Naci Kalmukoğlu, 1896 yılında Harkiv şehrinde doğmuştur. Asıl adı Nicolai Kalmikoff olan sanatçı, Rusya'daki Bolşevik Devrimi'nin yarattığı kargaşa ortamı nedeniyle 1920 yılında İstanbul'a gelip yerleşmiş ve çağdaş Türk resim sanatında iz bırakmış bağımsız bir ressamdır. Ülkesinden ayrılıp Türkiye'de yeni bir yaşam kuran Kalmuk Türkleri kökenli ressam; portreleri, nü çalışmaları, tarihi tabloları ve binaların duvarlarına yaptığı resimlerle tanınır. Bu başarılı çalşmaları, onun ülke genelinde geniş bir kitle tarafından kabul görmesini ve takdir edilmesini sağlamıştır.
Harkiv'den İstanbul'a Kaçış
Harkiv kentinde varlıklı bir Ortodoks ailenin üç çocuğundan biri olarak hayata gözlerini açtı. Babasının adı kereste tüccarı olan İvan, annesi Kladati idi. Babasının yoğun isteği üzerine Harkiv'de başladığı ticaret eğitimini kısa süre sonra yarıda bıraktı. Sanata duyduğu büyük ve önlenemez ilgi nedeniyle okulunu değiştirerek Sanat Enstitüsü'ne geçiş yaptı. Bu yeni eğitim kurumunda, ülkenin en değerli isimlerinden ayrıntılı dekoraörlük eğitimi alma fırsatı buldu. Ancak 1919 yılında baş gösteren Bolşevik Devrimi, huzursuzluklar nedeniyle ailesinin tüm yaşam planlarını altüst etti. Genç ressam, yarıda kalan sanat eğitiminin ardından ülkesinde baş gösteren kargaşadan ve savaştan kaçmak amacıyla ailesiyle birlikte Kırım üzerinden geçerek İstanbul'a ulaşan sığınmacı kafilelerine katılarak yola koyuldu. O dönemde Rus sığınmacılara destek veren Cemiyet-i Akvam, kendisine ulaşarak çeşitli dekoratörlük işleri sağladı. Ayrıca kurum, resim çalşmalarınğı sürdürebilmesi adına ihtiyaç duyduğu malzemeler için para yardımında yaptı. Böylece Türkiye'de dekoratörlük ile ressamlığı bir arada yürüteceği yeni bir hayat kurdu.
Sanatsal Gelişim ve Türkçe İsim
1922 yılına gelindiğinde İstanbul Rus Ressamlar Birliği'nin düzenlediği sanat sergilerine katılarak eserlerini halka sundu. Bu dönemde tiyatro dekorları, oteller, lokantalar ve büyük sinemalar için panolar yaptı. Uzun süre boyunca ressam kimliğinden ziyade dekoratör yönüyle tanındı. Kurtuluş Savaşı sonrasğndaki dönemde Ankara Halkevi tiyatrosunun bünyesinde dekoratörlük görevini yürütmeye devam etti. 1928 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Berlin'e gönderildi. Sanatçı, 1930 yılında Galatasaray Lisesi bünyesindeki karma sergide altı yapıtıyla yer aldı. Bu eserlerin ikisi etüt, biri Ankara manzarası, diğer üçü ise portre çalşmalarından oluşuyordu. Türkçe isim almadığı için o dönem sergi kataloğuna kendisi "Kalmikof Efendi" adıyla yazılmıştı. Sergilenen eserleri kısa süre içinde alıcı bulunca, sonraki dönemlerde üretmiş olduğu tabloları büyük mağazaların girişlerine koyarak sanatseverlerle buluşturdu. Resim çalşmaları sanat çevrelerinde büyük ilgi görüp tutulunca, adını şimdiki gibi "Naci Kalmukoğlu" şeklinde Türkçeleştirdi. Galatasaray Sergileri'ne on yıl boyunca düzenli olarak katıldı. Bu prestijli sanat etkinliklerinde ressamın toplam altmış dört adet özgün çalşması izleyicilerin beğenisine sunulmuştur.
İzmir Fuarı ve Askerlik Yılları
Ayrıca 1936 ile 1949 yılları arasında gerçekleştirilen İzmir Fuarı organizasyonlarında pavyon duvarlarına büyük boyutlu resimler çizdi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gayrimüslimlere yönelik uygulanan zorunlu askerlik kapsamında Yirmi Kur'a Nafia Askeri olarak amele taburuna sevk edilerek ordu birlikleri içine alındı. Askerlik görevini Balşkesir'in Sındırgı ilçesinde yer alan Tepecik köyündeki amele taburu bünyesinde gerçekleştirdi. Askerlik dönemindeki zorluklara rağmen beşyüzün üzerinde çizim üretti. Sanatçı, 1956 yılında İstanbul'da hayata veda etti. İstanbul'da vefat eden değerli sanatçı, gerisinde Türk resmine kazandırdığı çok sayıda özgün eser bıraktı.
Sanatçının Türk resim ve mimari sanatı genelinde öne çıkan çalşmaları şu başlıklarda toplanabilir:
- Portre çalşmaları
- Nü figür tasvirleri
- Tarihsel konulu tablolar
- Büyük boyutlu duvar resimleri ve dekoratif panolar