Ahmet Nail Güreli, Türk basınının ve edebiyat dünyasının en saygın figürlerinden biri olarak, 13 Şubat 1932 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. 26 Ekim 2016'da yine doğduğu şehirde hayata veda eden usta yazar, gazetecilik meslek ahlakının ve örgütlü mücadelenin simge isimlerinden biri haline geldi. Onun meslek aşkı herkese örnek oldu. Yaşamı boyunca kalemiyle toplumsal gerçeklerin peşinden koşan Güreli, mesleki kariyeri boyunca sadece muhabirlik yapmakla kalmadı; aynı zamanda Türk medyasının kurumsallaşması ve basın çalışanlarının haklarının korunması için devrim niteliğinde adımlar attı. Kabataş'tan Sultanahmet'e uzanan lise yıllarının ardından Gazetecilik Yüksek Okulu'ndan mezun olan gazeteci, Babıali'de yarım asrı aşan unutulmaz bir miras bıraktı.
Mizah Yazarlığından Babıali'nin Zirvesine
Nail Güreli'nin yazın hayatındaki ilk adımları, henüz 1950 yılında Kahkaha Dergisi bünyesinde kaleme aldığı mizahi yazılarla başladı. Gazetecilik Yüksek Okulu'ndan mezun olmasının hemen ardından, 1952 senesinde Hizmet gazetesinde muhabir olarak aktif basın hayatına adım attı. Mesleğe olan bağlılığı ve titiz çalışması sayesinde kısa sürede dikkat çeken Güreli; Son Posta, Son Telgraf, Tan, Akşam, Vatan, İkdam gibi tarihi yayın organlarında görev aldı. Hürriyet Haber Ajansı, Hürriyet, Güneş ve Milliyet gibi ana akım medyanın devlerinde ise şeflikten haber müdürlüğüne, yazı işleri müdürlüğünden genel yayın yönetmenliğine kadar her kademede emek verdi. Son dönemlerinde Günlük Evrensel gazetesindeki köşesinden okurlarına seslenen yazar, henüz 1959 yılında 'yılın gazetecisi' seçilerek mesleki dehasını erken yaşta kanıtlamıştı.
Mesleki Örgütlenme ve Hak Mücadelesi
Türk medyasında dayanışma ruhunu canlandırmayı hedefleyen usta gazeteci, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) bünyesinde yirmi yılı aşkın süre aktif sorumluluklar üstlendi. 1982 yılında TGS Genel Başkanlığı görevini noktaladıktan sonra, siyasi alanda şansını denemek amacıyla Sosyal Demokrat Parti'nin (SODEP) kurucu üyeleri arasında yer aldı; fakat dönemin askeri vesayeti tarafından vetoyla karşılaştı. Nail Güreli'nin asıl unutulmaz başarıları ise 18 Mart 1994 ile 3 Nisan 2001 tarihleri arasında yürüttüğü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanlığı döneminde gerçekleşti. Bu süreçte Türk basınına kazandırılan önemli yenilikler şunlardır:
- TGC'nin günlük resmi yayın organı olan Bizim Gazete'nin yayın hayatına başlaması,
- Gazetecilik etik değerlerini güvence altına alan Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nin kamuoyuna sunulması,
- Hürriyet gazetesi sponsorluğundaki prestijli Sedat Simavi Ödülleri'nin cemiyet çatısı altına taşınması,
- Anadolu basınını desteklemek adına Konrad Adenauer Stiftung ile ortaklaşa Medya Projesi'nin hayata geçirilmesi,
- Ülke genelindeki meslek odalarını birleştiren Gazeteciler Cemiyetleri Başkan Konseyi ile Basın Senatosu'nun kurulması,
- Faili meşhul cinayetlere kurban giden meslektaşları anmak üzere 6 Nisan'ın Öldürülen Gazeteciler Günü ilan edilmesi,
- Yedi farklı meslek örgütünün bir araya geldiği güçlü bir dayanışma platformunun oluşturulması.
Cemiyette katılımcı ve yenilikçi bir yapının önünü açmak amacıyla 2 Nisan 2001 tarihinde kendi isteğiyle TGC başkanlığından istifa eden Güreli, ömrü boyunca ilkeli duruşundan asla taviz vermedi. Bu kararlı duruşu takdir topladı.
Edebi Üretkenlik ve Kazanılan Ödüller
Meslek yaşamı boyunca sergilediği üstün performansla 12 ayrı meslek ödülüne değer görülen Ahmet Nail Güreli, Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından verilen röportaj ödülünün de sahibi oldu. Toplumsal barışa sunduğu katkılarla Orhan Apaydın Vakfı Demokrasi ve Barış Ödülü ile Sertel Gazetecilik Vakfı Demokrasi Ödülü gibi saygın nişanlara layık görüldü. Basın Şeref Kartı taşıyan Güreli, özel yaşamında Mine Güreli ile evliydi ve bir evlat sahibiydi. Ayrıca kalemini edebiyatın farklı alanlarında da oynatan yazar; röportaj, öykü, araştırma, deneme ve hatta şiir türlerinde çok sayıda eser üretti. 1978 basımlı Evde Kalmış Kızlar röportaj kitabından, 2015 yılında çıkardığı son eseri Gazeteciler Gazetecileri ve Kendilerini Anlatıyor çalışmasına kadar geniş bir bibliyografyaya imza atarak ardında silinmez izler bıraktı.
