Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş harcında emeği bulunan, TBMM'nin ilk üç yasama dönemine damga vurmuş Çanakkale sevdalısı bir devlet adamı: Mehmet Dinç. 1873 yılında Ezine'de dünyaya gelen ve ömrünü vatan hizmetine adayan Dinç, Biga ve Çanakkale mebusu olarak milli mücadelenin Ankara'daki en aktif savunucularından biri olmayı başarmıştır. Gerek meclis kürsüsündeki vakur duruşu gerekse yerel kalkınmaya sunduğu ziraat temelli vizyonuyla adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır.
Hukuktan Siyasete Uzanan Bir Yaşam
Ezine topraklarında yeşeren bu idealist ömür, Ali Bey ve Ümmügülsüm Hanım'ın evladı olarak başladı. Eğitimini yerel bir rüştiyede tamamlayan Mehmet Dinç, resmi öğreniminin ötesinde kendisini sürekli geliştiren, az konuşup çok okumasıyla çevre edinen aydın bir şahsiyetti. Doğu kültürüne ve Farsçaya hâkimiyetiyle dikkat çeken Dinç, siyasete atılmadan evvel Biga ilçesinde uzun yıllar boyunca dava vekilliği yürüttü. Hukuki birikimini ziraat ve ticaret faaliyetleriyle harmanlayarak yerel halkın refahı için çabaladı.
Siyasi yaşamı boyunca üstlendiği görevlerden öne çıkanlar şunlardır:
- Birinci ve ikinci yasama dönemlerinde Biga Milletvekilliği,
- Üçüncü yasama döneminde Çanakkale Milletvekilliği,
- Meclis bünyesindeki Maliye, İktisat ve Defter-î Hakânî komisyon üyelikleri,
- Mebusluk sonrasında üstlendiği Çanakkale Meclis-i Umumi azalığı.
Milli Mücadele ve Cumhuriyet'in İlanı
Vatanın bağımsızlık ateşiyle yandığı günlerde, Çanakkale bölgesinin temsilcisi olarak seçilen Mehmet Dinç, 23 Nisan 1920'de açılacak tarihi meclise katılmak üzere yola koyuldu. Bölgenin diğer vekilleri Hafız Hamdi Bey ve Hamit Bey ile birlikte zorlu bir yolculuğun ardından Ankara'ya ulaşan Dinç, parlamentoda maliye, iktisat ve Defter-î Hakânî gibi kritik komisyonlarda görev aldı. 29 Ekim 1923 günü Türk milletinin kaderini çizen Cumhuriyet'in ilanı önergesinin altında gururla imzası bulunan Biga Mebusu Mehmet Dinç, cephe gerisindeki bu üstün hizmetlerinden ötürü yeşil şeritli İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı.
Gelecek Öngörüsü ve Ezine Yılları
İlk Meclis üyelerinin vizyonunu ortaya koyan anketlerde de onun izine rastlamak mümkündür. Evrak ve Tahrirat Müdürü Necmettin Sahir Sılan tarafından yapılan araştırmada, bağımsızlık savaşının ardından ekonomik kalkınmanın nasıl sağlanacağı sorusuna, 'Makinelerin hızla kurulmasına bağlıdır' yanıtını vererek endüstrileşmenin önemini çok önceden sezmiştir. O, tam bir vizyonerdi. Geleceği yerli üretim makinelerinde görüyordu.
Aktif mebusluk görevini tamamladıktan sonra hemen doğduğu topraklara, Ezine'ye geri döndü. Burada uzun yıllar zeytin üreticiliğiyle meşgul olarak toprakla bağını hiçbir zaman koparmadı. Eşi Hatice Hanım ile birlikte Ali Mesut ve Nuriye adında iki evlat yetiştirdi. Son yıllarında yerleştiği Geyikli köyünde, 1 Şubat 1952 tarihinde vefat ederek aramızdan ayrıldı. Naaşı Geyikli köyü mezarlığına defnedildi. Büyük devlet adamının aziz hatırası Çanakkale topraklarında ve belleklerde yaşamaya devam etmektedir.