Türkiye solunun ve işçi hareketinin tarihsel sürecinde iz bırakan Mustafa Asım Hayrullahoğlu, 1948'de Diyarbakır'da dünyaya gözlerini açmış, 1982 yılında ise İstanbul'da gözaltındayken uğradığı ağır işkenceler neticesinde hayatını kaybetmiştir. Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde tamamlayan Hayrullahoğlu, 1960'lı yıllardan itibaren öğrenci eylemlerinin ve sendikal örgütlenmelerin ön saflarında mücadele etmiştir.
Gençlik Yılları ve İşçi Hareketlerindeki Mücadelesi
Üniversite eğitimi sırasında dönemin yükselen gençlik hareketlerine katılan Hayrullahoğlu, Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) ve Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) bünyesinde aktif çalışmalar yürüttü. Öğrenci eylemlerinin yanı sıra rotasını emekçilerin mücadelesine de çeviren siyasetçi, Türkiye İşçi Partisi'ne (TİP) katıldı. Özellikle 1969 yılındaki Sungurlar direnişi başta olmak üzere pek çok işçi eyleminin örgütlenmesinde sorumluluklar üstlendi. Tarihe geçen 15-16 Haziran 1970 genel grevinin örgütlenme aşamasında kritik vazifeler alarak DİSK'in kapatılmasını engelleyen kadrolar arasında bulundu. Bu süreçte ayrıca işçi sınıfının sesini duyurmak amacıyla Tekel Gerçek isimli fabrika gazetesinin yayınlanmasına katkı sağladı.
Hayrullahoğlu'nun gençlik ve işçi hareketleri dönemindeki temel faaliyetleri şunlardır:
- Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) ve Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) bünyesindeki gençlik çalışmaları,
- Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyeliğiyle başlayan ve Sungurlar işçi direnişiyle devam eden sendikal mücadeleler,
- 15-16 Haziran 1970 genel grevinin organize edilmesi ve Tekel Gerçek gazetesinin çıkarılması gibi emek eksenli faaliyetler.
Darbelere Karşı Direniş ve Yeraltı Faaliyetleri
12 Mart 1971 askeri darbesinin baskıcı ortamında yasadışı çalışma hayatına geçmek zorunda kalan Hayrullahoğlu, faaliyetlerini gizlilik içinde sürdürdü. Siyasi mücadelesini kararlılıkla devam ettirerek 1975 yılında Türkiye Komünist Partisi'ne (TKP) üye oldu. Parti bünyesinde farklı kademelerde görevler alan Hayrullahoğlu, özellikle İstanbul'daki sendikal yapılanmanın ve örgütlenme ağının güçlendirilmesinde etkin bir figür haline geldi. Ancak 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardından baskılar daha da yoğunlaştı. Hayrullahoğlu, Kasım 1982'de güvenlik güçleri tarafından yakalandı.
Gözaltı Süreci ve Hukuk Mücadelesi
Gözaltında tutulduğu süre boyunca ağır ve sistemli işkencelere maruz bırakılan Hayrullahoğlu, tüm baskılara rağmen inançlarını korudu. Partisine ve yoldaşlarına dair hiçbir bilgi vermeyen siyasetçi, sorgusu esnasında hayatını kaybetmiştir. Vefatının ardından cenazesi, emniyet güçlerince sessizce İstanbul Kasımpaşa'daki kimsesizler mezarlığına defnedildi.
Oğullarının akıbetinin peşini bırakmayan acılı annenin kararlı şikayeti üzerine, 1984 yılında Sıkıyönetim 2 Numaralı Askeri Mahkemesi'nde tarihi bir dava süreci başladı. Yapılan yargılamalar sonucunda, işkenceyle ölüme sebebiyet vermek suçundan yargılanan 5 polis memurundan 3'ü mahkum edildi. Komiser muavinleri Ümit Baybek, Mehmet Yetiş ve Orhan Yaman, 1 Nisan 1986'da onar yıl sekizer ay hapis cezasına çarptırılırken, Ali Can Özgenler ve Engin Devren beraat etti.
