Türkiye’de modern kalp ve göğüs cerrahisinin temellerini atan Orhan Bumin, 1941 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden askeri hekim unvanıyla mezun olarak Türk tıbbında çığır açacak meslek hayatına başladı. Yetenekli cerrah, mesleki kariyeri boyunca geliştirdiği benzersiz teknikler ve gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla ülkemizde göğüs cerrahisinin bağımsız bir disiplin haline gelmesini sağladı.
Tıp eğitimini tamamlamasının hemen ardından, 1942 senesinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi II. Hariciye Kürsüsü bünyesinde asistanlık görevine başladı. Burada genel cerrahi alanında kendisini geliştirdi. Cerrahi alanında gösterdiği bu üstün gayret ve başarılar neticesinde, genel cerrahi uzmanlığını başarıyla elde etti. Sonrasında ise ülkemizde gelişmekte olan toraks cerrahisi alanında ileri düzey eğitim alması kararlaştırıldı. Milli Savunma Bakanlığı tarafından 1947 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderilen hekim, buradaki prestijli hastanelerde görev yaptı. Amerika'daki farklı klinik ve sağlık kuruluşlarında aktif olarak çalışarak cerrahi pratiğini ve bilgi birikimini muazzam seviyede artırdı. Yoğun geçen bu verimli eğitim döneminin ardından, 1950 senesinde Türkiye'ye dönerek birikimini aktarmak üzere harekete geçti. Türkiye'ye dönüşünün hemen sonrasında, 1953 yılında I. Hariciye Kliniği çatısı altında, kendi direktörlüğünde faaliyet gösterecek olan ve ülkemizde bu alanda çığır açacak Göğüs Cerrahisi bölümünün kurulmasını sağladı. Bu önemli merkez, ülkemizde modern göğüs cerrahisinin kurumsallaşması yolunda atılan en büyük adımlardan biri oldu. Akademik alandaki çalışmalarına hız kesmeden devam eden hekim, 1958 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne geçerek doçentlik ünvanını kazandı. Takvimler 1961 yılını gösterdiğiğinde ise profesörlük kadrosuna yükseltilerek tıp dünyasındaki konumunu daha da sağlamlaştırdı. Bumin, 1980’li yılların başında hak ettiği akademik emekliliğe ayrılana dek bu saygın tıp fakültesindeki görevini, hocalığını ve klinikteki çalışmalarını büyük bir özveriyle kesintisiz sürdürdü.
Kalp ve Göğüs Cerrahisinde İlklerin Mimarı
Dr. Orhan Bumin, özellikle kalp ve göğüs cerrahisi alanında ölkemizde daha önce hiç denenmemiş çok sayıda modern tedavi metodunun öncü uygulayıcısı oldu. Akciğer loplarının ameliyatla vücuttan uzaklaştırılması işlemi olan pnömektomiyi Türkiye’de gerçekleştiren ilk hekimlerden biri olarak tarihe geçti. Hekimin cerrahi becerileri son derece yüksek düzeydeydi. Kalp kapakçığı ameliyatlarını da gerçekleştirdi. Daralmış kapakçıkları keserek açmayı başardı. Hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen yemek borusu ameliyatlarında da son derece yeni yollar izleyerek bu hayati organın çalışmasını engelleyen hastalıklı bir bölümünün başarılı bir operasyonla çıkarılmasını sağladı. Bu operasyonlar sayesinde, o dönemde tedavisi imkansız görülen pek çok hasta sağlığına kavuşma imkanı buldu.
Bumin'in yenilikçi yaklaşımları sadece cerrahi müdahalelerle sınırlı kalmadı; o, hastaların ameliyat esnasındaki güvenliğini de en üst seviyeye çıkarmayı hedefledi. Akciğer zarı kalınlaşarak organın hayati işlevlerini kısıtladığında, bu zarın soyulması ameliyatını Türkiye’de ilk gerçekleştiren kişi oldu. Operasyon sırasında hastanın solunum yollarının tamamen tıkanmasını engellemek amacıyla, soluk borusundan tüp yerleştirerek bayıltma tekniğini geliştirdi. Bu anestezi yöntemi, göğüs cerrahisi ameliyatlarının çok daha güvenli koşullarda yapılmasına olanak tanıdı. Onun tıp dünyasına kazandırdığı bu soluk borusu tüpü tekniği, cerrahi esnasında karşılaşılabilecek en büyük risklerden birini tamamen ortadan kaldırdı.
Dünya Tıp Literatüründe Bir Türk Hekimi ve Eserleri
Orhan Bumin’in dehası sadece göğüs bölgesiyle sınırlı değildi; o, mide ve bağırsak cerrahisi alanına da son derece önemli katkılar sundu. Sindirim sistemi üzerinde uyguladığı kendine özgü ve son derece yenilikçi bir ameliyat yöntemi, uluslararası tıp literatüründe kendi soyadıyla tescillenerek "Bumin Yöntemi" olarak anılmaya başladı. Bu büyük başarı tıp camiasında yankı buldu. Türk hekimlerinin cerrahi alanındaki gücünü kanıtladı. O, geliştirdiği bu yöntemle mide ve bağırsak cerrahisinde ameliyat sonrası iyileşme sürelerini hızlandıran bir yaklaşım sunmuş oldu.
Değerli akademisyen, uzun yıllara yayılan klinik tecrübelerini ve bilimsel birikimini kaleme aldığı kitaplar aracılığıyla sonraki nesillere aktarmayı bir görev bildi. Hekimin başucu kaynağı niteliğindeki eserleri şundur:
- Akciğer Vereminin Cerrahi Tedavisi (1954)
- Mitral Darlığının Cerrahi Tedavisi ve Komissürotomi (1955)
- Sindirim Sistemi Cerrahisi (1961)
- Cerrahide Muayene Usulleri ve Hastalıklardaki Bulgular (1976)
Dr. Orhan Bumin, cerrahiye adanmış ömrüyle Türkiye'de hekimlik mesleğinin en saygın temsilcilerinden biri haline geldi. Hem yetiştirdiği yüzlerce öğrenci hem de tıp literatüründe kazandırdığı eşsiz tedavi teknikleriyle ülkemizin tıp tarihindeki mümtaz yerini her zaman koruyacaktır. Onun attığı sağlam adımlar, günümüzde dahi genç cerrahlara ilham vermeye ve yol göstermeye devam etmektedir.