Tarihin tozlu sayfalarında önemli izler bırakan Ömer Yâver Paşa, Osmanlı'nın son dönemine yön veren asker ve devlet adamlarından biridir. Kendisi, Adıgeli göçmen bir ailenin evladı olarak 1861 yılında dünyaya geldi. Göçmen kökenli bir subay olarak başladığı askerlik serüveninde, cephelerde gösterdiği kararlılıkla ön plana çıktı. Askeri dehasıyla yükselerek Harbiye Nazırlığı makamına kadar ulaştı. Özellikle Mondros Ateşkes Anlaşması sonrasındaki Tevfik Paşa kabinesinde üstlendiği Savaş Bakanlığı görevi, onun siyasi kariyerinin en tepe noktasını oluşturur. Savaş sonrasının çalkantılı ikliminde Ankara Hükümeyi ile yolları tamamen ayrıldı. 1920 senesinde gıyabında alınan idam kararı ve ardından başlayan zorunlu sürgünlük yılları, ömrünün son demlerini Beyrut'ta geçirmesine sebep oldu.
Cephelerde Geçen Bir Ömür ve Harbiye Nazırlığı
Ömer Yâver Paşa, askeri eğitiminin ardından imparatorluğun kaderini belirleyen pek çok savaşta ön saflarda mücadele etti. Bu doğrultuda ilk büyük askeri deneyimlerinden birini 1897 yılındaki Osmanlı-Yunan Savaşı'nda bizzat cephede bulunarak kazandı. Tarihler Balkan Savaşları'nı gösterdiğinde ise Paşa, yine en kritik çatışma bölgelerinde vatan savunmasındaydı. Kırklareli Muharebesi'nde düşman birliklerine karşı amansız bir direnç sergiledi. Bununla da yetinmeyerek, başkentin korunmasında hayati önem taşıyan tarihi Çatalca Muharebeleri'nde ordunun sevk ve idaresinde görev aldı. Zorlu mücadelelerle geçen cephe yılları, ona devlet yönetiminde de önemli sorumluluklar getirdi. Cephedeki başarıları, onu siyasi alanda da üst düyey görevlere taşıdı. Mondros Ateşkes Anlaşması'nın imzalanmasının ardından kurulan Tevfik Paşa hükümetinde Harbiye Nazırı, yani Savaş Bakanı oldu. 13 Ocak 1919 ile 24 Şubat 1919 tarihleri arasında yürüttüğü bu bakanlık görevi, onun devlet kademesindeki en yüksek memuriyetiydi.
İdam Hükmü ve Sürgün Yılları
Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki Anadolu'da başlayan Kurtuluş Mücadelesi, eski nazır için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu. Milli Mücadele hareketine karşı sergilediği tutum sebebiyle 1920 senesinde Ankara Hükümeyi tarafından gıyabında yargılanan tecrübeli asker Ömer Yâver Paşa, yapılan yargılamalar neticesinde idama mahkûm edildi. Alınan bu karar, onun ülkeden ayrılış sürecini de hızlandırdı. Tarih yaprakları 1922 yılını gösterdiğinde, dönemin padişahı Vahdettin ile birlikte Türkiye topraklarından ayrılmak durumunda kaldı. Yeni kurulan devletin Lozan Antlaşması sonrasında ilan ettiği ve ülkeye girişleri tamamen yasaklanan kişilerden oluşan meşhur 150'likler listesine eklenmesiyle, vatanına dönme ümitleri tamamen son buldu. Vatana dönüş yolu kapanmıştı. Eski Harbiye Nazırı, ömrünün kalan kısmını Lübnan sınırları içerisindeki Beyrut şehrinde sürgün hayatı yaşayarak geçirdi. Zorlu ve çalkantılı geçen sürgün yıllarının ardından, 1931 yılında Beyrut'ta sessizce hayata gözlerini yumdu. Tarih onu bu şekilde kaydetti.
