Türk organize suç dünyasının en çok tartışılan figürlerinden biri olan Nurullah Tevfik Ağansoy, geçmişte Ülkü Ocakları bünyesinde yer almış eski bir eylemcidir. Adı tüm ülkeyi sarsan meşhur Susurluk skandalı ile bir kez daha gündeme gelen bu isim, yasa dışı faaliyetlerin ve devlet içindeki karanlık ilişkiler ağının tam merkezinde bulunuyordu.
Darbeden Cezaevine Uzanan Yıllar
Türkiye tarihinin en sancılı dönemlerinden biri olan 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından, Ağansoy için de hareketli günler başladı. Gerçekleştirdiği yasa dışı eylemler nedeniyle kısa sürede yakalandı. Yargılama süreçlerinin sonucunda mahkeme, sanığın suçlarını sabitleyerek kendisini 16 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkûmiyet karara bağlanırken, sanığa yöneltilen ağır suçlamalar arasında şunlar vardı:
- Silahlı saldırı eylemlerinde aktif rol oynamak
- Farklı noktalarda gerçekleştirilen bombalama olaylarına karışmak
- Doğrudan ölümle sonuçlanan cinayet planlarını icra etmek
İtirafçılık Dönemi ve İstihbarat Bağlantıları
Demir parmaklıklar arkasındayken de hakkındaki hukuki takipler durmak bilmedi. Takvimler 1986 yılını gösterdiğinde, cezaevinde bulunan Ağansoy'a yönelik beş farklı cinayet suçlaması daha dosyaya eklendi. Bu kritik gelişmenin ardından köşeye sıkışan eski eylemci, kendi durumunu hafifletmek amacıyla Türk istihbaratı ile masaya oturarak şartlar üzerinde anlaştı ve düzenli bir işbirlişi sürecine adım attı. Devlet organlarıyla yürüttüğü bu sırlı ortaklık, onun yeraltı dünyasındaki dengeleri tamamen değiştirmesine zemin hazırladı. Uzun süren tutukluluk döneminin nihayete ermesiyle birlikte, 1989 yılında resmen tahliye edilerek hürriyetine kavuştu.
Eski Ortakla Gelen Trajik Son
Serbest kaldıktan sonra yeraltı faaliyetlerine dönen Ağansoy'un önündeki en büyük engel yavaş yavaş beliriyordu. Geçmişte birlikte büyük işler başardığı eski iş ortağı Alaattin Çakıcı ile yolları kanlı bir hesaplaşmayla ayrıldı. Aralarındaki çatışma geri dönülemez bir boyuta ulaşınca, eski ortağının verdiği ölüm talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen bir suikast neticesinde hayatını kaybetti. Bu tasfiye, Türkiye'nin karanlık dönemlerindeki en büyük mafya hesaplaşmalarından biri olarak kayıtlara geçti.