Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin en trajik sayfalarından biri, 1993 yılının eylül ayında Batman sokaklarında yazıldı. 1953 yılında Mardin'de dünyaya gelen Kürt siyasetçi ve Demokrasi Partisi (DEP) milletvekili Mehmet Sincar, faili meçhul cinayetleri yerinde araştırmak amacıyla gittiği kentte uğradığı hain bir silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Sincar aşiretine mensup olan Mehmet Sincar, Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi'nden mezun oldu. Milletvekili seçilmeden önce aynı zamanda insan hakları alanında yürüttüğü aktif çalışmalarla adını duyurmuştu.
İnsan Hakları Savunuculuğundan Meclis Kürsüsüne
Sincar'ın meclise giden yolu sivil mücadeleden geçiyordu. İnsan hakları savunucusu olan Sincar, Halkın Emek Partisi'nin (HEP) kurucuları arasında yer alarak aktif siyasete atıldı. 1991 yılındaki genel seçimlerde Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) listesinden Mardin Milletvekili seçilerek meclise girdi. Daha sonra ise DEP saflarına geçiş yaptı. Meclis çatısı altında da ezilenlerin sesi olmayı hedefleyen Sincar, bölgesindeki hak ihlallerini dile getirmeye kararlılıkla devam etti.
Siyasi kariyeri boyunca demokratik mücadeleye inanan Mehmet Sincar, sırasıyla şu siyasi yapıların bünyesinde yer almıştır:
- Halkın Emek Partisi (HEP): Kuruluşunda aktif rol üstlendiği ve kurucu kadroları arasında yer aldığı parti.
- Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP): 1991 yılındaki genel seçimlerde ittifak kurarak meclise girdiği siyasi oluşum.
- Demokrasi Partisi (DEP): HEP'in ardılı olarak kurulan ve milletvekilliği görevini sürdürürken yaşamını yitirdiği son partisi.
Karanlık Bir Batman Gününde Gelen Suikast
Bölgede ardı arkası kesilmeyen faili meçhul cinayetlerin gölgesinde geçen 1993 yılı, Mehmet Sincar için de son durak oldu. Gerçekleri açığa çıkarma gayesiyle Batman'a hareket eden milletvekili, 4 Eylül 1993 günü sokak ortasında kurşunların hedefi haline geldi. Bu kanlı eylem, karanlık bir dönemin simgesidir. Suikastın hemen ardından sorumluluğu ilk olarak Türk İntikam Tugayı üstlendi. Ancak olay üzerindeki sır perdesi hiçbir zaman tam anlamıyla aralanamadı.
Yıllar sonra yaşanan Susurluk Skandalı sonrasında devlet kademelerinde hazırlanan resmi raporlar, bu suikasta dair vahim iddiaları gün yüzüne çıkardı. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş tarafından hazırlanan ünlü raporda, cinayetin arkasında Mahmut Yıldırım, terör örgütü PKK itirafçıları Alaattin Kanat, İsmail Yeşilmen ve Mesut Mehmetoğlu'nun bulunduğu iddia edildi. İlerleyen süreçte, yasa dışı Hizbullah örgütü üyeliği suçlamasıyla yakalanan bazı sanıklar cinayeti kendilerinin işledişini meclis komisyonlarına veya mahkemelere itiraf etmiş olsalar da, suikastın arka planı ve azmettiricileri hiçbir zaman hukuken tamamen aydınlatılamadı. Bu durum, Türkiye'nin faili meçhul cinayetler listesinde çözülemeyen bir başka dramatik düğüm olarak kalmaya devam etti.