Yeşilçam'ın unutulmaz yapıtlarından Tokatçı filmindeki rolüyle hafızalara kazınan ve uluslararası güzellik yarışmalarında Türkiye'yi başarıyla temsil eden Nazan Saatçi, 22 Haziran 1958 tarihinde Samsun'da dünyaya gelmiştir. Orta halli bir ailenin kızı olarak Karadeniz'de başlayan yaşam yolculuğu, onu İstanbul'daki edebiyat eğitiminin ardından Hollywood'a ve oradan da mistik arayışlara sürüklemiştir. Hem oyunculuğu hem de yazarlık kimliğiyle tanınan sanatçı, kariyerinde sınırları aşarak Pakistan'dan Amerika'ya uzanan çok yönlü bir yaşam öyküsüne imza atmıştır.
Yeşilçam'dan Uluslararası Podyumlara Uzanan Başarı
Lise eğitimini doğduğu şehirde tamamlayan genç yetenek, yükseköğrenim için adım attığı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden başarıyla mezun olmuştur. Sanatçının aile bağları da sanatla örülüdür. Ünlü besteci İsmet Nedim Saatçi kendisinin amcasıdır. Kariyerinin dönüm noktası ise 1976 yılında Tercüman gazetesinin eki olan İnci dergisinin düzenlediği yarışma ile gerçekleşmiştir. 'Sinemanın Kralı ve Kraliçesi' adını taşıyan bu organizasyonda Nazan Şenay adıyla sahneye çıkmış ve Bulut Aras ile birinciliği paylaşmıştır. Ayhan Işık ve Türkan Şoray gibi dev isimlerin yer aldığı jüri, ona sinema dünyasının kapılarını açmıştır. Podyumlardaki başarısını taçlandırmak isteyen Saatçi, 1978'de İtalya'daki Miss Europe yarışmasında üçüncülük elde etmiştir. Ardından 1981'de İtalya'da düzenlenen yetenek yarışmasını kazanmıştır. Filipinler'deki Miss Asia Pacific güzellik yarışmasında ise dünya ikincisi olarak adından söz ettirmiştir.
Sınırları Aşan Oyunculuk Kariyeri ve Müzik Yolculuğu
Yeşilçam'a ilk adımını 1976 yılında usta yönetmen Osman Seden'in imzasını taşıyan Bıktım Her Gün Ölmekten adlı sinema filmiyle atan Saatçi, aynı dönemde fotoroman projelerinde de boy göstermiştir. Cüneyt Arkın ile Ölümsüz filminde oynamıştır. Bulut Aras ile de ortak projelere imza atmıştır. Türkiye sınırlarını aşan şöhreti sayesinde Pakistan, Hindistan, Sri Lanka, Nepal ve Fransa gibi ülkelerden cazip teklifler almıştır. Özellikle Pakistan'da olağanüstü bir sevgiyle karşılanan sanatçı, burada birçok sinema eserinde başrolü üstlenmiştir. Dönemin ünlü aktörleri Nadeem ve Jawed Sheikh ile kamera karşısına geçme fırsatı bulmuştur. Türk izleyicisinin zihnine ise 1983 yapımı Tokatçı filminde hayat verdiği Emine karakteriyle yerleşmiştir. Kemal Sunal ve Şevket Altuğ ile başrolü paylaştığı bu yapıt, onun televizyon tarihindeki en bilinen işidir. Kariyerinin en parlak döneminde sürpriz bir kararla Türkiye'den ayrılarak Pakistan'a yerleşme kararı almıştır. Çok yönlü sanatçı, oyunculuğunun yanı sıra tüm sözlerini kendi yazdığı Param Yok Ki isimli bir müzik albümü çıkarmıştır. Bu müzikal yeteneği sayesinde Florida'daki Universal Studios'ta şarkı söylemesi için özel olarak davet edilmiştir.
Nazan Saatçi'nin rol aldığı en önemli yapımlardan bazıları şunlardır:
- Tokatçı (1983)
- Ölümsüz (1982)
- Baba Kartal (1979)
- Bıktım Her Gün Ölmekten (1976)
Amerika Yılları, Yazarlık ve Spiritüel Uyanış
Nazan Saatçi, 1995 yılından itibaren yaşamını Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya eyaletinde sürdürmeye karar vermiştir. Yeni dünyada çocuk hikayeleri yazmaya odaklanan yazar, bu eserleri kendisi resimlemektedir. Yazarın 2016 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde kaleme aldığı Donny Trumpet Goes to the Election: The Story of a Yuge Yellow Bird isimli eser, çocuk edebiyatına sunduğu en renkli katkılardan biridir. Sanatçı Amerika'da hipnoterapi eğitimleri de almıştır. Ruhsal ve spiritüel alanlarda derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Palo Alto Hipnoterapi Okulu ile Florida'daki Gerald F. Kein Omni Hipnoz Eğitim Merkezi bu eğitimlerin adresleridir. Sanatçının ruhsal yolculuğu, 2008 yılında normal fiziksel kulağın algılayamadığı farklı boyutlardaki frekansları duymaya başlamasıyla yeni bir evreye geçmiştir. Bu deneyimlerin akabinde doğanın koruyucuları olarak nitelendirdiği küçük enerji varlıklarıyla uzun soluklu bir iletişim kurmuştur. Bu süreç tam on yıl sürmüştür. Sonrasında ise edindiği mesajları özel videolara dönüştürmüştür. Saatçi, bu ruhani çalışmaların doğa, insan ve hayvan ilişkilerini güçlendireceğine yürekten inanmaktadır. Maneviyatın gücüne inanan eski oyuncu, modern dünyada daha yaşanabilir bir çevre yaratmayı hedeflemektedir.
