Modern Türk tıp tarihinin en parlak yıldızlarından biri olan Ord. Prof. Dr. Muhiddin Erel, 1899 yılında İstanbul'un tarihi semti Eminönü'nde, Hoca Rüstem Mahallesi'nde hayata gözlerini açtı. Cumhuriyet'in kuruluş döneminde yetişen bu vizyoner hekim, tıp eğitiminde devrim niteliğinde adımlar atarak adını altın harflerle yazdırdı. Hayatını hekimliğe, bilime ve eğitime adayan Erel, özellikle Ege Üniversitesi'nin kuruluş sürecindeki liderliği, kurucu dekanlığı ve ilk rektörlüğü ile ülkemizin akademik çehresini sonsuza dek değiştirdi. 1986 yılına kadar süren yaşam yolculuşunda, sadece bir hekim değil, aynı zamanda binlerce öğrenci yetiştiren efsanevi bir hoca oldu.
Erel'in tıp yolculuşu, Osmanlı'nın son döneminde başlayıp genç Cumhuriyet'e uzanan zorlu ama azim dolu bir eğitim serüvenidir. 1924 yılında Darülfünun Tıp Fakültesi'nden başarıyla mezun olan genç tabip, mesleki heyecanla İstanbul Emrazı Saliye İstidaiye Hastanesi bünyesinde asistan olarak göreve başladı. Bilimsel merakı onu sınırların ötesine taşıdı. Hamburg kentinde 1932 yılında Hıfzıssıhha alanında uzmanlığını tamamlayan başarılı hekim, koruyucu tıp alanındaki modern yöntemleri yakından inceleme fırsatı buldu.
Türkiye'ye döndüğünde, ülkesine hizmet etmek için sabırsızlanan Erel, Darülfünun'un reformlarla İstanbul Üniversitesi adını almasıyla birlikte hıfzıssıhha doçentliğine getirildi. Akademik basamakları büyük bir liyakatle tırmanan başarılı bilim insanı, 1 Şubat 1948 tarihinde İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hijyen Enstitüsü profesörlüğüne atandı. Başarıları bununla da sınırlı kalmadı; 28 Şubat 1950'de aynı enstitüde Ordinaryüs Profesörlük unvanına layık görüldü. Henüz bu unvana erişmeden önce, 1946 ile 1948 yılları arasında Tıp Fakültesi Dekanlığı görevini yürüterek yönetsel dehasını da kanıtlamıştı.
İzmir'de Bir Bilim Çınarı Yükseliyor: Ege Üniversitesi Kuruculuğu
Ordinaryüs Profesör Dr. Muhiddin Erel'in kariyerindeki en büyük dönüm noktası, İzmir'de yeni bir yükseköğretim yuvası kurma göreviyle başladı. 2 Mart 1955 tarihinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kurucu Dekanı olarak yetkilendirilen Erel, sđfırdan bir fakülte inşa etmek için kolları sıvadı. 30 Mayıs 1958'de bu yeni yuvanın Hijyen Enstitüsü Ordinaryüs Profesörlüğüne naklen atandı. Bu süreçte sergilediği üstün gayret, onu 11 Mart 1958'de Ege Üniversitesi'nin ilk Rektörü konumuna getirdi. 10 Mart 1960 tarihine kadar sürdürdüğü bu kritik görevde, üniversitenin kurumsal kimliğinin harcını kardı.
1960 yılındaki askeri müdahalenin ardından çıkarılan 114 Sayılı Kanun kapsamında 28 Ekim 1960'ta emekliye sevk edilse de, bilime duyulan ihtiyaç onu 28 Nisan 1961'de yeniden kürsüsüne döndürdü. Yaş haddinden dolayı emekliliği yaklaşmışken, üniversite senatosu onun vizyonundan mahrum kalmamak adına görev süresini tam dört kez uzattı. Bu süreçte idari görevlerden de kaçınmayan Erel, 11 Kasım 1968 ile 28 Haziran 1971 tarihleri arasında izinli olarak Efes Eczacılık Yüksekokulu Müdürlüğü yaptı. 7 Temmuz 1973'te E.Ü. Tıp Fakültesi Koruyucu Hekimlik ve Halk Sağlığı Kürsüsü Başkanı iken nihayet emekli oldu.
Tıp Eğitiminde Dünya Çapında Bir Deha ve Ölümsüz Mirası
Dr. Muhiddin Erel, sadece tıp doktorlarının değil, yardımcı sağlık personelinin eğitimine de büyük önem veriyordu. Türkiye'de sağlık sisteminin ancak bir bütün olarak yükselebileceğini savunan Erel, bu doğrultuda devrimsel adımlar attı. Türkiye'de ilk kez üniversite çatısı altında modern eğitim veren kurumların açılmasına öncülük etti. Onun çabalarıyla hayata geçen bu öncü kurumlar şunlardır:
- Üniversite bünyesindeki ilk Hemşirelik Yüksekokulu
- Nitelikli ara eleman yetiştiren Sağlık Kolejleri
- Bölgenin sağlık üssü olan Ege Üniversitesi Tıp ve Fen Fakülteleri
Geliştirdiği modern eğitim modelleri ve tıp müfredatları sayesinde, dünyaca tanınan tıp eğitimcileri arasında haklı bir ün kazandı. Devletine 43 yılı fiili memuriyet olmak üzere tam 48 yıl boyunca kesintisiz eğitim, araştırma, yayın ve sağlık hizmeti sundu. 18 Mart 1986'da aramızdan ayrılan usta hekimin anısı, kurucusu olduğu Ege Üniversitesi bünyesindeki Muhiddin Erel Amfisi'nde yaşamaya devam ediyor. Ayrıca, tıp dünyasına kazandırdığı eşsiz hizmetler nedeniyle, ölümünden yirmi yıl sonra, 2006 yılında TÜBİTAK Hizmet Ödülü ile onurlandırıldı. O, araştırmaları ve vizyonuyla genç hekimlerin yolunu aydınlatmayı sürdürüyor.