1951 yılında Eskişehir'in tarihi dokusuyla büyüleyen ilçesi Sivrihisar'da dünyaya gözlerini açan Metin Yurdanur, ülkemizin kamusal alanlarında sergilenen ilk sivil anıt heykellerin mimarı olarak sanat tarihimize adını altın harflerle yazdırdı. Genellikle bronz malzemeyi işleyerek hayat verdiği anıtsal tasarımlarıyla tanınan usta sanatçı, Ankara başta olmak üzere hem Türkiye'nin dört bir yanında hem de uluslararası arenalarda sergilediği eserleriyle geniş kitlelerin beğenisini kazandı. Kent estetiğine kazandırdığı modern dokunuşlarla bilinen usta isim, estetik ile toplumsal hafızayı aynı potada eriterek sokakları adeta birer açık hava galerisine dönüştürdü.
Sanatçının heykele ve üç boyutlu formlara olan derin sevgisi, çocukluk yıllarında Sivrihisar'ın zengin tarihiyle harmanlanarak şekillendi. Henüz küçük bir çocukken babasının demir dövdüğü atölyede geçirdiği saatler, onun metalle kuracağı ömürlük bağın ilk tohumlarını serpti. Üç bin yıllık Frigya, Roma ve Selçuklu uygarlıklarının görkemli kalıntıları arasında büyüyen genç Metin, bu kadim toprakların sanatsal mirasını ruhunda hissetti. Yaratıcılığını akademik bir disiplinle birleştirmek amacıyla adım attığı Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü'nden 1972 senesinde başarıyla mezun oldu.
Eğitimcilik Yılları ve Başkentin Çehresini Değiştiren Tasarımlar
Mezuniyetinin ardından heykeltıraş kimliğini öğretmenlik mesleğiyle bir arada yürüten Metin Yurdanur, 1972 ile 1978 yılları arasında farklı lise ve öğretmen okullarında genç beyinlere ışık tuttu. Sanat üretimini durmaksızın sürdüren heykeltıraş, ilk görev yeri olan Isparta'da Cumhuriyet'in 50. yılı kutlamalarına özel olarak tasarladığı betondan döküm Atatürk Anıtı ile ilk büyük anıtsal çalışmasını gerçekleştirdi. Bu başarısının ardından 1978-1981 yılları arasında mezun olduğu Gazi Eğitim Enstitüsü bünyesinde modelaj öğretmenliği görevini üstlendi.
Başkent Ankara'nın sokaklarını sanatla buluşturma fikri, sanatçının kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Ankara Belediyesi'nin 1979 yılında başlattığı kenti plastik unsurlarla donatma projesine davet edilen usta heykeltıraş, şehirle bütünleşen benzersiz tasarımlara imza attı. Bugün Ankara'nın simgeleri arasında kabul edilen bu değerli eserler, şehrin kültürel kimliğinin ayrılmaz birer parçası haline geldi:
- Miras: Ankara Garı önünde yükselen ve başkentin ilk sivil heykeli olma unvanını taşıyan abidevi eser.
- Eller: Abdi İpekçi Parkı'nın huzurlu atmosferinde yer alan ve dayanışmayı simgeleyen etkileyici tasarım.
- Dayanışma (Sevgi): Batıkent semtinde sevgi ve birlikteliği sembolize eden estetik heykel.
OSTİM Atölyesinden Dünya Arenasına Uzanan Yolculuk
12 Eylül askeri darbesinin getirdiği zorlu koşullar altında, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu kapsamında akademideki eğitmenlik görevinden uzaklaştırılan Metin Yurdanur, bu engeli yeni bir başlangıca dönüştürdü. Çalışmalarını bağımsız bir sanatçı olarak sürdürme kararı alan usta isim, 1985 yılında Ankara OSTİM sanayi sitesinde kendi profesyonel sanat atölyesini kurdu. Bu yeni atölyede ürettiği ilk büyük çalışma, doğup büyüdüğü toprakların mizahi ve felsefi sembolü olan ve Sivrihisar'ın girişini süsleyen muazzam Nasrettin Hoca heykeli oldu. Sanatçı bu dönemde sadece yurt içine değil, aynı zamanda yurt dışına da odaklanarak küresel ölçekte tanınan bir isim haline geldi.
Zamanla ulusal sınırları aşan heykeltıraş, dünyanın pek çok farklı noktasında sergilenen 100'den fazla kent heykeli üreterek evrensel bir başarı yakaladı. Bronzun gücünü ve estetiğini uzak coğrafyalara taşıyan sanatçının anıtlarının yer aldığı ülkeler şunlardır:
- Almanya
- Japonya
- Macaristan
- Libya
- Türkmenistan
- Moğolistan
- Küba
Kültür Mirasını Yaşatan Müze ve Sanat Evi
Sanatını toplumla buluşturma kararlılığından ödün vermeyen Metin Yurdanur, 2005 yılında atölyesinde biriken fiberglas modellerini Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi yerleşkesinde düzenlenen özel bir sergiyle görücüye çıkardı. "Ben Anadolu'yum, Ben Cumhuriyetim, Ben Halkım" başlığı altında açılan ve yaklaşık 50 nadide eseri barındıran bu anlamlı sergi, büyük ilgi görerek 2012 yılına kadar her sene farklı bir university'de akademisyenler ve öğrencilerle buluştu.
Doğduğu topraklara olan vefa borcunu muhteşem projelerle ödeyen sanatçı, Sivrihisar'ın dik kayalıklarının yamacında, tarihi Surp Yerrortutyun Kilisesi'nin etrafındaki devasa alanda Türkiye'nin en özgün açık hava heykel müzelerinden birini kurdu. Yaklaşık yüz bin metrekarelik devasa bir alana yayılan bu müzede, usta sanatçının 100 civarındaki eseri doğayla iç içe sergilenmektedir. Ayrıca kilisenin hemen yanında konumlanan ve tescilli kültür varlığı olan 1907 tarihli tarihi konağı da satın alan Yurdanur, devlet kurumlarının değerli katkılarıyla burayı restore etti. 2011-2017 yılları arasında titizlikle yürütülen çalışmalar sonucunda "Metin Yurdanur Kültür Sanat Evi ve Heykel Bahçesi" adıyla açılan bu muazzam kültür merkezi, açılışını takip eden iki yıl gibi kısa bir sürede yaklaşık 1 milyon sanatseveri ağırlayarak bölge turizmine ve sanat hayatına devasa bir katkı sundu.
