Cumhuriyet döneminin en üretken isimlerinden biri olan Nihad Sâmi Banarlı, 1907 yılında İstanbul'un tarihi semti Fatih'te dünyaya gözlerini açtı. Edebiyat dünyamıza kazandırdığı kıymetli eserler, hazırladığı ders kitapları ve yetiştirdiği çok sayıda lise öğrencisiyle tanınan usta isim, hayatı boyunca Türk dilinin korunması ve doğru şekilde öğretilmesi adına kararlılıkla mücadele etmiştir. Kendisi, yarım asra yaklaşan meslek hayatı boyunca ülkenin en prestijli okullarında edebiyat öğretmenliği yapmış, aynı zamanda gazetelerde kaleme aldığı yazılarla geniş kitlelere ulaşmıştır. 13 Ağustos 1974 tarihinde doğduğu şehir olan İstanbul'da vefat eden yazar, geride Türk kültür tarihine ışık tutan anıtsal eserler bırakmıştır.
Köklü Bir Aileden Eğitim Kürsülerine
Usta kalemin edebiyatla iç içe olan yaşam öyküsü, ailesinin entelektüel birikimiyle şekillenmiştir. Trabzon Milletvekili ve şair olan Ömer Hilmi Bey'in torunu olan Banarlı, vali ve şairlik yönü bulunan İlyas Sami Bey ile Nadire Hanım'ın evladı olarak dünyaya gelmiştir. Aile bağlarına büyük önem veren yazar, soyadını ise anne ve babasının ebedi istirahatgâhlarının yer aldığı Tekirdağ iline bağlı Banarlı köyünden almıştır. İlk ve orta öğrenimini İstanbul sınırları içinde başarıyla tamamlayan genç Nihad Sami, yükseköğrenim için de yine bu şehirdeki kurumlara yönelmiştir. Zorlu eğitim aşamalarından geçerek 1927 senesinde İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu'nu bitirmiş, hiç vakit kaybetmeden girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden de 1929 yılında başarıyla mezun olmuştur.
Diplomasını aldıktan hemen sonra öğretmenlik serüvenine başlayan Banarlı, ilk olarak 1929 ile 1934 yılları arasında Edirne'de görev yapmıştır. Buradaki Edirne Lisesi ile Kız ve Erkek Öğretmen Okulu bünyesinde genç zihinlere edebiyat sevgisi aşılamıştır. Ardından tayini İstanbul'a çıkan yazar, 1947 yılına kadar kentin en köklü eğitim kurumlarında öğretmenlik yapmayı sürdürmüştür.
Bu süreçte sırasıyla İstanbul'un seçkin eğitim kurumlarında öğretmenlik yapmayı sürdürüp genç nesiller yetiştirmiştir:
- Kabataş Lisesi
- Galatasaray Lisesi
- Boğaziçi Lisesi
- Şişli Terakki Lisesi
- Işık Lisesi
Lise düzeyindeki bu kıymetli tecrübeleri, onun ilerleyen yıllarda hazırlayacağı ders kitapları için de sağlam bir temel oluşturmuştur.
Kürsülerden Gazete Sütunlarına Uzanan Bir Ömür
Deneyimli eğitimci, 1947 senesinden itibaren kariyerini yükseköğretim seviyesine taşımıştır. Banarlı, 1947-1967 yılları arasında Eğitim Enstitüsü bünyesinde ve 1969 yılına kadar da Yüksek Öğretmen Okulu çatısı altında geleceğin öğretmenlerini yetiştirmiştir. Bu hizmetlerinin yanı sıra, İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü bünyesinde İslami Türk Edebiyatı Tarihi dersleri vermiştir. Mesleğine duyduğu derin saygıya rağmen, kırk yıllık yoğun mesainin ardından 1969 yılında kendi arzusuyla emeklilik kararı almıştır. Ancak emeklilik, onun için sadece resmi görevlerin sonuydu.
Öğretmenlik vazifesini sürdürüken kültür dünyamıza yön veren pek çok kurumda da önemli görevler üstlendi. 1948 yılından başlayarak Hürriyet Gazetesi sayfalarında yer alan 'Edebi Sohbetler' başlıklı köşesinde düzenli olarak yazdı. Yazarlık heyecanını gazete sütunlarına taşıyan Banarlı, 1953 senesinde kurulan İstanbul Fetih Cemiyeti'ne katılarak burada aktif rol almıştır. Cemiyete bağlı İstanbul Enstitüsü'nün müdürlüğünü başarıyla yürütmüştür. Takvimler 1958 yılını gösterdiğinde ise çok önemli bir görevi daha omuzlayarak, Türk edebiyatının dev ismi Yahya Kemal'in adını taşıyan enstitünün tüm yayın işlerini yürütmeye ve kitaplarını neşretmeye başlamıştır.
Kültürel birikimi sayesinde devlet kademelerinde de takdir gören Banarlı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından oluşturulan komisyonlarda yer almıştır. Bakanlığın prestijli projelerinden olan 1000 Temel Eser ile Çağdaş Türk Yazarları komisyonlarına üyelik ve başkanlık yapmıştır. Yaşamının son yıllarında da üretkenliğini kaybetmeyen usta edebiyatçı, 1971'de kurulan Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı'nın Edebiyat Kolu Başkanı seçilmiştir. Aynı dönemde vakfın yayın organı olan Akademi Dergisi'nin müdürlüğünü de üstlenerek kültürel mirasa katkı sunmaya devam etmiştir.
Türk Edebiyatına Yön Veren Başucu Eserleri
Nihad Sâmi Banarlı'nın edebiyata olan tutkusu çok küçük yaşlarda başlamıştır. Yazı hayatına henüz ortaokul sıralarında adım atmıştır. Hece ve aruz vezinlerini ustalıkla kullanarak yazdığı şiirlerin yanı sıra tiyatro oyunları, hikâyeler ve derinlikli denemeler kaleme almıştır. Meslek hayatının ilk yıllarında şiir ve makalelerini Altı Ok, Orhun, Ötüken ve Atsız gibi dönemin dikkat çeken dergilerinde yayımlayarak adını duyurmaya başlamıştır.
İlerleyen yıllarda entelektüel birikimini Ülkü, Yahya Kemâl Mecmuası, Hayat Tarih Mecmuası, Meydan ve Kubbealtı Akademi Mecmuası gibi dergilere taşımıştır. Edebi üretimini sadece dergilerle sınırlı tutmayıp Hürriyet, Akşam ve Yeni Sabah gazetelerinde de çok sayıda makale ve edebi sohbet yayımlamıştır. Onun geniş kitlelerce sevilmesini ve adının edebiyat tarihine altın harflerle yazılmasını sağlayan ise başucu eserleri olmuştur. Bu kıymetli kitapların başında meşhur Türkçenin Sırları gelir. Ayrıca uzun yıllar boyunca liselerde okutulan edebiyat ders kitabı ve kapsamlı çalışması olan Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, onun bu alandaki otoritesini perçinlemiştir.
Ömrünü Türk edebiyatına ve diline adayan bu kıymetli ilim insanı, 13 Ağustos 1974 tarihinde 67 yaşındayken aramızdan ayrılmıştır. Cenazesi, Rumelihisarı'nda yer alan Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir. Ardında bıraktığı Türkçe sevdası, bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.