Hem tıp hem de ilahiyat alanındaki çalışmalarıyla tanınan hekim ve mutasavvıf Hüseyin Münir Derman, 1910 yılında Trabzon'un Vakfıkebir ilçesinde dünyaya geldi. Yaşamı boyunca bilim ile tasavvufu harmanlayan Derman, Türkiye'nin ilk kopan ayak dikimi ameliyatını gerçekleştirerek tıp tarihine geçerken, yazdığı eserler ve verdiği vaazlarla da manevi dünyayı aydınlattı. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemleri ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk ve orta yıllarına tanıklık eden Derman, 1989 yılında Ankara'da vefat etti. Çok yönlü kişiliğiyle hem bilim dünyasında hem de tasavvuf çevrelerinde derin izler bırakan sıradışı bir entelektüeldi.
Köklü Aile Mirası ve Savaş Yıllarının Zorlu Göçleri
Derman, Kafkasya göçmeni saygın bir aileye mensuptur. Büyük dedesi, Kafkasya'nın efsanevi lideri ve Dağıstan İmamı Şeyh Şamil olan hekimin anne tarafı da Türk siyasi hayatında önemli bir konuma sahipti. Münir Derman'ın annesi Şehvar Hatun'un erkek kardeşi Hasan Tahsin Tüzün, 1946 yılındaki seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nden 8. Dönem Gümüşhane Milletvekili seçilerek meclise girmiştir. Münir Derman'ın doğum tarihi kaynaklarda 29 Şubat 1910 ve 8 Temmuz 1910 olarak iki farklı şekilde zikredilmektedir. Trabzon vilayetinin şirin bir ilçesi olan Vakfıkebir'de doğan Münir Derman, henüz dört yaşındayken manevi eğitim alması amacıyla ailesi tarafından Buharalı Ömer İnan Efendi'nin rahlesine gönderilmiştir. Aydınlatıcı bir eğitim alan Derman, henüz dokuz yaşındayken hafızlık eğitimini tamamlamayı başarmıştır.
I. Dünya Savaşı'nın getirdiği zorluklar ve işgal yılları, Derman ailesinin hayatını derinden etkiledi. Rus ordusunun Trabzon'u işgal etmesi üzerine aile, 1917 senesinde Gümüşhane'ye göç etmek zorunda kaldı. Ancak savaşın yıkıcı etkileri Gümüşhane'yi de vurunca ve Ruslar burayı da işgal edince, aile bu kez de muhacir olarak Ankara'ya göç etti. Bu zorlu savaş ve göç koşullarına rağmen Derman, eğitim hayatından asla kopmadı. Trabzon Erkek Lisesi'ni birincilikle bitirdi. Lisedeki üstün performansı, ona devlet bursuyla Fransa'da yükseköğrenim görme kapılarını araladı.
Avrupa'dan Mısır'a Uzanan Çok Yönlü Eğitim Yolculuğu
Devlet bursunu kazandıktan sonra Fransa'ya giden Münir Derman, Lyon Üniversitesi'ne kayıt yaptırdı. Burs kazanarak Fransa'da Lyon Üniversitesi'ne yazıldı. Bu üniversitede öncelikle psikoloji bölümünü başarıyla tamamladı. Ardından felsefe bölümünü de tamamladı. Bilimsel merakı onu tıp alanına da yöneltti ve aynı zamanda Lyon'da tıp fakültesine kaydoldu. Fransa'daki eğitimi süresince şu alanlarda uzmanlaştı:
- Psikoloji alanında lisans derecesini almıştır.
- Felsefe bölümünü başarıyla tamamlamıştır.
- Tıp fakültesinde eğitimini dördüncü sınıfa kadar sürdürmüştür.
Tıp eğitimini sürdürmekteyken, eş zamanlı olarak Mısır'da bulunan ve İslam dünyasının en saygın kurumlarından biri olan El-Ezher Üniversitesi'nde de öğrencilik yaptı. Tıp fakültesinin dördüncü sınıfına ulaştığında, El-Ezher Üniversitesi'ndeki eğitimini tamamlayarak mezun oldu ve Türkiye'ye geri döndü. Fransa'da başladığı tıp tahsilinin son senesini ise İstanbul Üniversitesi'nde tamamlayarak tıp doktoru unvanını aldı.
Tıpta Çığır Açan Ameliyatı, Eserleri ve Vefatı
Türkiye'ye döndükten sonra hem tıp hem de maneviyat alanında yoğun bir çalışma temposuna giren Münir Derman, her iki kulvarda da önemli izler bıraktı. Tıp kariyeri boyunca büyük çalışmalar gerçekleştirdi. Dönemin tıbbi yetersizliklerine rağmen Türkiye'de bir ilke imza atarak, ülkemizdeki ilk kopan ayak dikimi ameliyatı gibi son derece karmaşık ve büyük çaplı bir cerrahi çalışmayı başarıyla tamamladı. Hekimlikteki bu dehasının yanı sıra, manevi dünyada da din alimi ve mutasavvıf kimliğiyle aktif rol oynadı. İlahiyat alanında kaleme aldığı çeşitli kitaplar ve cami kürsülerinden verdiği etkili vaazlar, onun halk nezdinde geniş bir kitle tarafından sevilmesini ve tanınmasını sağladı.
Yaşamını bilim ile inancın uyumu üzerine kuran bu çok yönlü hekim ve mutasavvıf, 2 Aralık 1989 tarihinde Ankara'da hayata gözlerini yumdu. Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayata veda eden Derman'ın naaşı, vefat ettiği günün ertesinde Ankara'nın Memlik Köyü'nde toprağa verildi. Hem tıp tarihine kazandırdığı ilkler hem de ardında bıraktığı dini ve tasavvufi eserlerle adını Türk ilim dünyasına altın harflerle yazdırdı.