceler (1990)
- De ki İşte (1990)
- Yürüme (1992)
- Hani (1993)
- Ol an (1994)
- Kesik Esin-tiler (1994)
- Geç Gelen Ağıtlar (1994)
- Sayıklamalar (1994)
- Uzak (1995)
- Yakın (1997)
- Ne Ki Hiç (1997)
- İle (1998)
- Çengelköy Defteri (2001)
- Olmayalı (2003)
- Doğançay'ın Çınarları (2004)
Toplumsal Etkinlikler ve Kültür Hayatındaki İzi
Kültürel yaşamda aktif bir duruş sergileyen Aruoba, Felsefe Sanat Bilim Derneği'nin düzenlediği 'Assos'ta Felsefe' etkinliklerinde de konuşmacı olarak sık sık yer almıştır. Sunumları arasında dikkat çeken bazı başlıklar şöyledir:
- 'Felsefenin Hayvanına Ne Oldu?'
- 'Bilim ve Din'
Ayrıca, Füsun Akatlı sempozyumuna da konuşmacı olarak katılmıştır. 2006 ve 2011 yıllarında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü seçici kurulunda Füsun Akatlı, Ahmet Cemâl, Doğan Hızlan, Nüket Esen, Orhan Koçak, Nilüfer Kuyaş ve Emin Özdemir ile birlikte görev üstlendi.
Felsefi Duruş, Toplum ve Ölüm Düşüncesi
Felsefenin kaynağına dair özgün fikirler serdeden Aruoba'ya göre düşünce ürütimi, en temelde derin bir huzursuzluktan ve hayretten beslenir. Ona göre insanın mutlak olarak bildiği tek şey öleceğidir; ancak bu bilgi içerikten yoksundur. Üniversite gençliğinin onun kitaplarında bir yol bulma arayışına girmesini ise gençlerin toplumsal sınırlandırmalardan uzak olmalarına ve düşünce özgürlüğüne bağlamıştır. Kendisini bir 'filozof' olarak değil yalnızca bir 'yazar' olarak tanımlayan düşünür, felsefe satanlar ile bilgeliği sevenler arasındaki farkı Türkçedeki 'felsefeci' ve 'filozof' ayrımı ile açıklamıştır. Toplumsal dönüşümleri yakından izleyen Aruoba, özellikle ürütimden ziyade tüketime ve satışa dayalı ekonomik modellerin toplumu çöküşe götüreceği uyarısında bulunmuş, emeğe ve ürütime dayalı bir yaşam felsefesini savunmuştur. Siyasi duruşunda da sözünü esirgemeyen Aruoba, 2013 yılında dönemin Başbakanına yazdığı açık mektupla toplumsal hakları, özgür birey olmayı ve eşit yurttaşlık ilkelerini kararlılıkla savunmuştur. Usta yazar, 31 Mayıs 2020'de İstanbul'da vefat etti.
