Hem cephelerde vatar müdafaası yapan hem de edebiyat dünyasında derin izler bırakan Türk askeri ve şairi Ömer Naci, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde fikir dünyasına yön veren Teşkilât-ı Mahsusa ile İttihat ve Terakki hareketlerinin en etkili isimlerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Gençlik yıllarından itibaren kaleme aldığı eserlerle dikkatleri üzerine çeken bu vatansever aydın, askeri görevlerinin yanı sıra coşkulu hitabeti ve edebi makaleleriyle de bir neslin uyanışına öncülük etmiştir.
Edebiyat Sahnesindeki İlk Adımlar ve Yayın Hayatı
Ömer Naci'nin fikir ve edebiyat yolculuğu, henüz öğrencilik yıllarında ve Rumeli'de görev yaptığı dönemde filizlenmeye başladı. İstanbul'da neşredilen Musavver Fen ve Edebiyat dergisinde 1899 yılında yayımlanan ilk şiirleri ve edebi yazıları, genç yazarın kaleminin gücünü ortaya koydu. Edebi üretimini hız kesmeden sürdüren şair, 1900 ve 1901 yıllarında dönemin en önemli yayın organlarından biri olan Servet-i Fünûn dergisine gönderdiği makaleler ve şiirlerle edebi kimliğini pekiştirdi. Selanik'te bulunduğu dönemde de yazın hayatından kopmayan yazar, Çocuk Bahçesi adlı edebi dergide yayımladığı yazılarla düşüncelerini geniş kitlelere ulaştırmayı başardı. Yazın hayatına katkıları durmaksızın devam etti.
Fikir dünyasını ve siyasi duruşunu kalemiyle şekillendiren Ömer Naci'nin edebi ve fikri yazılarının yayımlandığı başlıca yayın organları şunlardır:
- 1899 yılında şiirlerinin yer aldığı Musavver Fen ve Edebiyat dergisi,
- 1900-1901 yıllarında şiir ve makaleler yazdığı Servet-i Fünûn dergisi,
- Selanik döneminde yazılarını neşrettiği Çocuk Bahçesi edebiyat dergisi,
- Paris yıllarında imzasız yazılar yazdığı Şûrâ-yı Ümmet gazetesi.
Paris Yılları ve İttihat ve Terakki'nin Güçlü Sesi
Edebi çalışmalarının ardından yönünü siyasete ve vatan savunmasına çeviren Ömer Naci, 1907 senesinde rotasını Fransa'nın başkenti Paris'e kırdı. Burada dönemin muhalif hareketi olan İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne dahil olarak aktif siyasi mücadelesine hız verdi. Cemiyete katılımı mücadelesini daha da güçlendirdi. Paris günlerinde üstün konuşma yeteneği ve kitleleri peşinden sürükleyen coşkusuyla öne çıkarak cemiyet içerisinde kısa sürede "İttihat ve Terakki'nin hatibi" unvanıyla büyük bir şöhret kazandı. Siyasi mücadelesini sadece meydanlarda değil, yazılı basında da sürdüren hatip asker, Şûrâ-yı Ümmet gazetesinde imzasız yazılar kaleme alarak hürriyet fikirlerinin yayılmasına hizmet etti.
İran Zindanlarından İstanbul'a Uzanan Zorlu Mücadele
Vatanın selameti için sınır tanımayan Ömer Naci, İran Azerbaycanı bölgesinde yürüttüğü devrimci faaliyetler sebebiyle büyük tehlikelerle karşı karşıya kaldı. Bu bölgedeki çalışmaları nedeniyle Tahran'da tutuklanarak hapse atılan ve ardından idama mahkum edilen mücadeleci asker, adeta ölümle burun buruna geldi. Ancak 1908 yılında ilan edilen Meşrutiyet'in ardından esen yeni rüzgarlar, onun kaderini de değiştirdi. 1908 yılı hayatında adeta bir dönüm noktası oldu. Türk hükümetinin yürüttüğü yoğun diplomatik çabalar ve girişimler neticesinde idam sehpasının eşiğinden dönerek özgürlüğüne kavuştu. Böylelikle payitaht İstanbul'a güvenle geri döndü.
