Müge Gürsoy Sökmen, 1981 yılında İstanbul merkezli olarak kurulan Metis Yayınları'nın kurucu ortakları arasında yer alan yayıncılardan biridir. O, yayınevinin kuruluş çalışmalarında bulundu. O dönemde yayınevinin ilk kuruluş çalışmalarında aktif şekilde görev üstlenen Sökmen, yayınevinin hayata geçirilmesinde önemli sorumluluklar üstlenmiştir. Kendisi, yayıncılık ve kültür alanındaki faaliyetlerine İstanbul'da kurulan bu çatı altında adım atmıştır. İstanbul merkezli bu yayınevinin kurulması, o yıllardaki entelektüel arayışların ve kültürel hareketliliğin bir parçası olarak gerçekleşmiştir. Sökmen, yayınevinin kuruluş aşamasında diğer kurucu ortaklarla birlikte ortak bir çalışma ve dayanışma sergilemiştir.
Metis Yayınları Kurucu Kadrosunda Kimler Vardı?
İstanbul merkezli yayınevinin hayata geçmesinde Müge Gürsoy Sökmen ile birlikte çalışan ve kuruluş kadrosunda imzası bulunan diğer kurucu isimler şunlardır:
- Müge Gürsoy (Müge Gürsoy Sökmen)
- Semih Sökmen
- Şahin Beygu
- Reha Erdem
- Cüneyt Vardar
Kuruluş aşamasındaki bu ekip, yayınevinin ilk adımlarını atan gruptur.
Kurucu Ekibin Değişen Mesleki Yönelimleri
Yayınevinin kuruluşunda bir araya gelen bu geniş kadro, zaman içinde farklı yollara yönelmiştir. Kurucu ortakların bir kısmı, ilk dönem çalışmalarının ardından yayınevinden ayrılarak kendi asıl mesleklerine odaklanmışlardır. Ayrıca ekipten bazı kurucu ortaklar da farklı ilgi alanlarına yönelerek yayınevinden ayrılmışlardır. Bu durum, yayınevinin ilk dönemindeki kadro yapısının değişmesine yol açmıştır. Kurucuların mesleklerine ve diğer ilgilerine yönelmesiyle kadro küçülmüş olsa da yayınevi faaliyetlerini sürdürmüştür. Sökmen ve arkadaşlarının 1981 yılındaki bu ortak girişimi, Türkiye'deki yayıncılık dünyasında son derece kalıcı bir iz bırakmıştır. İstanbul'da kurulan bu yayınevinin ilk günlerinden itibaren gösterilen kararlılık, kurucuların ayrılmasına rağmen yayınevinin felsefesini koruyarak kültürel birikimin nesilden nesile aktarılmasında son derece önemli bir köprü vazifesi görmüştür. İlk ekibin dağılmasından sonra her bir kurucunun kendi ilgi alanına ve mesleğine yönelmesi, yayınevinin ilk dönemindeki çok sesli yapısını yansıtırken aynı zamanda yayınevinin kurumsallaşma sürecini de doğrudan etkilemiştir.