Ahmet Necati Mert, Türk edebiyatında öyküleri, denemeleri, araştırmaları ve köşe yazılarıyla silinmez izler bırakan yazar ve öğretmen olarak 17 Kasım 2024 tarihinde Adapazarı'nda yetmiş dokuz yaşında vefat etmiştir. 1945 yılında yine aynı şehirde dünyaya gelen usta kalem, yarım asırlık yazı serüveniyle doğduğu kentin kültürel ve toplumsal kimliğini ulusal yazına taşımayı başarmıştır. Mert, sade anlatımı ve gerçekçi taşra gözlemleriyle tanınmıştır.
Sanatla Harmanlanan Gençlik Yılları ve Eğitim Hayatı
Annesi Huriye Hanım ile babası Mustafa Nazmi Bey'in evladı olan yazar, ilkokul öğrenimini Sabiha Hanım İlkokulu bünyesinde tamamlamıştır. Ortaokul ve lise yıllarını ise o dönem Adapazarı sınırları içinde yer alan tek okulda tamamlayarak ilk gençliğini burada geçirmiştir. 1963 senesinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne kaydolarak yükseköğrenim hayatına adım atmıştır. Başkentteki üniversite yıllarında tiyatro ve sinemayla yakından ilgilenmiştir. Ayrıca Fransız Kültür Derneği üyesi olarak çok sayıda film izleyen Mert, Sinematek bünyesinde sinema tarihinin klasikleşmiş yapıtlarını takip etmiştir. Beş sene boyunca devlet tiyatrosunun neredeyse tüm oyunlarını izlemiştir. Yeni Mahalle Halkevi ile Meydan Tiyatrosu kadrosunda yer alıp sahne tozunu bizzat yutarak tiyatro sanatını pratik düzeyde tecrübe etmiştir. 1968 yılında Haldun Taner'in tiyatro oyunları üzerine hazırladığı kapsamlı mezuniyet teziyle fakülte eğitimini başarıyla tamamlamıştır.
Öğretmenlikten Siyasi Sıkıntılara ve Kitapçılığa Geçiş
Üniversiteden mezun olduğu sene ekim ayında, gençlik yıllarını geçirdiği lisesine edebiyat öğretmeni unvanıyla atanmayı başarmıştır. Aynı zamanda Türkiye Öğretmenler Sendikası Adapazarı şubesinde idari kadroda görev alarak çeşitli eğitim seminerleri ve paneller düzenlemiştir. 1971 yılındaki 12 Mart Muhtırası sürecinde Türk Ceza Kanunu'nun 142. ve 312. maddelerine aykırılık gerekçesiyle sıkıyönetim mahkemesince yargılanan yazar, bu suçlamalar nedeniyle dört ay boyunca cezaevinde tutuklu kalmıştır. Dava sebebiyle idari soruşturmaya uğrayarak bakanlık emrine alınmış, üçte bir oranındaki maaş kesintisine dayanamayıp altıncı ayda istifa etmiştir. Tutukluluk sonrasında sendikal ve siyasi etkinliklerin yanı sıra kolektif bir disiplin olan tiyatro faaliyetlerinden de bütünyüle uzaklaşmıştır. Cezaevine girdiğinde öğretmen Necla Soysev ile iki aylık nişanlıdır. Hapiste iken tanıştığı yayıncı Enver Aytekin'in büyük desteği sayesinde 12 Mayıs 1973 tarihinde Gelişim Kitabevi'ni açmıştır. Aynı yıl nişanlısıyla dünyaevine giren yazarın bu evlilikten Emek Korkut ve Emek Emre adlarında iki erkek evladı olmuştur. Gelişim Kitabevi'ni Kasım 2019 tarihine kadar açık tutan Mert, yaşamının büyük bölümünde geçimini kitap ve kırtasiye ticaretinden sağlamıştır. Sonraki yıllarda Ali Dilmen Lisesi ve Hendek'teki özel bir dershanede kısa dönem öğretmenlik yapsa da asıl odağı hep kitapçılık olmuştur.
Taşradan Merkeze Edebi İtirazlar ve Yayıncılık
Babasının yaşamından esinlenerek kaleme aldığı 'Mustafa'nın Karesi' isimli ilk öyküsü 1972 yılında Yansıma dergisi bünyesinde yayımlanmıştır. Bu ilk adımın peşi sıra çeşitli inceleme, eleştiri ve denemeler yazarak Sosyalist Kültür Ansiklopedisi için maddeler üretmiştir. 1975 senesinde askerlik yükümlülüğünü yerine getiren yazar, çalışmalarına hız vermiştir. 1982 yılında Adapazarı'ndaki Sait Faik Abasıyanık anma törenine yazar Kerim Korcan'ın yardımıyla illegal yollardan sızmayı başaran Mert, sunduğu 'korsan bildiri' vasıtasıyla edebiyattaki merkezi otoriteleri taşranın içerisinden açıkça hedef almıştır. Bu olaydan sonra eserlerini ancak sınırlı sayıda dergide yayımlatabilmiştir. Kendi kurduğu Çarksuyu Yayınları aracılığıyla eserlerini uzun süre kendi imkanlarıyla basıp okuyuculara ulaştırmayı sürdürmüştür. 1996 yılında ücretsiz dağıtılmak üzere siyasi yorum ve araştırma içerikli altı aylık bir gazete yayımlamıştır. Hece, Karabatak, Kırklar ve Hece Öykü gibi önemli edebiyat dergilerinde sürekli yazarak edebi verimliliğini her dönem canlı tutmuştur. Sakarya Üniversitesi Senatosu, edebiyata kırk yıl boyunca sunduğu istikrarlı emekler ve duru Türkçe kullanımı dolayısıyla yazara 2012'de Fahri Doktora unvanı sunmuştur.
Yayımlanan Eserleri
- Gramofonlar, Radyolar, Teypler (Hikâye, 1979)
- Bir Bir Değilken (Hikâye, 1979)
- Hindinin Biri (Hikâye, 1980)
- Minnacık Bir Uçurum (Hikâye, 1994)
- Paytonun F'si (Deneme, 1995)
- Geceye Uçurulan Güvercinler (Hikâye, 1996)
- Kapıdan İçeri Girmek (Deneme, 1997)
- Büyük Düğün (Tiyatro, 1998)
- Gönüller Küçüldü (Hikâye, 2002)
- Ömer Seyfettin İslamcı, Milliyetçi ve Modernist Bir Yazar (İnceleme, 2004)
- Öykü Yazmak (İnceleme, 2006)
- Adalı Sinağrit (Sait Faik) (İnceleme, 2006)
- Hikâyem Adapazarı (Otobiyografi, 2008)
- Zamansız (Hikâye, 2011)
- Kelepir Sepet (Deneme, 2012)
- Sait Faik (Biyografi, 2018)
- Şehir ve Ada (İnceleme, 2019)
